Social Icons

.

Pages

Çok fenaydı!

Erkan Petekkaya, ‘Son Bahar’ dizisinde hiç unutamadığı bir sahnenin kamera arkasını anlattı


Kanaltürk’teki ‘Laf Aramızda’ programına konuk olan Erkan Petekkaya, ‘Son Bahar’ dizisinde hiç unutamadığı bir sahnenin kamera arkasını anlattı.

Dizinin geçen sezonki bölümünde Kasım ayında gerçekleşen çekimler için, buz gibi suya, dizideki partneri Ayça Varlıer ile atlayan Erkan Petekkaya, “Çok fenaydı” yorumunu yaptı.

Petekkaya, dublör kullanmama nedenlerini şöyle açıkladı:

“Dublörün yapacağı bir şey değil o. Sonuç olarak yüzme biliyoruz. Soğuk, tek sorun o. Gerçekten Kasım’ın ortasıydı, gecenin 2′si falandı. Gerçekten çok fenaydı. Ben soğuk suda bayılırım ama yani çok soğuktu.”

Bir oyuncu olarak gerekiyorsa bunu da yapacağını ifade eden Erkan Petekkaya, büyük bir şok yaşadığını ve çekimin çok zor olduğunu da belirtti.

Sudan çıktıktan sonra hemen karavana geçtiklerini ve sıcak duş alarak kendilerine gelmeye çalıştıklarını belirten Erkan Petekkaya, “Bir şey olmaz tabi ki. 3 dakikalık bir sahneydi. Mesleğim o. Bütün aktörler yapıyorlar bunu, her yerde yapıyorlar. Neler yapıyorlar” diyerek dublör kullanılmasının daha sahte bir görüntü vereceğini ve canını tehlikeye atacak bir durum olmadığı için de gerek duymadığını söyledi.Referans.7gunsaglik.com.tr,

Organların Hayati Önemi ve İşlevleri

Hangi organımız olmadan yaşamaya devam edebiliriz? Organların işlevleri ve hayati önemi..

13

Bir insanın akciğerlerinden bir tanesi alınsa, yaşamaya devam eder çünkü diğer akciğeri boşluğu dolduracak kadar şişebilir. Aşağıdaki listede, vücudumuzda olmamaları durumunda yaşayabileceğiniz organları bulabilirsiniz. Ama siz gene de kendinize iyi bakın.

Böbrek

İnsanların iki böbreği vardır ancak tek böbrekle de yaşayabilirler. Tek böbrekli insanlarda çok ciddi sağlık problemi görülmez. Ancak böbreksiz yaşamak, diyaliz olmadan mümkün değildir.

Dalak

Dalak, kanı süzer ve vücudun enfeksiyonlara karşı savaşmasına yardım eder. Eğer dalakta bir sorun varsa alınabilir ancak dalağı olmayan insanların enfeksiyona karşı daha dikkatli olmaları gerekmektedir.


Üreme organları

Pek çok nedenden dolayı, kadınların rahmi alınabilir. Amerikada 60 yaşına gelen kadınların üçte birinin rahimleri alınmıştır. Erkelerde de, testis kanserine karşın yumurtalıklar alınabilir.

Mide

Mide kanseri tedavisinde bazen midenin tamamı alınabilir. Bu durumda, ince bağırsak yemek borusuna bağlanır. Kişi hafif yemekler yiyerek ve ilaç takviyesiyle hayatına devam edebilir.

Kolon

Kolon kanserinde ya da bazı durumlarda kolon kanserini önlemek amacıyla kolon alınabilir. İnsanlar kolon olmadan yaşayabilir ancak vücutlarının dışında, dışkıları için çanta gibi bir aparat taşımak zorunda kalır.

Apandist

Apandist, kalın bağırsağın ilk bölümünden çıkan küçük ve tüp şeklinde bir organdır. Tam fonksiyonu bilinmemekle birlikte, patladığında veya hasar gördüğünde alınabilir.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Ter kokusu kabus olmasın!

Özellikle yaz aylarında bir çok insanın problemi haline gelen ter kokusundan kurtulabilirsiniz…

Ter kokusu problemi aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.
Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun aşırı ısınmasını önleyen bir soğutma mekanizmasıdır. İnsanlarla yakın temasta olan kişiler eğer ter kokusu ile mücadele etmezse hiç farkında olmadan çevrelerine büyük rahatsızlık verebilirler.

Bakteriler ter içinde ürüyor
Vücudumuzda 2 milyon ile 5 milyon arasında ter bezi bulunur. Vücut sıcaklığı yükseldiğinde otonom sinir sistemimiz bu bezleri uyarı ve derinin yüzeyine salınan ter sıvısı buharlaşırken vücudu soğutur. Ter aslında su ve tuzdan (sodyum klorür) ibarettir. İçinde eser miktarda başka elektrolitler ve üre gibi maddeler de bulunur.
Ter aslında kokusuz bir sıvıdır. Ne var ki bakteriler, teri çoğalmak için bir ortam olarak kullanır ve terin içinde hızla ürer. Ayrıca ergenlikten sonra faaliyete geçen androjen adı verilen hormonlar da ter kokusuna neden olur. Sonuç olarak, terlemek doğal ve sağlıklı bir olaydır ama bunun yeri ve miktarı kişiden kişiye büyük değişkenlik gösterir.

Kişilerin terlemesine neden olan faktörler şunlardır:
Egzersiz, özellikle zorlu olursa
Sıcak hava
Sinirlilik, endişe hali veya stres
Bazı hastalıklar
Duygusal nedenlerin tetiklediği terleme çoğunlukla yüzde, koltuk altlarında, el ayalarında ve ayak tabanlarında olur.
Ama bu terlemenin miktarı ve kokusu duygu durumunuzdan, yediklerinizden (baharatlı yiyecekler), içeceklerden (kahve, alkol), hormonlardan, aldığınız ilaçlardan (psikiyatrik bozukluklarda kullanılan bazı ilaçlar, aspirin ve parasetamol gibi ağrı kesiciler ve aşırı dozda tiroid hormonu alınması) ve mevcut hastalıklardan etkilenebilir.


Bazı kişilerde özellikle el ayalarında ve ayak tabanlarında kalıtsal bir terleme eğilimi vardır. Bütün bu faktörlerden ötürü terlemenin normalini tanımlamak neredeyse hiç mümkün değildir. Ama terlemenizde normalden farklı bir artış varsa bunu doktorunuza danışmanız gerekir. Böyle bir durum çeşitli hastalıkların bir belirtisi olabilir, bu nedenle normal dışı terlemelerde mutlaka doktorunuzun fikrini almalısınız.


Terkokusunu önlemenin yolları
Ter kokusunu önlemenin en iyi yolu önlem almaktır. Aynı şekilde ayak kokusu da bazı önlemlerle azaltılabilir. Aşağıdaki önlemler terlemeyi önlemeye, ter ve ayak kokusunu gidermeye yardımcı olacaktır:
1) Her gün duş alın. Düzenli banyo cildinizdeki bakterilerin sayısını kontrol altında tutacaktır.
2) Banyo aldıktan sonra ayaklarınızı iyice kurulayın. Mikroorganizmalar ayak parmaklarının arası gibi nemli yerleri severler. Ayak pudraları veya ayak bakımı için kullanılan kremler nemin emilmesine yardımcı olur.
3) Koltuk altı ve genital bölge kıllarının düzenli olarak tıraş edilmesi terlemeyi ve kokuyu azaltacaktır.
4) Doğal deriden yapılanlar gibi ayağınızın hava almasını sağlayan ayakkabılar seçin. Yaz aylarında sandalet tipi ayakkabılar giyebilirsiniz.
5) Ayakkabılarınızı dönüşümlü olarak kullanın. Ayakkabılar bir gece içinde yeterince kurumayabilir. Onun için aynı ayakkabıyı iki gün arayla giyecek şekilde dönüşümlü olarak kullanın. Giymediğiniz zamanlarda ayakkabıları havadar ve kuru bir yerde tutun.
6) Çoraplarınızı her gün değiştirin. Merserize çorap giyin çünkü bunlar nemi emerek ayağınızı kuru tutar.
7) Ayaklarınızı havalandırın. Zemin elverişli ise çıplak ayakla dolaşın veya ara sıra ayakkabılarınızı çıkarın.
8) Doğal kumaşlardan üretilen giysileri tercih edin. Keten, yün, ipek cildinizin hava almasına izin veren malzemelerdir.
9) Egzersiz yaparken derinizdeki nemi hemen uzaklaştıran yüksek teknoloji ürünü giysileri tercih edin.
10) Her gün iç çamaşırı değiştirin.
11) Gevşeme tekniklerini öğrenin. Yoga, meditasyon veya biofeedback terlemeyi tetikleyen stresi denetlemenize yardımcı olacaktır.
12) Diyetinizde değişiklik yapın. Yiyecekler de ter kokusuna yol açabilir Soğan, sarımsak, pastırma, balık, bazı yeşil bitkiler gibi gıdalar koku yapabilir. Bunlar faydalı da olsa, uygun zamanlarda tüketin.
13) Deodoran ve ayak kokusu önleyen pudra veya spreyler kullanın. Cildiniz hassas ise bunların özel hassas cilt için üretilmişlerini deneyin.
14) İnsan çoğunlukla kendi ter kokusunu fark etmez, bu nedenle kendisini sık sık kontrol etmelidir.Referans.7gunsaglik.com.tr,

Protezlerin İşlevleri, Özellikleri ve Faydaları

Her protezin ayrı bir bölgesi, işlevi ve yararı var. Op. Dr. Onbaşıoğlu hangi protezin ne işe yaradığını anlattı.

Eklem yüzeyinde oluşan hasar yüzünden ağrı çeken, yürüyemeyen ve günlük yaşamı aksayan pek çok kişi var. Doğru hastaya yapılan protez ameliyatları bu güçlükleri ortadan kaldırıyor. Dünyada yapılan protez ameliyatlarının ilk sırasında diz, ikinci sırasındaysa kalça protezleri yer alıyor.

Protez, vücutta eksik olan herhangi bir organ veya dokunun yerini almak üzere kullanılan yapay bir maddeyi ifade ediyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Şafak Onbaşıoğlu, peruklar, diş implantları, işitme cihazları, takma bacaklar veya yapay kalp kapaklarının tümünün birer protez olduğunu söylüyor.

Ortopedik uygulamada protez denildiğindeyse daha çok hastalıklı veya bozulmuş bir eklemi değiştirmek üzere ameliyatla kemik içerisine veya yüzeyine yerleştirilen metal cisimlerden (implantlar) bahsediliyor.

Op. Dr. Onbaşıoğlu, “Protezler bozulmuş olan hemen hemen tüm eklem yüzeylerinde kullanılabiliyor. Kalça, diz, ayak bileği, omuz, dirsek, el bileği, parmak eklemleri, çene ve omurga eklemlerini protez uygulayarak tedavi etmek mümkündür” diye konuşuyor.

SORUNLAR NELER?

Protez ameliyatına ihtiyaç duyulmasına neden olan eklem yüzeylerindeki bozulmaların en sık görülen nedeninin artritler olduğu belirtiliyor.

Yaşlanma ve yıpranma ile ortaya çıkan dejeneratif artritler,

Kazalar, yaralanmalar, kırıklar sonucu gelişen travmatik artritler,

Romatizmal hastalıklarla ortaya çıkan romatoid artritler,

Eklemi tutan enfeksiyonlar sonucu oluşan enfektif artritler, eklem yüzeyindeki kıkırdağı bozarak artroza yani kireçlenmeye neden oluyor.

Op. Dr. Onbaşıoğlu, “Kemik içerisindeki kan dolaşımı bozuklukları, kalça çıkığı gibi mekanik bozukluklar ve eklemi ilgilendiren kemik tümörleri de eklem yüzeyini bozabiliyor” diyor.

DİZ PROTEZİ İLK SIRADA

Sonuç olarak nedeni ne olursa olsun, eklem yüzeyinde oluşan hasar, şiddetli ağrıya ve eklem hareketlerinin bozulmasına neden olduğunda ve bu şikâyetler istirahat, ağrı kesiciler veya fizik tedaviyle geçmeyip kişinin yaşam kalitesini düşürmeye başladığında, tedavi protez ameliyatıyla bozulmuş olan eklemin değiştirilmesini gerekli kılıyor.

2011 yılında tüm dünyada uygulanan protez ameliyatı sayısının yaklaşık iki milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu sayının yarısının diz protezlerine ait olduğu belirtiliyor. İkinci sırayı yaklaşık 700 bin ameliyatla kalça protezleri alıyor.

Prof. Dr. Onbaşıoğlu, Türkiye’de yılda yaklaşık 50 bin adet eklem protezi ameliyatı yapıldığına dikkat çekiyor. Protez ameliyatları genel olarak değiştirilen eklem yüzü sayısına göre ikiye ayrılıyor. Sadece tek bir eklem yüzü değiştiriliyorsa ‘parsi- yel protez’ uygulaması, eklemin birbirine bakan her iki yüzü değiştiriliyorsa ‘total protez’ uygulaması söz konusu oluyor.

Total protez uygulamasında değiştirilen yüzeyler arasında yastık görevi görecek ve eklem hareketini kolaylaştıracak ‘polietilen’ adlı bir parça yer alıyor. Protez, sadece bozuk yüzeylerin tıraşlanarak üzerine metal implantın geçirilmesiyle uygulandığı zaman yapılan işlem, ‘yüzey artroplastisi’ adını alıyor.

Protez ameliyatının ‘bilgisayar destekli robotik cerrahi’yle yapılması önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Ameliyat tekniğine göre protezler klasik ve nispeten daha büyük bir kesi veya ‘mini-invaziv’ denilen daha küçük bir kesi yapılarak gerçekleştiriliyor. Sağlıklı dokulara ne kadar az zarar verilirse, yapılan ameliyatın başarısı artmış oluyor.

KENDİNİZİ TEST EDİN

Vücudunuzda özellikle kalça veya diz gibi büyük bir eklemi ilgilendiren bölgelerde aşağıdaki şikâyetlerin mevcut olması halinde kalça veya diz protezi için aday olabilirsiniz.

Uzun süreli ve şiddetli eklem ağrısı.

Ağrı kesici ve diğer konservatif yöntemlere (fizik tedavi gibi) cevap alınamaması hali.

Ağrıyı gidermek için sürekli ve giderek artan dozda ağrı kesici almak.

Ayakta kalma veya yürüme süre ve mesafesinin giderek azalması.

Eklem hareketlerinin kısıtlanmaya başlanması ve kişinin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmesinin zorlaşması. Bacaklarda kısalık ve çarpılma gibi gözle görülür deformitelerin oluşması.

Bunlara ek olarak eklemi ilgilendiren çok parçalı kırıklarda kırığın onarılmasının mümkün olmadığı durumlarda veya bu tedavi seçeneğinin yeterince başarılı olamayacağı düşünüldüğünde, protez uygulaması ilk seçenek olarak tercih edilebilir.

AMELİYATIN BAŞARISINDA İMPLANTIN YERİ BÜYÜK

Protez ameliyatının başarısında, kullanılan protezin (implant) rolü çok büyük. Protezlerde kullanılan metaller genelde, titanium veya kobalt kromdan yapılıyor. Bu metallerin kemiğe tutunması kemik çimentosuyla sağlanıyor ya da kemik içerisine veya yüzeyine çimento kullanmadan sıkıca oturacak şekilde çakılarak tespit ediliyor. Çoğu zaman kemiğe tutunacak metal yüzeylerde, tutunmayı kolaylaştıracak pürüzlü yüzeyler bulunuyor veya metalin üzeri özel bir maddeyle kaplı oluyor. Total protezlerde metal yüzeyler arasındaki uyum ve hareket kolaylığını sağlamak üzere, arada, ‘polietilen’ adı verilen aşınmaya dirençli bir madde veya seramik yer alıyor
Referans.7gunsaglik.com.tr

Depresyon Tedavisi Nasıl Olur?

Depresyonda iseniz günlük ya da haftalık olarak ilaç kullanırsınız. 12 hafta içinde etkisini alır ya da alamazsınız.

Doktorunuzun gözlemleri ve deneyimleri sonucunda size uygun tedavi uygulanır. Doğru ilacı bulmak için beklemek ilaçları denemek ve görmek gerekir. Pes etmeyin. Birçok yetişkinde depresyonu yenmeye yardımcı ilaçlar mevcuttur. Antidepresan kullanımı sürecinde asla birden ilacınızı bırakmayın.

Aniden bırakmak ters etki yaratacaktır. Baş ağrısı, kas ağrıları, midede ya da başka yerlerde sorunlar ortaya çıkacaktır. Sinirlilik ve baş dönmesi önemli belirtilerdir. Bırakmak için doktorunuza başvurun. İlaç kullanmanın da kuralları vardır.

Doğru zamanda, yiyeceklerle ya da aç karnına, suyla ya da sadece ilaç kullanımı doktorunuz belirler. Vitamin, besin takviyesi, öksürük şurubu ve bazı reçetesiz ilaçlar antidepresan etkisini önleyebilir. Bu durumlarda en kısa sürede doktorunuza başvurun.

Birkaç hafta içinde ilaç kullanımına bağlı yan etkileri dikkatle inceleyin ve doktorunuza bildirin. Uykusuzluk, bulantı, kilo kaybı veya artışı, baş dönmesi ve cinsel sorunlar yaşayabilirsiniz. İntihar düşüncesi oluşursa yakınlarınızla ve doktorunuzla konuşun.

Sağlıklı beslenme psikolojide çok önemlidir. Vücut ve ruh sağlığını destekler. Mineral ve vitamin eksikliğinde sağlık sorunları ve depresyon gelişebilir. Doymuş yağlar kalp ve diğer hastalıkların yanında depresyona da sebep olur. Alkolden de kaçının. Yeteri kadar uyuyun.

Stresle baş etmek ve ruh halini dengelemek için yeterince uykunuzu alın. Egzersiz yapın, yatmadan birkaç saat öncesine kadar kafein ve alkol almayın.

Geleneksel tedavilerin yanında alternatif tıp gereği, akupunktur, yoga, masaj, meditasyon ve refleksoloji tedavileri de depresyona bire birdir. D vitaminini mutlaka alın. Folat da önemlidir. Depresyon tedavisinde geç kalmayın.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Anne Sütü Bebeği Nasıl Korur?

Bakterilere ve tüm kötü dış etkenlere karşı bebeğin direncini koruyor anne sütü..


ABD’deki Buffalo Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırma,  anne sütündeki bir proteinin, ağır zatürre ve tedavisi zor bazı enfeksiyonlara  yol açan bakteri ve mikropların antibiyotiklere direncinin azaltılmasına katkıda  bulunduğunu gösterdi.
Laboratuvar ortamında hayvanlar üzerinde yapılan araştırma, "Human  Alpha-lactalbumine made lethal to tumor cell" (Hamlet) proteininin penisilin ve  eritromisin gibi birçok antibiyotiğin bakterilere karşı etkisini artırdığını  ortaya koydu.

Amerikan Plos One dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atanlardan  Anders Hakansson, Hamlet sayesinde bakterilerin çoğunun öldüğünü vurguladı.

Hamlet’in anne sütünde doğal halde bulunduğunu belirten Hakansson, bu  proteinin çok güçlü antibiyotiklerin aksine yan etkisinin bulunmadığına dikkati  çekti.

Araştırmanın, hastanelerin karşı karşıya olduğu antibiyotiklere dirençli  "süper mikroplar" sorunuyla mücadeleye ışık tutabileceği ifade ediliyor. Hamlet’in kansere etkisi de birçok araştırmaya konu oldu.
Referans.7gunsaglik.com.tr
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...