Social Icons

.

Pages

Sağlıklı Yöntemlerle Hafızanızı Güçlendirin

Günlük hayatımızda pek çok uyarana maruz kalıyoruz ve bu uyaranların birçoğunun farkında dahi değiliz.

Çoğumuz dikkatimizin hızlı dağıldığından ve bizim için önemli olan pek çok şeyi hatırlayamamaktan dert yanıyoruz. Özellikle iş hayatımızda bu durum bizim için son derece zorlayıcı bir hal alabiliyor ve aynı zamanda ilişkilerimizin kalitesini düşürebiliyor. Bu durumların çağımızın önde gelen sorunları arasında yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Peki, bizi zor durumda bırakan bu şikâyetlerimizi hafifletecek basit yöntemler mevcut mu?

Hafızayı güçlendirmekten bahsedince insanların pek çogunun aklına gelen ilk yöntem yazmaktır. Gerçekten de yazmak, yapılacak işleri not etmek, özellikle de günlük tutmak hafızamızı önemli oranda güçlendirecektir. Çünkü yazma eyleminde bulunduğumuzda aynı zamanda görsel hafızamızı da kullanmış oluyoruz. Günlük tutmak bizi, gün sinunda tüm gün yaşadıklarımızı sabahın ilk saatlerinden itibaren neler yaptığımızı hatırlamaya zorlamaktadır. Yazmaktan hoşlanmayan kişiler bunu yatmadan önce “gün içerisinde neler yaptım?” diye düşünerek de hafızalarını belli oranda geliştirebilirler. Birden fazla işle işle aynı zamanda uğraşmamızı gerektiren, takip edilecek işlerin fazla olduğu sektörlerde çalışıyorsak yapılacakları not almak hayat kurtarıcı nitelikte olacaktı

Hafızamızın daha güçlü bir hale gelmesini sağlamak için yapılacak bir diğer önemli yöntem ise alışkanlık haline gelen davranışlarımızı, yöntemlerimizi farklılaştırmak olacaktır. Her zaman kullandığımız bir yöntem ya da uygulama metodunu değiştirmek, rutin haline getirdiğimiz bir gün başlangıcı gibi durumları farklı şekilde yapmak bize hem yeni bir tecrübe imkânı tanıyacak hem de hafızamızı canlı ciddi anlamda tutmaya yardımcı olacaktır.

İyi bir hafızaya sahip olmak aynı zamanda zihinsel aktivitelerimizin sağlıklı olması anlamına geldiğinden dolayı tabi ki hayatımızda hareket olmalı, iyi beslenmeli, sigara ve alkolden olabildiğince uzak durmalıyız. Uyku süresi ve kalitesi de bu anlamda son derece önemlidir. Tüm bunları birlikte ele alacak bir yaşam şekli hafızamızı geliştirmek adına en uygun yöntem olacaktır.
Kaynak.7gunsaglik

Şeker ve Meyve Macunları Faydalı

Meyveli şekerlemeler, jöle ve macunlar sağlığa faydalı! Stockholm Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar bu şekerlerin bitkisel olduğun söylüyor..

Meyveli şekerlerde bulunan pektin zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Pektin, ağır metallerin bağlanmasını sağlayan farklı bir kimyasal yapıya sahip bitkisel kökenli bir karbonhidrattır.

Pektin, ayrıca maddelerin emilmesi konusunda da etkilidir. Bu nedenle tuz, kurşun ve diğer zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.
Kaynak.7gunsaglik

Gribal Enfeksiyon Hastalıkları Tetikte Olmayı Gerektirir

Grip, nezle gibi solunum yolları hastalıkları dikkat edilmediğinde bronşite çevrilebilir. Tedbiri elden bırakmamak özen göstermek istiyor.

Gribe yakalanmamış birini bulmak neredeyse imkansızdır. Bronşit de hemen herkesin hayatında hafif de olsa yakalandığı bir sorundur. Bronşit, enfeksiyonun bronşlara ilerlemiş versiyonudur.

Nefes almakta zorlanıyor, öksürüğünüz balgamlı veya kanlıysa hemen doktora başvurun. bazı vakalarda bronşit geçici bir sorun olmamaktadır. Ancak genellikle daha ciddi olarak geri dönmektedir.

Bronşit virüs sebebiyle görüldüğü için iyileşme sürecini hızlandırmak pek mümkün değildir. Ancak yaşam kalitesini arttırmak için bol sıvı tüketmeli, ilaç kullanımına dikkat etmeli ve sigara gibi solunum yollarını etkileyen zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalıdır.

2 hafta içinde geçmeyen yüksek ateş ve öksürük bronşit belirtilerindendir ve hemen doktora başvurulmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik

Gribe Karşı Neler Tüketmeliyiz?

Soğuk havalar şiddetini artırıyor. Peki biz gribal hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korunmak için hangi bitkilerden yararlanabiliriz?

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, mevsim geçişlerinde, soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara karşı ve aynı zamanda soğuk algınlığı belirtilerinin ilk hissedildiği durumlarda veya yakın çevrede soğuk algınlığı vakalarında artış  görülmesi durumunda bağışıklık sistemini güçlendirmek için bu bitkilerden oluşan çay karışımından yararlanılabileceğini belirtiyor.

Mürver bitkisinin içerisindeki flavonoitler  ve antosiyaninler antioksidan etkisinin yanı sıra bağışıklık sistemini uyarıcı etki gösterir ve vücudun direncini artırır.

Melisa yapraklarının sulu özütünün uçuk virüsü üzerindeki antiviral etkisi ilk olarak Cohen et al. dikkatini çekmiş ve çeşitli araştırma grupları tarafından etkili olduğu virüsler ve etkili bileşenlerine yönelik bilimsel araştırmalara yayımlanmıştır. Yapılan çalışmalarda melisa yapraklarının hem sulu özütünün ve hem de yapraklardan elde edilen uçucu yağın antiviral etkisinin bulunduğu gösterilmiştir.
Kış mevsiminin etkilerini yoğun bir şekilde hissettirmeye başlamasıyla, insanlar ağız ve boğazda görülen iltihapların tedavisinde öncelikle bitkilere başvurur. Adaçayı, özellikle bitkinin içerdiği uçucu bileşenlerin ağız ve boğazda yerleşen enfeksiyon ve  iltihaplarda (farenjit, jinjivit gibi) yararlı olduğu bilinmektedir.

Yüzyıllardır koruyucu etkisiyle bilinen, soğuk algınlığı ve boğaz ağrısında ilk tercih olan zencefil kökü, hoş kokusu ve ferahlatıcı özelliğiyle vazgeçilmez bütünleyicisi olan limon ile buluştuğunda soğuk algınlığından sindirim sorunlarına kadar bir çok rahatsızlığa iyi geliyor. Diğer taraftan, zencefil safra salgısını artırması nedeniyle bilhassa yağlı yemeklerden sonra sindirime yardımcı olmakta, sancıyı gidermektedir. Yangı giderici etkisi nedeniyle artrit gibi yangılı hastalıklarda şikayetlerin hafifletilmesinde yararlanılmaktadır.

Bilhassa Limon ve balla birlikte hazırlanan çayı soğuk algınlığında, boğaz ağrısında ve öksürüklerde etkilidir. Ayrıca, zencefil, bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanısıra, zayıflamaya yardımcı bir bitki olarak da biliniyor. Sağlığına özen gösterirken farklı lezzetler deneyerek keyif almak isteyenler için zencefil ve limon kabuğu vazgeçilmez bir ikili.

Karabiber meyvesi değerli bir baharat olarak yemeklere lezzet katmasının ötesinde çeşitli biyolojik etkileri bakımından da değerlidir. Uçucu yağının yanı sıra piperidin ve pirolidin alkamitler türevi bileşikler arasında piperin önemli bir bileşenidir. Yapılan çalışmalarda santral sinir sistemi üzerinde uyarıcı, ağrı kesici ve ateş düşürücü etkileri tespit edilmiştir.

Zeytin yaprağı yürütülen deneysel çalışmalarda kuvvetli iltihap giderici ve ağrı kesici etkisine bağlı olarak romatizma ve osteoartrit gibi sorunlarda kullanılır.
Kaynak.7gunsaglik

Katarakt ve Nedenleri

Yüzümüzde yer alan belki de en büyük en önemli ve en hayati organlarımızdan bir tanesi de şüphesiz ki gözlerimiz.

Gerek hassas yapısı, gerek dünya ile olan bağımız, yaşama bakış açımız gözlerimiz her yönüyle çok dikkat etmemiz ve özen göstermemiz gereken en hassas organlarımız arasında ilk başlarda yer alır.

Gözümüz bazen kendi yapısal bozukluklarından, bazen dışarıdan gelen etkenlerden bazen de sonradan oluşan kazalardan dolayı bir takım bozukluklara uğrayabilir, eski fonksiyonlarını kaybedebilir ve çeşitli rahatsızlıklar görülebilir.

İşte çeşitli göz hastalıklarından ve rahatsızlıklarından bir tanesi de ‘’ katarakt ‘’ hastalığı. Aslında bir çoğumuz belki de hepimiz illa ki çevremizde, iş yerimizde ya da ailemizde özellikle de ileriki yaşlarda ki kişilerde illa ki duyduğumuz bir hastalık çeşididir.
Ancak yine de bilmeyenler için şu şekilde kataraktın ne olduğunu açıklayabiliriz.
Katarakt; gözümüzde bulunan mercek olarak adlandırılan yapının, bulanıp eskisi gibi görememesine , görevini tam yapmaması durumuna katarakt adı verilir.

Halk arasında ‘’ aksu veya  akbasma ‘’ olarak da bilinen bu durum çoğu kez de daha anlaşılır bir dil ile göz perdesi olarak bilinir.
Hastalığın nedenleri ise, fazla güneşe ve ışınlara bakmak, şeker hastalığı gibi sebeplerden kaynaklanabilir
Kaynak.7gunsaglik

Kelliğe Neden Olan Faktörler Nelerdir?

Çağımızda en büyük sorunlardan bir tanesi, özellikle de beyler için korkulu rüyalardan hatta kabuslardan bir tanesi de ‘’ kellik rahatsızlığı‘’.

Kellik kimi zaman aileden kaynaklı, kalıtsal irsi bir rahatsızlık olur iken kimi zaman da sonradan gelen zamanla, dış etkenlerde yoğun hayat, stresli günler sonrası bir nevi stres atma biçimi de olabiliyor.

Bugün çoğu kel, stresli ve yorucu bir hayattan yakınıyor ve şikâyet ediyor.
Hepimizin illa ki saçları dökülüyor, kadın erkek demeksizin, cinsiyet fark etmeksizin ve yaş ayırt etmeksizin illa ki hepimizin müzadarip olduğu bir konu saç dökülmesi.
Peki, ne kadar saçımız dökülürse normal, ne kadar dökülürse anormal. Saçımız günde kaç tel dökülür ise tehlike var demektir?
Kellikte öncelik ile teşhis önemlidir, bu yüzden doktorunuza danışıp ne kadar saç telinin dökülmesinin önemsiz, ne kadarının tehlikeli olduğunu öğrenmelisiniz.

Kellik; öncelik ile saç derisinde küçük kabuklanmalar ve soyulmalar halinde başlar, sonra bu bölgelerde saçlar ya hiç yoktur ya da iki üç tel kadar kalmıştır. Sonrasında bu kellik yayılır ve tüm saçı sarar.
Kellikte en büyük en önemli tedavi stresten ve sıkıntıdan uzak durmak, zihni yormamak ve de temizliğe çok dikkat etmektir.
Kaynak.7gunsaglik

Kaz Ayağı, Mor Halkalar ve Daha Fazlası İçin Çözümler

Gözler ruhun aynasıdır. Daha sağlıklı ve fresh görünen göz ve göz çevresine sahip olmak isteriz.

Göz bakımı ihmale gelmez. Yaşlı veya genç görünmek gözlere bağlı olabilir. Kaza ayağı, koyu halkalar kozmetik gerçeklerdir. Bazı basit düzenlemelerle harika görünün. Los Angeles’tan dermatolog Jessica Wu sırlarını paylaşıyor.

Kaz ayağı. Önlemek bizim elimizde göz kenarı kırışıklıkları oldukça kötü ve yaşlı durur. En iyi seçenek, KC Retinol Correxion göz kremi ya da Renova gibi bir reçetlie retinoid retinol bir göz kremi kullanmaktır. Güneşten kaçının fazla mimik yapmayın ipleri baştan ele alın. Göz çevresindeki kasları sıkılaştıran Botoks tedavisi de bir yaştan sonra denenebilir.

Koyu ve mor halkalar. Anti aging maddeler ve C vitamini içeren Parlatıcı ve Clinique Even Better göz kremi gibi kremleri tercih edin. Göz altı torbaları ve göz çevresi çok ince bir deriye sahiptir. her pürüz kolayca görünür. Kolajen oluşturmak için Neutrogena Hızlı Kırışıklık Onarımı göz kremi gibi bir göz kremi uygundur.

Küçük beyaz lekeler. Milia olarak bilinen bu cilt hastalığı cilt altında sıkışmış kuru ölü hücrelerdir. Gözenekleri tıkar genelde ağır göz kremi ve kozmetiği kullanımından oluşur. Estee Lauder Advanced zamana karşı koruyan kırışıklık göz kremini kullanın. Gözleri temizleyin az yağlı bir nemlendirici ile bakımı bitirin.

Döküntülü Cilt. Nem tutmaya yarayan yulaf ezmesi içeren Aveeno Egzama Tedavisinde kullanılan yatıştırıcı bir losyon işe yarar. Pul pul dökülmeye birebirdir. Dermatolog alerji durumunuza bakacatır ve gerekirse reçeteli hidrokortizon krem verecektir.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Fazla Kiloluların Ölüm Riski Neden Daha Az?

Obez ve kilolu kişilerin kalp hastalığından dolayı ölüm riski tam %30 oranında daha az. Peki buna neden olan faktörler neler?


Şişmanlık ve obezite dünyanın en önemli sağlık sorunlarından bir tanesi olsa da kalp hastası olan obezlerin, kalp hastası olan zayıf akranlarına göre daha az risk altında.

Yeni yapılan bir araştırmaya göre fazla kilolu kalp hastalarının diğerlerine oranla erken ölüm riski yüzde 30 daha az. London College Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, fazla kiloluların yanı sıra obez hastalarda dahi, zayıflara göre erken ölüm oranı yüzde 15 daha az.

Araştırmaya yürüten ekibin başındaki Dr. Mark Hamer bunun oldukça ilginç bir sebebi olduğunu söylüyor. Hamer’a göre, obez hastalar daha fazla risk altında görüldüğü için doktorlar onlara öncelik veriyor ve daha etkili tedavi yöntemleri uyguluyorlar.

Dr. Hamer araştırma için 4 bin 400 kalp hastasını inceledi. Hastalar tam 7 yıl boyunca takip edilirken fazla kilolu hastalardan hayatını kaybedenlerin sayısının daha az olduğu görüldü.

Referans.7gunsaglik.com.tr

Yaz Aylarının Şişmanlatan Yiyecekleri Hangileri?

Ah bu yazlar! Havuz keyfi, spor ve su oyunları koşuşturma içinde açık havada insanlar daha fazla kalorili gıdalara yöneliyor.


Patates salatası ve kızartması, kızarmış tavuk, mangal keyfi, dondurma, sosisli sandviç, bira derken ambalajlı hazır gıdalara yönelir ve kilo almaya başlarız. Barbekü ve mangal etleri oldukça yağlı ve sağlık için risklidir. Bir ette 1550 kalori bulunur, 125 gram da yağ. Bir çizburgerde 750 kalori 50 gram yağ vardır.

Hayvanların en yağlı kısımlarından sandviç yapılır. Bonfile, derisiz tavuk göğsü ve yağsız kıyma gibi seçenekleriniz vardır. Beyzbol ya da bowling gibi oyun salonlarında sosisli yenir. Daha az yağlı ve sossuz olanlar yenilmelidir. Tuz oranı da yüksektir. Bir hot dogta 280 kalori, 15 gram yağ, 1.250 mg tuz vardır.

Sosisli sandviçte bu oranlar 1.5 katı kadardır. Mayonez tabanlı salatalar. Patates ve lahana salataları ya da klasik kısır gibi salatalarda mutlaka kremalı mayonezli malzemeler yer alır. Mayonez yerine yağsız yoğurdu deneyin. Hafif ekşi krema ve tavuk suyu ile yoğurdu karıştırın. Daha fazla sirke kullanın yağ yerine.

Lif ve besin değerini artıran sebzeleri de eklemeyi unutmayın. Dondurulmuş ürünler. Tatlı, meyveli, alkollü içeceklerde dondurulmuş kalori bombalarıdır. Bir bardağında 200 ila 800 kalori olabilir. Buzlu çaya şeker yerine meyve katın, şarabınıza soda veya maden suyu katın.

Susuzluğu giderici şekerli içecekler meyveli soda meyve suyu ve bira az tüketilmelidir. Milkshake ve tatlı soğuk frappe ile kahveler oldukça yüksek kalori içerir. Dondurma, çikolatalı ve diğer kurabiye türleri, kek yerine dondurulmuş meyve çubukları hazırlayın.

Marketlerde sunulan kızartılmış eşantiyon gıdalardan da pamuk şekeri elma şekeri gibi ürünlerden de kaçının. Bir kase ferahlatıcı sebze salatası tüketin. Mükemmel bir yaz yemeğidir. Kızarmış tavuk, pastırma, peynir ve krem soslardan kaçının. Izgara tavuk ve yeşillikleri tercih edin. Yağsız et veya yumurta da katılabilir.

Patates, peynir ve mısır cipslerinden uzak durun. Yağsız az tuzlu patlamış mısırı seçin. Sebze ve meyveyi eksik etmeyin. Pane soslu kızarmış tavuk yerine derisiz yağsız tavuk göğsünü baharatla pişirip tüketirseniz yarı yarıya kalori miktarını azaltmış olursunuz.

Referans.7gunsaglik.com.tr

Zatürre Kişilerden Uzak Durun

Bir hapşırığıyla bile hastalığını bulaştırabilen zatürre hastalarından mümkün olduğunca ayrı durulmalı..

Göğüs hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, zatürrenin hasta kişinin öksürmesiyle havaya karışması ve kişinin bunu soluması ile bulaştığını söyledi.

Yaşlılar, altta yatan kalp veya solunum yolu hastalığı olanlar, diyabetliler, böbrek yetmezliği olanlar, bağışıklık yetmezliği bulunanlar sigara ve alkol kullananların risk altında olduğunu belirten Keskinel, zatürrenin gripten sonra da gelişebilmekte olduğunu ifade etti.

Klima sistemleri, su kaynakları ve birikintileri de zatürreye yol açan ‘agionella’ adlı bakteriyi barındırabildiğini vurgulayan Keskinel, “Bu bakteri ilk kez 1976’da Philadelphia’da bir otelde düzenlenen lejyoner kongresi sırasında tanımlanmıştır ve neden olduğu hastalığa ‘Lejyoner hastalığı’ adı verilmiştir” dedi.

Zatürrenin belirtileri arasında öksürük, balgam, ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve kimi zaman kan tükürme olduğunu dile getiren Keskinel, “Bazen ‘Tipik olmayan zatürre’ söz konusu olabilir. Bu durumda ateş fazla ön planda değildir. Baş, vücut, eklem ve karın ağrıları olabilir. Öksürük ya kurudur ya da az miktarda balgam görülebilir.

Zatürre tanısında akciğer filmi, kan tahlili ve balgam incelemelerinden yararlanılır. Tümöral durumlar da bazen bronşları tıkayarak zatürreye zemin hazırlayabilir. Özellikle ileri yaşta, sigara içme öyküsü olan hastaların mutlaka bu yönden de araştırılmaları gerekmektedir” diye konuştu.

"ZATÜRRE GÜNÜMÜZDE BAŞARIYLA TEDAVİ EDİLEBİLMEKTEDİR"
Kişinin durumuna göre ayakta ya da yatarak tedavi seçeneğinin uygulandığını ifade eden Keskinel, “Antibiyotiklerin keşfinden önce son derece öldürücü olan zatürre, günümüzde başarıyla tedavi edilebiliyor. Başka bir hastalığı bulunmayan, genç ve genel durumu iyi olan hastalarda zatürre ayaktan tedavi edilebilir.


Ancak 65 yaşın üzerindekilerin, altta yatan başka hastalığı olanların, solunum yetmezliği bulunanların ya da ağır zatürresi olanların hastanede yatırılarak tedavi edilmeleri uygun olur. Tedaviye başlandıktan sonra genellikle birkaç gün içinde ateş düşer ve kişi kendini daha iyi hissetmeye başlar. Muayene bulgularının ve akciğer filminin düzelmesi daha uzun zaman alır” ifadelerini kullandı.

"İYİ BESLENMEK VE SİGARADAN UZAK DURMALIYIZ"
Zatürreden korunmada genel sağlık tedbirlerine uyulmasının yararı olacağını söyleyen Keskinel, “İyi beslenmek ve sigaradan uzak durmak önemlidir. Özellikle soğuk havalarda, kapalı ve kalabalık ortamlarda enfeksiyonların yayılması kolaylaşır. Zatürreye neden olan mikroplar hava yoluyla yayılabileceğinden bu tür yerlerde mümkün olduğunca bulunulmaması ve kapalı ortamların sık sık havalandırılması gerekir” şeklinde konuştu.

Zatürre için genelde tek doz aşının yeterli olacağını dile getiren Keskinel şöyle konuştu:

“Her zatürre aynı mikrobik etkenlerle ortaya çıkmaz. Zatürrenin sık rastlanan sebeplerinden biri olan ‘Pnömokok’ isimli mikroplara karşı aşı da, risk grubundaki kişilere uygulanabilir. Pnömokok aşısı, bu mikrobun çeşitli tiplerini içerir. Bağışıklık yetmezliği olanlar, altta yatan kronik bir hastalığı bulunanlar, 65 yaşın üzerindekiler ve dalağı alınmış olanlar zatürre gelişimi açısından daha büyük risk taşırlar. Bu kişilerde zatürre daha ağır seyirli olabileceğinden aşı önerilmektedir.”

Aşının yan etkileri genellikle hafif olduğunu belirten Keskinel, “Aşı yapılan yerde küçük bir kızarıklık, şişlik ve ağrı görülebilir. Aşı sonrası ilk bir gün içinde hafif bir ateş olabilir. Nadiren de olsa alerjik reaksiyon gelişebilir. Aşı, ateşli hastalıklar, enfeksiyonlar gibi aktif başka bir hastalık sırasında uygulanmamalıdır. Yılın herhangi bir zamanında yapılabilen aşı, ölü bir aşıdır. Aşıya bağlı zatürre hastalığı geçirilmez. Pnömokok aşısının grip aşısı gibi sürekli uygulanması gerekli değildir. Genellikle tek doz aşı yeterlidir. Özellikle 65 yaş üzerindekilerde ve bağışıklık yetmezliği olanlarda ilkinden 5 yıl sonra ikinci bir aşı gerekebilir” şeklinde konuştu.

Grip Virüsünün Bulaşma Mevsiminde Tedbirli Olunmalı

Özellikle çocukların sağlık kontrollerinin sıkça yapılması gereken bir dönemdir sonbahar-kış.. Okullarda bulaşıcı hastalıklar yayılıyor, ebeveynler dikkatli olmalı..


Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ayşe Ertürk, sonbahar ve kış dönemlerinde okul, kreş, kafe, sinema, bakım evleri, gibi yerlerde grip virüsünün bulaşma riskinin arttığını söyledi.

Ertürk, yaptığı açıklamada, Karadeniz Bölgesi’nde belirli dönemlerde küçük salgınlar olduğunu belirterek, ”Karadeniz Bölgesi nemli bir iklime sahip olduğu için üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının alerjik hastalıklara dönüştüğünü çok sık görmekteyiz” dedi.

Her sene grip virüsünün sürekli değiştiğine dikkati çeken Ertürk, virüse karşı haziran-temmuz aylarında aşılar oluşturulduğunu, eylül-ekim aylarında ise piyasaya sunulduğunu ifade etti.

Sonbahar mevsimine girmeden bir iki hafta önce grip aşılarının yapılması gerektiğini dile getiren Ertürk, salgın durumunda aralık, ocak ve şubat aylarında aşının devam edilmesini önerdiğini söyledi.

İsteyen her yaş grubunun grip aşısı yaptırabileceğine işaret eden Ertürk, ”Özellikle belli risk grupları 65 yaş üzeri yaşlılar, diyabet hastaları, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olanlar aşı yaptırmalı. Gebelerde de riskli bir durum varsa yapılmasını tavsiye ediyoruz. Grip aşısı cansız bir aşı olduğu için risklerini az olarak bildiğimiz bir aşı grubudur. Çocuklarda daha çok 6 ay sonrası yapabiliyoruz. Yenidoğan döneminde aşılamada tedbirli olmakta fayda var” dedi.

Ertürk, grip gibi solunum yoluyla, damlacık yoluyla bulaşan enfeksiyonların kapalı alanlarda daha çabuk yayıldığını belirterek, sonbahar ve kış dönemlerinde okul, kreş, kafe, sinema, bakımevleri gibi yerlerde virüsün bulaşma riskinin arttığını bildirdi.

Bu dönemlerde kapalı mekanlarda insanların virüslerden korunması için sık sık bulundukları mekanları havalandırmaları, ellerini ve yüzlerini sabunla yıkamaları gerektiğine dikkati çeken Ertürk, ”Hasta olan kişilerin de virüsü etrafa yaymaması için hapşırma sırasında ağzını ve burnunu tek kullanımlık mendillerle kapatması, gerekirse dirseğine kapalı bir şekilde hapşırması gerekir” diye konuştu.

”GRİPTE SIVI TÜKETİMİ ÇOK ÖNEMLİ"
Ertürk, gribin iyileşmesi konusunda özellikle çocuklarda vitamin ve minerallerin sıvıyla alınmasının çok faydalı olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

”Grip enfeksiyonuna yakalanıldığında sıvı alınması çok önemlidir. Yeşil sebzelerin ve C vitamini içeren meyvelerin tüketilmesi vücut direncini arttırması açısından faydalı olacaktır. Vücutta mineraller ve vitaminler koruyucu mekanizmalardır. C vitamininin organların yenilenmesinde kesinlikle fonksiyonel görevi vardır. Dolayısıyla sıvı alımına katkıda bulunabileceği için gripte faydalı olacaktır. Tabi ki C vitamini bir ilaç yerine geçmemektedir. Yiyeceklerden alabildiğimiz ölçüde almakta fayda var. Ayrıca C vitamininin, mukozalarda vücut PH’ını düzenleyici etkisi olacağı için faydalı olacağına inanıyorum.”
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...