Social Icons

.

Pages

Perflüorinlenmiş Kimyasallara Maruz Kalmak Kilolu Çocuklarda Metabolik Değişimlere Yol Açıyor

Perflorlu kimyasallara maruz kalan kilolu ve obez çocuklarda metabolik değişimler yaşanıyor.

Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Endokrin Derneği Dergisi’nde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, metabolik sendrom gelişimin erken belirtileri ve sonuçlarından biri budur. Metabolik sendrom, kalp hastalığı, inme ve diyabet hastalıklarının çocuklarda ve çocukken maruz kalındığında ileride görülme riskini artırıyor. Halı ve mobilya leke çıkarıcıları temizlik maddelerinde bulunan perflorlu kimyasal maddeler çocukların ulaşamayacağı yerlere saklanmalı. Bu maddelerle temas edilmemelidir.

Kilolu çocuklarda bu temas daha sakıncalıdır. Endüstriyel kimyasallar, tekstil ve temizlik malzemeleri bu maddeyi içerir. Önemli bir halk sağlığı tehdididir. Buna maruz kalan çocuklarda kanda insülin ve trigliserid konsantrasyonları ve seviyeleri çok yüksek çıkar. Bu metabolik değişiklik ise metabolik sendromun başlangıcıdır. Yani erken habercidir. VKE ve bel çevresi ölçülür glokuz insülin ve kan değerlerine bakılır. Analize göre kilolu çocuklarda seviyeler daha risklidir. Çocuk sağlığı önemli olarak korunmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik

Fıtık Ameliyatı Yerine Cihaz Tedavisi

Bel ve boyun fıtığı için artık ameliyata gerek kalmayacak. Özel bir cihaz sayesinde artık fıtıklar tedavi edilebilecek. İşte o cihaz ve detaylı bilgiler..


Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde kullanılan bir cihaz, “Ameliyat olmalısın!” denilen uygun hastayı ameliyattan kurtarıyor. 5 metre yürüyemeyen, merdiven çıkamayan, yüzünü bile yıkayamayan hastalar, gördükleri tedavi sonrasında yaşadıkları değişime kendileri de inanamıyor. Cihazın ameliyatlık vakalardaki başarı oranının yüzde 87 olduğu belirtiliyor.

Bel ve boyun fıtıkları, hayatımızı olumsuz etkileyip yaşam kalitemizi düşüren önemli bir sağlık sorunu. Çoğu kişi bu sorundan kurtulmak için çalmadık kapı bırakmıyor, çaresiz kalınca da ameliyat masasına yatıyor. Oysa pek çok uzman ülkemizde yapılan ameliyatların büyük bölümünün gereksiz olduğunu savunuyor.

Fizyorem Fizik Tedavi Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Gülşen, “Fıtıkta MR görüntülerinde kopan parça yer değiştirmişse, kol ve bacaklarda duyu kaybı varsa, kişi idrar ve büyük abdestini kaçırdığını hissetmiyorsa ameliyat edilmesi gerekir” diyor.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ
Son yıllarda ülkemizde çok az merkezde uygulanan bir cihazla, omurga arasındaki diskin fıtıklaşan parçasının kopmadığı durumlarda hastalar ameliyatsız olarak eski hallerine döndürülebiliyor. Gülşen, hastaların kendilerine başvurduklarında bacaklarında güçsüzlük, uyuşukluk ve karıncılanma olsa bile eğer fıtığın dış parçası kopmamış ise mekanik bir şekilde sorun olan bölgeyi açarak iyileşme sağladıklarını söylüyor.

Cihazın etkin bir traksiyon (çekme) yöntemi olduğunu ve bu yöntemle omurga aralığını başarılı şekilde açtıklarını belirten Gülşen, klasik traksiyon yöntemlerinin 20 25 yıldır fizik tedavi kliniklerinde uygulanmakta olduğunu, bu cihazla omuriliğe klasik traksiyon yöntemlerinde uygulanandan daha etkin çekim uygulandığını belirtiyor. Tedavi kişinin boy uzunluğu ve kilosu dikkate alınarak omurga yapısına göre düzenlenerek bilgisayar kontrollü olarak yapılıyor.

Klasik traksiyonda tüm omurgaya aynı yük uygulanırken bu cihazda fıtık olan bölgeye uygulanıyor. Bel ve boyun fıtıklarında kişinin hastalığına özgü tedavi programı düzenlemenin önemine dikkat çeken Gülşen, sadece bu cihazla çekimin tedaviyi eksik bırakacağını, bu nedenle çevre dokuları da iyileştirmek gerektiğini söylüyor. Hastaların muayene bulgularını tedavi sırasında 4-5 günde bir değerlendirmek ve program değişikliği yapmak çok önemli bulunuyor. Cihazın uygulama protokolünde de tek başına uygulanması önerilmeyip tedavi takibine dikkat çekiliyor.

7. SEANSTAN SONRA HİSSEDİLİR ETKİ

Prof. Dr. Gülçin Gülşen, ortalama 20 seans gereken tedavide, çoğu hastanın 7. seanstan sonra yüzde 60 70 oranında iyileşme gösterdiğini söylüyor. Hastaların kendilerine başvurduklarında, “Sabahları yatağımdan kalkamıyordum, adım atamıyordum, lavaboya gidemiyordum, gün içinde 100 metreden fazla yürüyemiyordum, toplantının ortasından bir bahaneyle dışarı çıkmak zorunda kalıyordum, bacağımı hissetmiyordum” gibi şikâyetlerde bulunduğunu söyleyen Gülşen, bu seansları tamamlayanların şikâyetlerinin çoğunun geride kaldığına dikkat çekiyor.

DİKKAT EDEN HASTALARDA SORUN TEKRARLAMIYOR

“Amacımız daralan aralığı mekanik şekilde açmak” diyen Prof. Dr. Gülşen şöyle devam ediyor; “O bölgeyi açmak isterken çevresindeki bağ ve kasları da gevşetiyoruz. Eğer aralığı istediğimiz gibi açmışsak sonrasında omurgaya yapışan omurga kanalının etrafındaki bağ ve kasları etkin şekilde güçlendiriyor ve 10. seanstan sonra egzersizlere başlıyoruz. Bunu yaparken elektro terapi uyguluyor ve kas güçlendirici akımlar veriyoruz. Sonrasında hastalarımıza düzenli şekilde bu egzersizleri yapmalarını ve yaşam şekillerini ne şekilde değiştirmeleri gerektiğini öğretiyoruz. Günlük yaşamdaki hareketlerine dikkat edenlerde sorun tekrarlamıyor.”



BİLMENİZ GEREKENLER

* Cihazın seans ücreti 150 TL
* 20 seanslık tedavi 3000 TL
* Tedavide bütün özel sigortalar geçiyor.
* SGK şimdilik bu tedaviyi karşılamıyor.

‘YÜRÜYENLERİ KISKANIYORDUM’

Levent Kore Barlas (59) Emekli

Uzun yıllardır bel fıtığı sorunum vardı. Son aylarda kalçamdan ayağıma gelen çok şiddetli ağrı nedeniyle yürüyemez hale geldim. Salondan tuvalete bile gidemiyor yardım alarak yürüyordum. İnsan 5 m bile yürüyemez mi? Bunu bile yapamıyordum. Yürüyenleri kıskanan bir psikolojiye sahip olmuştum. Doktora tekerlekli sandalyede gitmem halimi anlatmaya yeter sanırım. Ne kas gevşeticiler, ne ağrı kesiciler ne de iğne tedavileri sonuç verdi. Gittiğim doktorlarım ise “Kesin ameliyat” dedi. Doktorum fizik tedavi verince internetten yaptığım araştırmalar sonucunda bu cihazı buldum ve 16. seansımı tamamladım. O kadar iyiyim ki sonuca kendim bile inanamıyorum. “Eğer bu cihazdan yarar göremezsem ameliyat olurum” diye düşünüyordum ama gerek kalmadı. Artık yürümekle kalmayıp hayal edemediğim şeyleri bile yapabiliyorum. Mesela 10 gün önce iş için Ankara’ya gidip geldim ve kısa bir toplantı için 7 saat araba kullanmama rağmen hiç ağrı hissetmedim.

‘MERDİVEN ÇIKMAK HAYALDİ’

Nurhan Aksan (60) Emekli Bankacı

Uzun zamandır bel fıtığı hastasıyım. Daha önce defalarca fizik tedavi gördüm ama sonuç alamadım. Gittiğim iki doktor ameliyattan başka çarem olmadığını söyledi. Oysa ameliyat olmayı hiç istemiyordum. Artık fizik tedaviyi ilaç gibi düşünmeye başlamış ve “Her yıl bir iki kere giderim” diyerek bundan başka çarem olmadığına inanmıştım. Yürüyemiyor, 20 cm bile yükseğe çıkamıyordum. Merdiven çıkmak benim için bir hayaldi. Ameliyat olmayı reddedince yeni arayışlara yöneldim. İçimden, “Bunun çaresi yok” diye geçirdiğim anda bu cihazın varlığını duydum. 5. seanstan itibaren etkisini gördüm ve yürümeye başladım. Ağrılarımda da gözle görülür bir azalma oldu. Bu sorun yüzünden o kadar yorulmuş ve her şeyden vazgeçmiştim ki doktorum tedavimin tamamlanmasına hayli zaman olduğunu söylemesine rağmen uzun zamandır ilk kez dikkatim yürüme zorluğumdan farklı konulara yöneldi. Artık dökülen saçlarımla daha çok ilgiliyim ve ilk kez bu kadar umut doluyum.

‘ELİMİ YÜZÜMÜ YIKAYAMIYORDUM’

Bekir Aktaş (50) Emekli

Birkaç ay önce şiddetli omuz ve kol ağrısı yaşadım. Çekilen MR’da boynumda iki fıtığa rastlandı ve ameliyat önerildi. Tam ameliyat olmaya karar verdiğim dönemde bu cihazı denedim. Sol elle bardağımı kaldıramaz, elimi yüzümü yıkayamaz hale gelmiştim. 8. seanstan itibaren müthiş bir rahatlama hissettim. Ağrım ve hareket kısıtlılığım kalmadığı gibi uykularım bile düzene girdi.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Kalp Yetmezliğinin Nedenleri

Kalp yetmezliği nedenleri bir takım sağlık problemleri sonucu meydana gelmektedir. Kalp kasılmalarında ki yetersizlikten kaynaklanan kalp yetmezliği, kalp kasında görülen hastalıklarla ilişkilidir. Kalp- damar hastalıkları, hipertansiyon, aşırı alkol kullanımı, kalp kapaklarında ki problemler kalp yetmezliğini tetikler.

Kalp yetersizliği, tedavisi hemen yapılması gereken sağlık sorunlarından en önemlisidir. Bu hastalıkta kalp çalışır ; ancak yeterli seviyede değildir. Kan akışında azalmadan dolayı kalp sahip olduğu kasılma yeteneğini yitirir ve kanı pompalayamaz duruma gelir. Kanın pompalanma işlemi gerçekleşmediği için vücut ihtiyacı olduğu kanı alamaz ve ve dokularda oksijensiz kalır. İşte tüm bu sorunların görülmesi kalp yetersizliğine işarettir.

Kalp yetmezliğinden dolayı dokular ihtiyacı olan kanı alamadıkları için başka hastalıklarında görülme olasılığı yüksek olur. Özellikle kan akışında görülen bu eksiklik damarlarda kan birikmesine, böbreğin su toplamasına, vücudun tuz tutumunun artmasına yol açar.

Stres Hormonu Kortizolün Saklanması ve Kontrolsüz Sentezinde Genetik Mutasyonların Rolü

Kortizol hormonu sinirli stresli olduğumuzda salgılanır bir tür iç yapıyı kontrol eden stres hormonudur.

Adrenal bezler tarafından üretilir ve salgılanır. Stresin saklandığı ve kontrol edilemediği ortaya çıkarken gizlenmesi durumunda bunun nedeni kortizol üretimini etkileyen genetik mutasyonlardır. Fazla miktarda kortizol üreten adrenal bezler incelenmiş iyi huylu tümörlerin genetik özellikleri burada ortaya çıkmıştır. Bu tür tümörler hastada kilo alımı, kas erimesi, osteoporoz, diyabet ve hipertansiyona yol açabilir. Bu bezin cerrahi yöntemle çıkarılması ise sorunu çözecektir. Adrenal bezinin ve kortizolün yanlış çalışması aslında bu sorunlara yol açıyor.

Adrenal tümörler genetik mutasyon yoluyla hastanın endokrinal sistemindeki enzimleri kontrolden çıkarıyor. Kontrolsüz enzim sentezlenmesi stres hormonunun saklanmasına gerektiği gibi işleyememesine neden oluyor. Kortizol üretiminin serbest bırakılması gerekiyor. Fosfokinaz A geni adrenal bezi fonskiyonun düzenlenmesinde rol oynar. Yeni tanımlanan bu gen dönüşü olmayan aktifleşmeye neden olacaktır. Kortizol görevine başlayacak stres hormonu eskiye dönecektir. Cushing sendromu gibi sinirsel ve endokrinal sorunlar böylece çözülebilecektir.
Kaynak.7gunsaglik

Tırnak Bakımının Püf Noktaları ve Faydalı Bilgiler

Yasemin Fatih Amato sağlıklı güçlü ve bakımlı görünen tırnaklara sahip olmanın yollarını anlattı.

Tırnaklarımızda bir sorun olmadığı sürece, onların yaşantımızda ne kadar önemli olduğunun farkına bile varmayız. Ama en basitinden ucu kırıldığında bile kendimizi sakatlanmış gibi hissederiz. Yasemin Fatih Amato, tırnak bakımına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti ve tırnak bakımı ile ilgili ipuçları verdi.

* İster bulaşık yıkayın ister arabanızı; iş yaparken eldiven kullanmayı ihmal etmeyin. Eldiven elleri ve tırnakları korur, onların kurumasına ve kırılmasına engel olur, ayrıca birçok cilt ve tırnak hastalığını önler.

* Tırnak diplerinizi her fırsatta nemlendirin. Böylece onların kırılmasını, soyulmasını, yapısının hasar görmesini engellemiş olursunuz.

* Ellerinizi yıkadıktan sonra bir el kremi kullanmayı ihmal etmeyin.

* Tırnaklarınız soyulursa, limon ve gliserinle bir karışım hazırlayıp geceleri parmak uçlarınıza sürün.

* Tırnak diplerinizi enfeksiyonlardan koruyun. Deride oluşan yırtıkları, tırnak batmalarını en kısa sürede düzeltin. Sorun varsa, antibakterial kremler ya da solüsyonlar sürün. Bunları her eczanede bulabilirsiniz.

* Tırnaklarınızı uzun süre suda tutmayın ya da bakım yapmadan önce deterjanlı, sabunlu suda bekletmeyin. Tırnaklar ve tırnak diplerinizdeki deriler suda bekleyince zayıflarlar.

* Aseton gibi oje çıkartıcı maddeleri fazla kullanmayın. Özellikle tırnak diplerinizdeki derilere ve cildinize değmemesine özen gösterin.

* Tırnak etrafındaki deriler, parmaklar ıslakken geriye doğru itilebilir. Ama çok da fazla geriye itmeyin.

* Tırnak diplerindeki derileri asla kopartmayın. Eğer kesmek isterseniz sadece uç kısımlarını kesin. Derin kesilen tırnak derileri bakteri ve mikropların tırnak diplerine girmesine ve yerleşmesine uygun ortam hazırlar.

* Manikür yaptırırken kullanılan aletlerin steril olduğundan emin olun. Veya kendinize bir manikür takımı alın ve sadece kendi aletlerinizi kullandırın.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Bu Yemekler Aptallaştırıyor!

FASEB Journal dergisinde yayınlanan ve Cambridge Üniversitesi’nde fareler üzerinde gerçekleştirilen çalışmada, 10 gün boyunca çok yağlı bir beslenme uygulanan farelerde kısa süreli hafıza kaybı ortaya çıktı ve fareler egzersizlerini çok zor yaptılar. Bulgular büyük bir sürpriz gibi görünmezken, araştırmacılar çok yağlı yiyeceklerin insanları aptal ve tembel yaptığını söyledi.

Batı tarzı beslenmenin tipik olarak çok yağlı olduğunu ve bunun obezite, şeker hastalığı ve kalp yetmezliği gibi uzun süreli komplikasyonlarla ilişkili olduğunu söyleyen araştırmacılar, bu diyetlerin kısa süreli sonuçlarına nispeten az ilgi gösterildiğini kaydettiler.

Farelerin insanlar kadar uzun süre yaşamadıklarını belirtten araştırmacılar, bu beslenme şeklinin sonuçlarının kısa dönemde anlaşılması için insanlar üzerinde de kanıtlanması gerektiğini söylediler.

Araştırmacılar, farelerin yarısını, az yağlı gıdalarla, diğer yarısını ise çok yağlı yiyeceklerle beslediler. 4 gün boyunca çok yağlı gıdalarla beslenen farelerin kaslarının ihtiyaçları olan enerjiyi oluşturmada güçsüz kaldığını gördüler.

9 gün sonra çok yağlı gıdalarla beslenen farelerin labirentten çıkmaları daha uzun sürdü ve az yağlı gıdalarla beslenen farelere göre bu süreçte daha fazla hata yaptılar.Referans.7gunsaglik.com.tr,

Burkulma ve Çürümeye Karşı Ağrı Giderme Yöntemleri

Burkulmalar kemik kas ve tendonlarda görülen hasarlardır. Kemikler arası dokulardaki bağların hasara uğramasıdır.

Bu tür burkulma, çürüme ve aşınma yaralanmalarında en iyi tedavi istirahat, yükseğe kaldırma, buz kompresidir.
Dinlenme. Burkulma ve kasılmalarda iyileşmeye yardımcı en ideal tedavi seçeneklerinden biridir. Hareket ettirmemek sabitlemek ve dinlenmek en güzelidir. Yaralanma yerine bağlı olarak birkaç günlük yatak istirahati ciddi durumlarda da daha fazla süren dinlenmeler yardımcıdır.

Koltuk değnekleri ve baston da gerekebilir. Burkulma ve gerginlik şiddetlenirse fizik tedaviye gidilebilir. Doktorunuz en iyi tedavisi seçecektir. Her durumda aktiviteyi sınırlandırmak ve yavaş hareket etmek gerekmektedir.

Buz. Buz koymak ağrıyı ve şişliyi azaltır ve önler. Anında buz koymak gerekir. İlk 24 saat içinde 20-30 dakikalık bir soğuk baskı uygulaması önerilir. Soğuk kompres ile devam edilmelidir. Dondurulmuş bezelye paketleri işe yarayabilir.

Havluya sarılı buz küpleriyle dolu bir poşet de olabilir. İlk bir gün ısıya maruz kalmayın. Ancak ertesi gün kasları gevşetmek ve ağrıyı azaltmak için sıcak kullanılmalıdır.

Sıkıştırma ve baskılama. Şişliği azaltan baskılama mutlaka yapılmalıdır. Bandajla sıkıştırma ve gergince sarma iyileşmeyi hızlandırır. Doktorunuzdan uygulama hakkında bilgi alın.

Sağlık personeline uygulatmak en doğrusudur.
Yükseklik. Kalp seviyesinden yüksekte tutulan yaralı ve burkulu yerler daha çabuk iyileşir. Şişme ve ağrı daha az görülür. Yerçekimi şişliği azaltır ve basıncı rahatlatır.

Diğer burkulma tedavileri ise şöyledir.
Eklem hareket kaybını uzun süreli tedavilerle ve cihazlarla önleyebiliriz. Fizyoterapist ile uygun tedavi bulunabilir. Evde, işte uygun egzersizler de iyi gelecektir. Ameliyat da alternatif bir tedavi şeklidir.

Cilt altında kalan kan sızıntıları, morarma, kan damalarındaki hasarlar yaralanma sonrası soğuk ve yüksekte tutma tedavileriyle azalır. Renk değişimleri bir haftadan sonra geçmeye başlar. Ciddi ağrı ve şikayetlerde doktora danışın.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Düzenleme Terapisi Nedir, Hangi Amaçlar Kullanılır?

Dağınıklık, sürekli bir şeyleri istifleme arzusu, toplamaktan düzenden nefret eden kişilerin psikiyatrik bir sorunu olabilir.

Düzenli olma, düzenleme terapisi bu kişilere uygun olabilir. Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu da bir ipucu olabilir. Profesyonel yardım almak gerekebilir. Dizayn, yerleştirme, toplama, dağıtma konularında kişi takıntılıdır. Öğelerin toplanıp çeşitli yerlere dağıtılması resimlerle gösterilmesi ve bu dağınıklık düzensizlik hastalara gösteriliyor. Öğelerin yerleşimiyle ilgili zorlu bir bilişsel – davranışçı yaklaşım uygulanır. Odaklanma, kaygı, utanç, depresyon, stres ve aile sorunları değerlendirilir.

Duygusal yönlerden ve koşullardan hastaya yaklaşılır. Dağınık yaşam tarzını motive eden güdüleyen faktörlere bakılır. Tarz, kişilik, ihtiyaçlar, bütçe, yaklaşım gibi özellikleri inceleniyor. İstemci karışıklık duygusuna teslim olmuşsa düzenleme terapisi etkili olabilir. Aşamalı olarak her seansta odaklanma ve düzenlilik terapisi alınır. Utanç hissedilebiliyor. Aşılamaz gibi görünen bu büyük sorun zaman içinde çeşitli yöntemlerle terapide aşılıyor. Strese ve sinirlere odaklanılıyor pozitif olumlama yerleştiriliyor. Duygusal sorunların kökenine inilerek kaynak yok edilmeye çalışılıyor. Birçok kişi bu terapiden mutlu ve düzelmiş olarak ayrılıyor.
Kaynak.7gunsaglik

Patolojik Yalancılık Nedir? Doğru Söylemenin Anatomisi

Psikiyatri literatüründe yalancılık doğruyu gizleme yalan söyleme çok eskilere dayanan ciddi bir rahatsızlıktır.

1891 yılında ilk patolojik yalan ortaya çıkmıştır. Psikiyatrik bir bozukluk olarak tıpta geçmektedir. Kişi istem dışı da zaman zaman yalan söylemek ister. Durmadan yalan söyleyen kişi bir zaman sonra patolojik yalancı hastalığını yaşar. Fikir ve düşüncelerine zayıflık başlar.

Başkalarına inancı zayıftır ve kendisini de bilinç altında inanılır güvenilir biri olarak görmemeye başlayarak yalana başvurur. Suç davranışları zaman içinde gözlenebilir. Çeşitleri; konfabülasyonu, temaruz, ganser sendromu, yapay bozukluk, sınır kişilik bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu, histriyonik kişilik bozukluğudur.

Temaruzda kişi durumları kötü halde abartır ve abartarak yalana yalan katar. Konfabulasyonda hafıza kaybına bağlı yalancılık vardır. Yalan söylemek ruhsal sorunların belirtisi olabilir. Erkek ve kadında eşit oranda görülen bu durum genelde ergenlik döneminde başlar.

Beyin yapısına yerleşir ve geç kalınırsa ebedi olarak yalan söyleme bir rahatsızlık olarak sürer. Beyin taramalarında sorunun kaynağı tespit edilebilir. Beyin yapısı ve ruh sağlığında değişimler ve anatomik sorunlar nedenleri olabilir. Yanlış ve yalan ifadeler kalıcı olarak yerleşebilir.
Kaynak.7gunsaglik

Zihinsel Güçsüzlük Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonu mu?

Ne kadar aklımızı kullanırsak o kadar geç yaşlanırız. Zihinsel güçsüzlük beyni kullanamamadan kaynaklanıyor ve gençliği öldürüyor..

California’da, yaşlanmanın etkilerini ortadan kaldırdığı iddia edilen beyin egzersizleri ya da beyin antrenmanlarının reklamlarına çok sık rastlarsınız…“Kadim atasözü doğru: Kullanmazsanız kaybedersiniz” diyor Los Angeles merkezli beyin egzersizleri şirketi Neurotopia’nın bilim şefi Dr. Leslie Sherlin… “Beynimizi ne kadar çok kullanırsak o kadar güçlü, kendini uyarlayabilen ve esnek olur” diye de ekliyor.

Beyin egzersizleri bulmaca çözmek ya da telefon numaralarını ezberde tutmak kadar basit olabilir.

Ancak bu tekniklerin insanın zihninin genç kalmasında ya da Alzheimer gibi yaşlanmayla ortaya çıkan hastalıkları önlemede bir etkisinin olup olmadığı tartışma konusu.

Sherlin “Umut vaat eden pek çok teori var, ama henüz yeterli veri yok. Gerçekten geniş kapsamlı bir biçimde test edilmesi gerekiyor. Teorik açıdan baktığınızda ve sistematik olmayan kanıtlara göreyse ihtimaller ortada” diyor.

Dr. Daniel Amen, yaşlanmanın beyin üzerindeki etkilerini geriletmenin bir başka yöntemini tanıtıyor.

Psikiyatrist Amen beyin görüntüleme sistemlerinin pek çok kişinin daha uzun yaşamasını ve daha genç kalmasını engelleyen sorunları tespit edebildiğini öne sürüyor.

BELİRTİLER ÇIKMADAN GERİLEME BAŞLIYOR

Hatta Dr. Amen’in kitaplarından birinin adı Use Your Brain To Change Your Age (Yaşınızı Değiştirmek İçin Beyninizi Kullanın).

“Esasen beyniniz belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce gerilemeye başlıyor” diyor Amen.

Dr. Amen, hastalarına teşhis koymak için kan tahlilleri, idrak testleri, aile geçmişi ve beyin tomografisine başvuruyor.

Tomografi beyin aktivitelerinin bir göstergesi olarak beyindeki kan akışını görüntülüyor.

Sonuç olarak beyin yüzeyindeki boşluklar olarak tarif edilen, kan akışının düşük olduğu bölgelerin üç boyutlu görüntüsü elde ediliyor.

Amen’in benim beynimi muayenesinde alın korteksim ve beyinciğimde aktivite düzeyinin düşük olduğu görüldü.

Bu, dikkat aralığı ve hafıza sorunlarına işaret ediyor.

Yani, henüz 50 yaşında olmama rağmen, yaşlanmanın normal etkisiyle hafızam sorunları silip atıyor.

Amen “70 yaşında bile olsan bu normal değil” diyor ve ekliyor “Bu beyninin mücadele etmeye başladığı anlamına geliyor.”

‘Beyinde ay yüzeyine benzer çukurlar’

Amen yaşam süremizin kısmen beyin fonksiyonlarıyla belirlendiğini söylüyor. Çok fazla yememek ve içmemek gibi iradeli kararlar vermemiz gerekiyor. Araç kullanırken tedbirli olmamız, uykumuzu almamız, arkadaşlarımızı akıllıca seçmemiz ve stresten kaçınmak için planlama becerisine sahip olmalıyız.

Bunlar zaten aklı başında herkesin bildiği şeyler. O zaman beyin tomografisine ne gerek var?

Kaliforniya’da avokado endüstrisinden emekli bir yönetici olan Mark Affleck “kararsız ve zihnini bulanık” hissettiği şikâyetiyle bir sene önce Dr. Amen’e başvurdu.

Beyin tomografisinde ayın yüzeyindekine benzer boşluk ve çukurlar göründü. Dr. Amen bunları sağlık durumunun zayıflamasıyla ilişkilendirdi.

Affleck teşhisin kendisini hayatını değiştirmeye teşvik ettiğini söylüyor.

Artık hemen hergün 45 dakikalık yürüyüşler yapıyor, her iki günde bir ağırlık çalışıyor. Sebze ağırlıklı besleniyor, kafein ve şekerden de uzak duruyor.

Emekli yönetici altı ay sonra çektirdiği beyin tomografisinin farklı göründüğünü söylüyor. Boşluklardan bazıları dolmuştu ve “daha sağlıklı görünüyordu.”

“[Beyin tomografisinin] kesinlikle gerekli olduğunu düşünmüyorum, ama durumu bir defa görmek ve ardından değiştiğini de görmek kuvvetli bir etki yaratıyor” diyor Affleck.

NELER TAVSİYE EDİLİYOR?

Beynimin belli başlı bölgelerindeki kan akışını hızlandırmak için Amen daha az ekmek, daha çok sebze yememi, diyetimi balık yağı ve vitaminlerle güçlendirmemi, beraberinde uykuyu destekleyen bir hormon olan ve hemen her ülkede reçetesiz satılan melatonin kullanmamı tavsiye etti.

Dikkat süremi uzatmak içinse masa tenisi oynamamı önerdi – motor sinir kontrollerinde önemli bir rolü olan beyincikteki faaliyetlerin artmasını sağlayacak bir koordinasyon egzersizi.

İki ay sonra kendimi daha atik hissediyordum ve Ameni yeniden ziyaret ettiğimde betin tomografimde küçük değişiklikler olduğunu gördüm. Ama daha sağlıklı bir yaşam zaten daha iyi hissetmemi sağlayacaktı.

Dr. Amen’e danışmanın maliyeti 3,600 dolar ve beyin tomografisi de ucuz değil. Her uzman da bunu yapmanın gerekli olduğunu düşünmüyor.

Kaliforniya Üniversitesi Uzun Ömürlülük Merkezi’nden Dr. Gary Small “Kariyerimi beyin görüntüleme teknolojisini geliştirmeye adadım ve çok büyük umutlar vaat ettiğini düşünüyorum. Ama herhangi bir teşhis testi istemeden önce kendime soruyorum ‘Bu gerçekten hastanın sonuçlarını değiştirecek mi? Tedaviye etkisi olacak mı? Faydası olacak mı?’”

Atlanta’daki Emory Üniversitesi’nden Psikiyatri, Nöroloji ve Radyoloji Profesörü Dr. Helen Mayberg konuya daha da eleştirel bakıyor.

“Bu türden görüntüleme yöntemlerinin sağlıklı olduğunuzu doğrulamak ya da belirli bir durumun teşhis edilmesi için kullanılabileceğine dair hiçbir kanıt yok” diyor Mayberg.

Ona göre Dr. Amen “Pek çok insanın genel sağduyusuna hitap eden, sağ duyulu tavsiyeler veren becerikli bir konuşmacı.

Mayberg “Beyin tomografisi onun muayenelerinin gereksiz bir parçası ama belli ki iddialarını desteklemek açısından bir düzeyde bilimsel (ama denenmemiş) bir teyit aracı” diyor.

Beynimin içine bakmak benim yaşımı değiştirmedi. Hâlâ 50 yaşındayım. Ayrıca pahalı bir görüntüleme teknolojisinin herhangi birinin makul bir yaşam tarzı benimsemesi için gerekli olup olmadığı da tartışılır.

Ama elbette ki mevzu yaşını gerçek anlamda geriye çekmek değil.

Esas mesele insan vücudunun en iyi şekilde işlemesi ve daha genç görünmek, hissetmek ve düşünmek için iyi karar vermek ve bunu becermek.

Babamın da her zaman dediği gibi “Kafanı kullan.”
Referans.7gunsaglik.com.tr

Bitkisel güzellik yöntemleri

Güzelliğinizi hormonlara borçlu olduğunuzu biliyor musunuz? Bedenimizde var olan ve “hormon” olarak anılan maddeler, genç görünümünüzü sağlıyor. Tenimizin, saçlarımızın parlaklığı vücudmunzdaki maddelerler birbirine bağlantılı….

Herbalist Volkan Kurt, çizgi ve kışıklıkları engelleyen bitkilerdeki doğal hormonların listesini verdi…” Doğal denge o kadar mükemmel işliyor ki bunlar adeta cildin kendi ürettiği ‘gençlik kremleri’ gibi” diyor Volkan Kurt. Gerçekten de öyle… Tenimizin, saçlarımızın parlaklığı bu maddelerin vücudumuzda yeterli bulunup bulunmadığına bağlı. Bedenin hormon dengesi bozulduğunda hemen dış görümüne yansıyor. Kadınlarda çok önem taşıyan bu hormonların azalması yüz hatlarında sarkma, gevşeme meydana getirebiliyor. Bu mucize hormonlar azaldığında güzelliğiniz mutlaka etkileniyor.

PÜRÜZSÜZ TENiN SIRRI

Volkan Kurt “Herbalium olarak yaptığımız araştırmalar sonucunda, birçok bitkide ‘güzelliğin sırrı’ olan bu hormonlar hakkında bilgi ediniyoruz. Sizlerle de bu bilgiyi paylaşmak isterim” diyor ve şu açıklamaları yapıyor:
“Teninizi pürüzsüzleştirmek, kuvvetlendirirmek, yaşlanma ve çevrenin hasar verici etkilerine karşı korumak için bedenin bu çok değerli maddelerini gözünüz gibi korumanız gerekir. Eğer azalmışsa doğadan faydalanarak onlara takviye yapmanız gerekir.

Nasıl mı? Doğadan elde edilen (doğal ürün uzmanları tarafından özellikleri saptanan) bazı bitkiler ve doğal ürünler var! Bunlarda ihtiyaç olan bu hormanlar var! Bitkisel hormonlar, cildin yenilenmesine yardımcı oluyor. Hücre kalitesini yeniden oluşturuyor. Deri üzerinde, hücre yenilemesine hız veriyor. Cildin sertliği ve tonunda gözle görülür bir iyileşme sağlıyor.”
SOYA HÜCRE YENiLER

Bitkisel hormonların sıkılaştırıcı etki sağladığına değinen Volkan Kurt “Yenilenmiş deri gençlikle ışıldar. Yüz hatlarınızı gerer ve yüz ovalinizi şekillendirir. Bitkisel hormonlar sayesinde cildinizi yaşlanmaya karşı korunur. Cildin kan damarları çeperlerini kuvvetlendirir.

Cildiniz daha canlı, gergin, enerjik, güzel ve genç bir görünüme kavuşur” diyor. Gençlik ve güzelliğin sırrının bitkisel kökenli, vücutta östrojen benzeri etki gösteren “fitoöstrojen” olarak adlandırılan bitkilerde bulunduğunu belirten Kurt, bitkisel östrojenler içinde en önemlisinin soya yağı olduğunu vurguluyor. Kadınlarda 35 yaş civarlarında hormonal değişimler başladığının altını çizen Volkan Kurt şu açıklamaları yapıyor: “Ciltte 35 yaşından sonra hücre yapımı hızı düşüyor.

Yağ bezleri daha az çalışıyor. Menapoza giren kadınlar bu tür sorunları sürekli yaşıyor. Bir çok kadın da erken menapozla karşılaşabiliyor. Ya da bazı hastalıklarla bedensel ve tensel olarak yaşlanıyor. Soya’dan ve yabani patatesten elde edilen bitkisel hormonlar kolajen yapımını artırıp, hücre yenilenmesini uyarıyor, cilde güç ve nem veriyor.”

KIRIŞIKLIĞI GİDERENLER

Ciltte azalan hormonlar yaşlanmaya, sarkık görünüme neden oluyor. Hepsinin ilacı keten tohumu.

ŞERBETÇİ OTU

Kırışıklık başgösteren ve canlılığını kaybetmiş ciltler için kullanılan hormonlar bu otta var.

YULAF OTU

Çok önemli bir ot. Akne sorunlarının tedavisinde bir çok sorunu çözüyor.

YEŞİL ÇAY

Maalesef çay ülkesiyiz ama geç keşfettik yeşil çayı. Çağın yeni bir fitoöstrojen kaynağı olan yeşilçay, kadınların evinden eksik olmamalı.Referans.7gunsaglik.com.tr,

Doktorlar şaştı kaldı!

Bursa’da, 2 aydır süren kusma ve ağrı şikayetiyle özel bir hastaneye başvuran kişinin midesinde arı olduğu belirlendi.
Alınan bilgiye göre, C.H. adlı kişi, 2 aydır süren kusma ve mide ağrısının geçmemesi üzerine özel bir hastaneye başvurdu.

Hastanede görevli genel cerrahi uzmanı Dr. Nejat Gülgör, sorunun nedenini tespit etmek için C.H’nin midesinde endoskopik yöntemle inceleme yaptığı sırada bağırsağa yakın bölümde bir arı bulunduğunu fark etti.

Arıyı endoskopiyle çıkaran Gülgör, meslek hayatında böyle bir olayla daha önce hiç karşılaşmadığını belirterek, yaptıkları literatür araştırmasında dünyada bu türde bildirilmiş toplam 4 vakaya rastladıklarını bildirdi.

Gülgör, arının çıkarılmasının ardından hastanın şikayetlerinin düzeldiğini dile getirerek, şunları kaydetti: “İşin ilginç yönü, arının 2 ay süreyle orada kalabilmesi. Bu, normalde pek mümkün değil. Kuvvetli mide asidi karşısında, protein yapısında olan arının sindirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu veteriner arkadaşlara da danıştık.

Onlar da şaşırdılar. Hasta da arının midesine nasıl girdiğini bilmiyor.

Hastamızın kusma şikayetlerinin aniden kesilmesi, arının midede 2 ay kaldığını düşündürüyor. Muhtemelen arı, mideyi sokması sonucu iğnesi saplandığı için orada hareketsiz biçimde kaldı ve vücuttan atılamadı. Bundan dolayı da kusmaya neden olduğunu düşünüyorum. Eğer arı hastanın boğazını soksaydı, gelişen ödeme bağlı nefes alamama sonucu ölüm olabilirdi.”Referans.7gunsaglik.com.tr,

Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Meksika Üniversitesi hastanesinde yapılan araştırmalar sonucunda rahim ağzı serviks kanseri için umut verici gelişmeler yaşanmıştır.

Terapötik hedefli bir tedavi yöntemi geliştirilmiştir. Laboratuarda gerçekleştirilen gen kültürlü kanser hücreleri neoplastik yolla engelleniyor ve yayılması büyük ölçüde azaltılıyor. Serviks kanser hücreleri aciz hale getiriliyor çeşitli tellerle uygulanan moleküler teknikle bloke ediliyor. CDKN3 tümörü etken hastalara bu yöntem uygulanmış ve büyük ölçüde hayatta kaldıkları ve iyileştikleri görülmüştür. Bu gen yüksek yoğunlukta bir aktiviteye sahiptir ve rahim ağzından boynuna serviks içinde rahatça gelişip yayılabilir. %70 oranında kadınlarda gelişme riski vardır.

Düşük göstergeli olan belirti vermeyen kontrole gitmeyen hastaların %15 inde ölüm görülmektedir. Kanserli kadınlarda kültür hücreleri gözlenir bu genin saldırganlık ve kötü huyluya dönüşme büyüme yayılma aşamaları dikkate alınır. Elde edilen bulgular hücre büyümesini teşvik eden birincil büyümeyi geçersiz kılmak için kullanılır. Terapötik hedefli moleküler bu uygulama ile rahim ağzı kanseri baştan önlenecek ya da gelişimi durdurulacak artık hayat kaybetmek yaşanmayacak. 5 yıllık süreçte %93 oranında etkili bir yöntem. Erken aşamada teşhis edilen kanser türlerinde hayatta kalma ve iyileşme oranı artar.
Kaynak.7gunsaglik

Akciğer Kanseriyle İlgili Yeni Bir Protein Bulundu

Manchester Kanser Araştırma Merkezi’nin bilim adamları akciğer kanserinde dokuda yer alan bir protein keşfetti.

Akciğer kanserini hedef alan ilaçların yapısında bu protein kullanılabilecek. Her yıl akciğer kanserinden ölen binlerce kadın ve erkek var. Erkekler biraz daha fazla etkilenirken akciğer kanseri ölüme giden en ciddi kanser türü. Son 60 yıl içinde kanser taramaları ve tedavilerin umut verici gelişmeler yaşanmaktadır. Uzmanlara göre glukokortikoid adlı yapı vücuttaki hücrelerde iltihap ve enerji düzeylerini düzenleyen hormonların üretiminde kullanılıyor bu proteinin yapı taşı çok önemli, akciğer dokusu yapısında olduğundan tedavisinde de ona karşı kullanılabilir.

Akciğer kanserinde bu hormonların hücre büyümesinin kontrol edilmesinde bir rol oynadığı bilinmektedir. Glukokortikoidler reseptörleri aracılığıyla çalışıyor ve çalışmada bu süreç incelenmiştir. Merm1 olarak bilinen yeni keşfedilen bu enzim normal çalışma için gerekli. Akciğer iltihabı ve kansere giden yolda bu maddeler etken. Kanserli hücre büyümesinin bu şekilde önüne geçilebilecek. Hedeflenen hücrelerin büyümesi yayılması önlenecek. Araştırmacılar gruplar halinde incelemelere devam etmektedir.
Kaynak.7gunsaglik

ABELCET IV Flacon

Etkin madde (ler):
Amfoterisin B 100 mg

Pazar:
20 ml 1 i.v. Küçük şişe

Kullanımı:
yetişkinler ve çocuklar, önerilen günlük doz 5 mg / kg tek bir infüzyon olarak için. Abelcet, 2,5 / kg / st oranı intravenöz infüzyon şeklinde uygulanmalıdır mg. iki saat her iki saat süreyle infüzyon süresi, içeriği salladı Eğer karışık infüzyon çanta vardır. kreatinin seviyeleri doza bağımlı böbrek toksisitesi Abelcet’in gösterildi serum ölçerek. Dozaj, hastanın klinik durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

Endikasyonları:
Amfoterisin B, en şiddetli mantar türleri gösterilmektedir karşı in vitro aktivite. Histoplazma capsulatum, Coccidioides immitis, Candida türleri, Blastomyces dermatitidis, Rhodotorula, Cryptoccus neoformans, Sporothrix schenkii, muceda Mucor, Aspergillus fumigatus suşlarını engeller. Amfoterisin B, mantar ve vücut sıvıları veya fungistatik duyarlılığı, yoğunluğu veya fungusittir bağlı. Dissemine kandidiyazis, aspergilloz, kronik mükormikoz mysetoma, kriptokokal amfoterisinle menenjit başarıyla tedavi edilebilmektedir. Pozitif deri veya serolojik test sonuçları sadece ne en yaygın ve klinik olmayan önemli mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır olmamalıdır.

Kontrendikasyonları:
Amfoterisine bu aşırı duyarlılığı ile kontrendikedir. Ancak, yaşamı tehdit eden tedavi ve başka hiçbir seçenekleri, tıbbi değerlendirme bağlı olarak gerekirse.

Notlar:
Böbrek, karaciğer ve laboratuar testleri bir hafta düzenli olarak yapılmalıdır en az bir kez kan yapan fonksiyonu. Diğer nefrotoksik ilaçlar birlikte hastaların daha yakından kullanılmalıdır. Bu hastalarda, böbrek fonksiyonu yakından izlenmelidir. diyaliz hastalarında Amfoterisin tam böbrek diyalizi başlanmalıdır. Aralıkları, serum potasyum ve magnezyum düzeyleri kontrol edilmelidir. Amfoterisinle hamile kadınlar üzerinde yapılan. Fetus sistemik mantar enfeksiyonlarının zararlı etkileri hakkında gebelerde amfoterisinle olmadan, ama çok az bildirilen vakalar tedavi edildi. potansiyel zarardan gebelerde yarar tek ilaç kullanmak baskın nedenle gebelerde Güvenilirlik tam olarak tespit edilemedi.

Yan Etkiler:
Geçici renal fonksiyon () hipokalemi, azotemi, serum kreatinin ve renal tübüler asidoz bildirilmiştir, hangi tedavi şiddeti durdurmak oldu kötüleşen. Önemli değişiklikler karaciğer ve hematopoetik fonksiyon gözlendi. Ancak hemoliz tespit imkanı. Hafif baş ağrısı, bulantı, kusma, alt sırt ağrısı nadiren bildirdi. Anafilaktik reaksiyonlar nadiren bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Konvansiyonel amfoterisin B bilinen nefrotoksik ilaçlar (aminoglikozidler, sisplatin ve pentamidine, vb), hipokalemi kortikosteroidler ve kortikotropin yol açabilir (ACTH) ve darbe varlığında hipokalemi ihtiyacı ile dikkatli bir dijital glikozitler, kas gevşetici ve antiaritmik ilaçlar olarak kullanılmaktadır etkileşime artacaktır. Fluzitozin kapsamında soruşturma kullanımı ile gerçekleştirilmiştir. Fluzitozin amfoterisin sinerjik B etkili, amfoterisin B böbrekler tarafından blok artırmak için hücresel alımı ve atılımı artabilir fluzitozinin zehirlilikten.

Nasıl Vejetaryen Olunur? Vejetaryen Diyeti

Sağlıklı bir seçim olan vejetaryen beslenme düzenine nasıl ve neden geçilir?

Bir vejetaryen menüsünde hangi besinler yer alır?

Amerika’da 4 milyondan fazla kişiyi etkisine alan bu beslenme biçimi kolesterol, toplam yağ, tip 2 diyabet ve koroner arter hastalıklarının önüne geçmeyi sağlar.

Doymuş yağı çok düşük oranlarda içeren sağlıklı bir tarzdır. Birçok vejetaryen diyet türü vardır. Eti hiçbir şekilde yemeyenler, sadece beyaz et yiyenler, hayvansal gıdaları (yumurta, süt, peynir) tüketip et yemeyenler. Genel anlamıyla bakliyat, sebze ve meyveyle beslenilir.

Protein, demir, kalsiyum, çinko ve B12 vitamini alarak beslenirler. Etsiz yemekler ideal menüleridir. Kıymasız lazanya yapılabilir ıspanak veya tofu kullanılır. Sebzeli omlet yapılabilir. Yumurta protein kaynağı olarak omlette kullanılır.

Jambon veya peynir de yumurtaya dahil edilebilir veya yerine kullanılabilir. Renk ve besin değeri katsın diye havuç, mantar ve ıspanak da eklenir. Burger hazırlamak da olasıdır. Kepekli sandviçle ızgara peynir ve mantar, marul, domates ve dilenen malzemeler koyulabilir.

Kalsiyum ve C vitamini vejetaryen beslenme düzeninde eksik edilmemelidir, etin yokluğu hissedilmemelidir. D vitamini, çinko, demir, Omega 3 yağ asitleri, B12 vitamini mutlaka tüketilmelidir. Çocuklarda bu beslenme düzeni çok sağlıklı olmayabilir. En azından süt, yumurta, peynir ve yoğurt gibi yan hayvansal gıdalar mutlaka alınmalıdır.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Göz tembelliğine karşı TV tedavisi!

Bu göz hastalığı çocuklara televizyon izlemeyi serbest bıraktırıyor!… Çocuklarda sıklıkla ortaya çıkan ve geç fark edildiğinde tedavi edilemeyen Göz tembelliğinin televizyon ile tedavi edilebildiğini biliyor muydunuz?

Dünya Göz Hastaneler Grubu çocuk göz sağlığı doktorlarından Op. Dr. Mürüvvet Tüzünalp, göz tembelliği tedavisi sırasında ailelere çocuklarına
televizyon izletmelerini öneriyor.
Mynet’te yer alan bilgilere göre, göz tembelliği tıpta ambiyopi olarak adlandırılan her iki gözde veya gözlerden birinin görme keskinliğinde yüzde 20 ve daha fazla azalma olmasıdır. Göz tembelliğinin doğuştan olması büyük bir olasılıktır. Travmaya, doğuştan görülebilen göz hastalıklarına bağlı olarak ya da genetik olarak da gelişebilir. Ailesinde göz tembelliği, şaşılık görülen çocukların erken yaşta göz muayenesinden geçirilmesinde fayda vardır. Göz tembelliğinin oluşumunun en önemli etkeni şaşılıktır.
Göz Tembelliğinin Belirtileri
Göz tembelliği olan çocuğun derinlik hissinde bir azalma meydana gelir ve ince detaylarda, işlerde zorlanır. Bu durumu bazen dikkatli bir ebeveyn fark etse de genellikle gözden kaçar. Göz tembelliği tanısı için göz doktorunun muayenesi şarttır. Göz tembelliğinin tedavisinin 8 yaşına kadar yapılması gereklidir. 8 yaş üzerinde göz tembelliği tedavisinde başarılı sonuç almak çok zordur.
Göz tembelliğinin tedavisinde dünyada en yaygın tedavi olarak kapatma tedavisi uygulanmaktadır. Kapatma tedavisi oldukça pratik ve etkili bir tedavi biçimidir. Çocuğun tembel olan gözü açıkta kalır ve görmesi iyi olan göz kapatılır. Bu tedavi çocuğun yaşına, görme keskinliğindeki azalmaya ve tedavinin başlama yaşına göre değişir.
Sınırsız Televizyon İzlettiriliyor
Kapama tedavisi sırasında, belli bir süre de olsa çocuğun resim çizme, boyama, kesme gibi yakın çalışma yapması istenir. Kapama tedavisi sırasında ailenin uygulamasını tavsiye edilen yöntem çocuğun sınırsız televizyon izlemesidir. Çocuğun normal gelişim sürecinde ilk 3 yaş içerisinde televizyon izlenilmesini normal koşullarda önerilmiyor. Çünkü, ilk 3 yaş içerisinde çocuğun televizyon seyretmesi gözde var olan göz bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ailelere çocuklarına 3-6 yaş arasında günde 1 saat, 6 yaş sonrasında günde toplam 2 saat televizyon izlettirmeleri öneriliyor.
Ancak göz tembelliğinin tedavisinde tüm bu yasaklar ortadan kalkıyor. Göz tembelliğine bağlı olarak gerçekleştirilen kapama tedavisinde çocukların sınırsız televizyon izleyebiliyorlar. Televizyonu sınırsız olarak izlemelerine izin verilmesinin nedeni renkli ve sürekli hareket eden görüntüyü çocukların tembel olan gözleriyle takip etmesini sağlamak. Kapama sırasında televizyon izleyen çocukların göz tembelliklerinin tedavi süreci daha hızlı oluyor. Çünkü televizyon uyaranları çok yüksek çocuk daha rahat takip ediyor. Bu nedenle özellikle hareketli çizgi filmler ya da çocuk kuşakları gibi çocuğun gelişimini olumsuz etkilemeyecek yayınların izletilmesi öneriliyor. TV ile göz tembelliği tedavisi evde yapılabilecek en ucuz ve de en etkili tedavi yöntemlerinden birisi. Kapama tedavisinin bitmesi ile birlikte TV izlemenin sınırlandırılmasının gerektiği de önemle vurgulanıyor.
Tedavide Takip Şart
Gözde kapama tedavisine tembellik sona erinceye yani iki göz arasındaki görme farklılığı azalıncaya kadar devam ediliyor, daha sonra idame tedavi olan kısa süreli tedaviye yaklaşık 8 yaşa kadar sürüyor. Göz tembelliğinin tedavisi uzun süre devam eden ve sabır gerektiren bir tedavi. 6 yaşa kadar tespit edilip tedavi başlandığında genellikle görme keskinliğinde tama yakın sonuçlar elde etmek mümkün, ancak daha geç tanı konup tedavi edildiğinde tedaviye yanıt daha yavaş ve görme keskinliğindeki artış daha az oluyor. Her ne kadar düzeltilmesi zor ve başarısı az olsa da, günümüzde geç tespit edilen hastalara da 10-15 yaşlarına kadar aynı tedavi daha yoğun olarak uygulanıyor.
Tedavi edilmediği takdirde göz tembelliği kalıcı oluyor. Görme keskinliğinde kendiliğinden düzelme olmuyor. Göz tembelliğinde takip ve kontrol çok önemli. Göz tembelliği takibinde çocuğun yaşı ne ise o rakamın haftası kadar kontrole getirilmesi gerekiyor. Örneğin, eğer çocuğunuz 7 yaşında ve göz tembelliği var ise 7 haftada bir çocuk göz sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir göz hekimine gözlerini kontrol ettirmeniz gerekiyor. (ailem.com)

Göz tembelliği tedavisi için bir öneri
Kardeşime 12 yaşında %70 sağ gözünde göz tembelliği teşhisi kondu. Ailece şok olduk. Doktor bunun 9 yaşına kadar tedavisi olduğunu, bu yaşta tedavisinin mümkün olmadığını söyledi. Kapama tedavisi ile birlikte gözlük verildi. Kapamayı istikrarlı bir şekilde günde 6 hatta 8 saat uyguladık. Bu süre zarfında görmeyen sağ gözü sürekli çalıştırdık. Çalıştırma yöntemi olarak play station portable gibi gözü çalıştıran aletlerle ilgilenmesini, hoşlandığı kitapları okumasını sağladık. Bu konuda çok kesin ve tutarlı davrandık. Hatta kavgalar ettik çünkü ilk zamanlarda gözü görmediği için kapatmak istemiyordu. Kapatma bantları kullandık. Zorlu bir 53 gün sonunda doktora gittiğimizde %70 görmeyen gözün %90 görme seviyesine geldiğini öğrendik. Tabi ki ailece çok mutlu olduk.
Bu tür sorunu olan ailelerin özellikle kapama konusunda çok kararlı olmalarını öneriyoruz, kimsenin böyle bir olay karşısında umutsuzluğa kapılıp tedaviyi boşvermemeleri için de bu başlığı açmak istedim. Hatta tedavinin 17-18 yaşlarına kadar mümkün olduğunu öğrendik. Bu konuda sabırlı ve tutarlı olmanız çok önemlidir.
sağlıklı mutlu günler dileğiyle.Kaynak.http://7gunsaglik.com .,

Çok fenaydı!

Erkan Petekkaya, ‘Son Bahar’ dizisinde hiç unutamadığı bir sahnenin kamera arkasını anlattı


Kanaltürk’teki ‘Laf Aramızda’ programına konuk olan Erkan Petekkaya, ‘Son Bahar’ dizisinde hiç unutamadığı bir sahnenin kamera arkasını anlattı.

Dizinin geçen sezonki bölümünde Kasım ayında gerçekleşen çekimler için, buz gibi suya, dizideki partneri Ayça Varlıer ile atlayan Erkan Petekkaya, “Çok fenaydı” yorumunu yaptı.

Petekkaya, dublör kullanmama nedenlerini şöyle açıkladı:

“Dublörün yapacağı bir şey değil o. Sonuç olarak yüzme biliyoruz. Soğuk, tek sorun o. Gerçekten Kasım’ın ortasıydı, gecenin 2′si falandı. Gerçekten çok fenaydı. Ben soğuk suda bayılırım ama yani çok soğuktu.”

Bir oyuncu olarak gerekiyorsa bunu da yapacağını ifade eden Erkan Petekkaya, büyük bir şok yaşadığını ve çekimin çok zor olduğunu da belirtti.

Sudan çıktıktan sonra hemen karavana geçtiklerini ve sıcak duş alarak kendilerine gelmeye çalıştıklarını belirten Erkan Petekkaya, “Bir şey olmaz tabi ki. 3 dakikalık bir sahneydi. Mesleğim o. Bütün aktörler yapıyorlar bunu, her yerde yapıyorlar. Neler yapıyorlar” diyerek dublör kullanılmasının daha sahte bir görüntü vereceğini ve canını tehlikeye atacak bir durum olmadığı için de gerek duymadığını söyledi.Referans.7gunsaglik.com.tr,

Organların Hayati Önemi ve İşlevleri

Hangi organımız olmadan yaşamaya devam edebiliriz? Organların işlevleri ve hayati önemi..

13

Bir insanın akciğerlerinden bir tanesi alınsa, yaşamaya devam eder çünkü diğer akciğeri boşluğu dolduracak kadar şişebilir. Aşağıdaki listede, vücudumuzda olmamaları durumunda yaşayabileceğiniz organları bulabilirsiniz. Ama siz gene de kendinize iyi bakın.

Böbrek

İnsanların iki böbreği vardır ancak tek böbrekle de yaşayabilirler. Tek böbrekli insanlarda çok ciddi sağlık problemi görülmez. Ancak böbreksiz yaşamak, diyaliz olmadan mümkün değildir.

Dalak

Dalak, kanı süzer ve vücudun enfeksiyonlara karşı savaşmasına yardım eder. Eğer dalakta bir sorun varsa alınabilir ancak dalağı olmayan insanların enfeksiyona karşı daha dikkatli olmaları gerekmektedir.


Üreme organları

Pek çok nedenden dolayı, kadınların rahmi alınabilir. Amerikada 60 yaşına gelen kadınların üçte birinin rahimleri alınmıştır. Erkelerde de, testis kanserine karşın yumurtalıklar alınabilir.

Mide

Mide kanseri tedavisinde bazen midenin tamamı alınabilir. Bu durumda, ince bağırsak yemek borusuna bağlanır. Kişi hafif yemekler yiyerek ve ilaç takviyesiyle hayatına devam edebilir.

Kolon

Kolon kanserinde ya da bazı durumlarda kolon kanserini önlemek amacıyla kolon alınabilir. İnsanlar kolon olmadan yaşayabilir ancak vücutlarının dışında, dışkıları için çanta gibi bir aparat taşımak zorunda kalır.

Apandist

Apandist, kalın bağırsağın ilk bölümünden çıkan küçük ve tüp şeklinde bir organdır. Tam fonksiyonu bilinmemekle birlikte, patladığında veya hasar gördüğünde alınabilir.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Ter kokusu kabus olmasın!

Özellikle yaz aylarında bir çok insanın problemi haline gelen ter kokusundan kurtulabilirsiniz…

Ter kokusu problemi aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.
Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun aşırı ısınmasını önleyen bir soğutma mekanizmasıdır. İnsanlarla yakın temasta olan kişiler eğer ter kokusu ile mücadele etmezse hiç farkında olmadan çevrelerine büyük rahatsızlık verebilirler.

Bakteriler ter içinde ürüyor
Vücudumuzda 2 milyon ile 5 milyon arasında ter bezi bulunur. Vücut sıcaklığı yükseldiğinde otonom sinir sistemimiz bu bezleri uyarı ve derinin yüzeyine salınan ter sıvısı buharlaşırken vücudu soğutur. Ter aslında su ve tuzdan (sodyum klorür) ibarettir. İçinde eser miktarda başka elektrolitler ve üre gibi maddeler de bulunur.
Ter aslında kokusuz bir sıvıdır. Ne var ki bakteriler, teri çoğalmak için bir ortam olarak kullanır ve terin içinde hızla ürer. Ayrıca ergenlikten sonra faaliyete geçen androjen adı verilen hormonlar da ter kokusuna neden olur. Sonuç olarak, terlemek doğal ve sağlıklı bir olaydır ama bunun yeri ve miktarı kişiden kişiye büyük değişkenlik gösterir.

Kişilerin terlemesine neden olan faktörler şunlardır:
Egzersiz, özellikle zorlu olursa
Sıcak hava
Sinirlilik, endişe hali veya stres
Bazı hastalıklar
Duygusal nedenlerin tetiklediği terleme çoğunlukla yüzde, koltuk altlarında, el ayalarında ve ayak tabanlarında olur.
Ama bu terlemenin miktarı ve kokusu duygu durumunuzdan, yediklerinizden (baharatlı yiyecekler), içeceklerden (kahve, alkol), hormonlardan, aldığınız ilaçlardan (psikiyatrik bozukluklarda kullanılan bazı ilaçlar, aspirin ve parasetamol gibi ağrı kesiciler ve aşırı dozda tiroid hormonu alınması) ve mevcut hastalıklardan etkilenebilir.


Bazı kişilerde özellikle el ayalarında ve ayak tabanlarında kalıtsal bir terleme eğilimi vardır. Bütün bu faktörlerden ötürü terlemenin normalini tanımlamak neredeyse hiç mümkün değildir. Ama terlemenizde normalden farklı bir artış varsa bunu doktorunuza danışmanız gerekir. Böyle bir durum çeşitli hastalıkların bir belirtisi olabilir, bu nedenle normal dışı terlemelerde mutlaka doktorunuzun fikrini almalısınız.


Terkokusunu önlemenin yolları
Ter kokusunu önlemenin en iyi yolu önlem almaktır. Aynı şekilde ayak kokusu da bazı önlemlerle azaltılabilir. Aşağıdaki önlemler terlemeyi önlemeye, ter ve ayak kokusunu gidermeye yardımcı olacaktır:
1) Her gün duş alın. Düzenli banyo cildinizdeki bakterilerin sayısını kontrol altında tutacaktır.
2) Banyo aldıktan sonra ayaklarınızı iyice kurulayın. Mikroorganizmalar ayak parmaklarının arası gibi nemli yerleri severler. Ayak pudraları veya ayak bakımı için kullanılan kremler nemin emilmesine yardımcı olur.
3) Koltuk altı ve genital bölge kıllarının düzenli olarak tıraş edilmesi terlemeyi ve kokuyu azaltacaktır.
4) Doğal deriden yapılanlar gibi ayağınızın hava almasını sağlayan ayakkabılar seçin. Yaz aylarında sandalet tipi ayakkabılar giyebilirsiniz.
5) Ayakkabılarınızı dönüşümlü olarak kullanın. Ayakkabılar bir gece içinde yeterince kurumayabilir. Onun için aynı ayakkabıyı iki gün arayla giyecek şekilde dönüşümlü olarak kullanın. Giymediğiniz zamanlarda ayakkabıları havadar ve kuru bir yerde tutun.
6) Çoraplarınızı her gün değiştirin. Merserize çorap giyin çünkü bunlar nemi emerek ayağınızı kuru tutar.
7) Ayaklarınızı havalandırın. Zemin elverişli ise çıplak ayakla dolaşın veya ara sıra ayakkabılarınızı çıkarın.
8) Doğal kumaşlardan üretilen giysileri tercih edin. Keten, yün, ipek cildinizin hava almasına izin veren malzemelerdir.
9) Egzersiz yaparken derinizdeki nemi hemen uzaklaştıran yüksek teknoloji ürünü giysileri tercih edin.
10) Her gün iç çamaşırı değiştirin.
11) Gevşeme tekniklerini öğrenin. Yoga, meditasyon veya biofeedback terlemeyi tetikleyen stresi denetlemenize yardımcı olacaktır.
12) Diyetinizde değişiklik yapın. Yiyecekler de ter kokusuna yol açabilir Soğan, sarımsak, pastırma, balık, bazı yeşil bitkiler gibi gıdalar koku yapabilir. Bunlar faydalı da olsa, uygun zamanlarda tüketin.
13) Deodoran ve ayak kokusu önleyen pudra veya spreyler kullanın. Cildiniz hassas ise bunların özel hassas cilt için üretilmişlerini deneyin.
14) İnsan çoğunlukla kendi ter kokusunu fark etmez, bu nedenle kendisini sık sık kontrol etmelidir.Referans.7gunsaglik.com.tr,

Protezlerin İşlevleri, Özellikleri ve Faydaları

Her protezin ayrı bir bölgesi, işlevi ve yararı var. Op. Dr. Onbaşıoğlu hangi protezin ne işe yaradığını anlattı.

Eklem yüzeyinde oluşan hasar yüzünden ağrı çeken, yürüyemeyen ve günlük yaşamı aksayan pek çok kişi var. Doğru hastaya yapılan protez ameliyatları bu güçlükleri ortadan kaldırıyor. Dünyada yapılan protez ameliyatlarının ilk sırasında diz, ikinci sırasındaysa kalça protezleri yer alıyor.

Protez, vücutta eksik olan herhangi bir organ veya dokunun yerini almak üzere kullanılan yapay bir maddeyi ifade ediyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Şafak Onbaşıoğlu, peruklar, diş implantları, işitme cihazları, takma bacaklar veya yapay kalp kapaklarının tümünün birer protez olduğunu söylüyor.

Ortopedik uygulamada protez denildiğindeyse daha çok hastalıklı veya bozulmuş bir eklemi değiştirmek üzere ameliyatla kemik içerisine veya yüzeyine yerleştirilen metal cisimlerden (implantlar) bahsediliyor.

Op. Dr. Onbaşıoğlu, “Protezler bozulmuş olan hemen hemen tüm eklem yüzeylerinde kullanılabiliyor. Kalça, diz, ayak bileği, omuz, dirsek, el bileği, parmak eklemleri, çene ve omurga eklemlerini protez uygulayarak tedavi etmek mümkündür” diye konuşuyor.

SORUNLAR NELER?

Protez ameliyatına ihtiyaç duyulmasına neden olan eklem yüzeylerindeki bozulmaların en sık görülen nedeninin artritler olduğu belirtiliyor.

Yaşlanma ve yıpranma ile ortaya çıkan dejeneratif artritler,

Kazalar, yaralanmalar, kırıklar sonucu gelişen travmatik artritler,

Romatizmal hastalıklarla ortaya çıkan romatoid artritler,

Eklemi tutan enfeksiyonlar sonucu oluşan enfektif artritler, eklem yüzeyindeki kıkırdağı bozarak artroza yani kireçlenmeye neden oluyor.

Op. Dr. Onbaşıoğlu, “Kemik içerisindeki kan dolaşımı bozuklukları, kalça çıkığı gibi mekanik bozukluklar ve eklemi ilgilendiren kemik tümörleri de eklem yüzeyini bozabiliyor” diyor.

DİZ PROTEZİ İLK SIRADA

Sonuç olarak nedeni ne olursa olsun, eklem yüzeyinde oluşan hasar, şiddetli ağrıya ve eklem hareketlerinin bozulmasına neden olduğunda ve bu şikâyetler istirahat, ağrı kesiciler veya fizik tedaviyle geçmeyip kişinin yaşam kalitesini düşürmeye başladığında, tedavi protez ameliyatıyla bozulmuş olan eklemin değiştirilmesini gerekli kılıyor.

2011 yılında tüm dünyada uygulanan protez ameliyatı sayısının yaklaşık iki milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu sayının yarısının diz protezlerine ait olduğu belirtiliyor. İkinci sırayı yaklaşık 700 bin ameliyatla kalça protezleri alıyor.

Prof. Dr. Onbaşıoğlu, Türkiye’de yılda yaklaşık 50 bin adet eklem protezi ameliyatı yapıldığına dikkat çekiyor. Protez ameliyatları genel olarak değiştirilen eklem yüzü sayısına göre ikiye ayrılıyor. Sadece tek bir eklem yüzü değiştiriliyorsa ‘parsi- yel protez’ uygulaması, eklemin birbirine bakan her iki yüzü değiştiriliyorsa ‘total protez’ uygulaması söz konusu oluyor.

Total protez uygulamasında değiştirilen yüzeyler arasında yastık görevi görecek ve eklem hareketini kolaylaştıracak ‘polietilen’ adlı bir parça yer alıyor. Protez, sadece bozuk yüzeylerin tıraşlanarak üzerine metal implantın geçirilmesiyle uygulandığı zaman yapılan işlem, ‘yüzey artroplastisi’ adını alıyor.

Protez ameliyatının ‘bilgisayar destekli robotik cerrahi’yle yapılması önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Ameliyat tekniğine göre protezler klasik ve nispeten daha büyük bir kesi veya ‘mini-invaziv’ denilen daha küçük bir kesi yapılarak gerçekleştiriliyor. Sağlıklı dokulara ne kadar az zarar verilirse, yapılan ameliyatın başarısı artmış oluyor.

KENDİNİZİ TEST EDİN

Vücudunuzda özellikle kalça veya diz gibi büyük bir eklemi ilgilendiren bölgelerde aşağıdaki şikâyetlerin mevcut olması halinde kalça veya diz protezi için aday olabilirsiniz.

Uzun süreli ve şiddetli eklem ağrısı.

Ağrı kesici ve diğer konservatif yöntemlere (fizik tedavi gibi) cevap alınamaması hali.

Ağrıyı gidermek için sürekli ve giderek artan dozda ağrı kesici almak.

Ayakta kalma veya yürüme süre ve mesafesinin giderek azalması.

Eklem hareketlerinin kısıtlanmaya başlanması ve kişinin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmesinin zorlaşması. Bacaklarda kısalık ve çarpılma gibi gözle görülür deformitelerin oluşması.

Bunlara ek olarak eklemi ilgilendiren çok parçalı kırıklarda kırığın onarılmasının mümkün olmadığı durumlarda veya bu tedavi seçeneğinin yeterince başarılı olamayacağı düşünüldüğünde, protez uygulaması ilk seçenek olarak tercih edilebilir.

AMELİYATIN BAŞARISINDA İMPLANTIN YERİ BÜYÜK

Protez ameliyatının başarısında, kullanılan protezin (implant) rolü çok büyük. Protezlerde kullanılan metaller genelde, titanium veya kobalt kromdan yapılıyor. Bu metallerin kemiğe tutunması kemik çimentosuyla sağlanıyor ya da kemik içerisine veya yüzeyine çimento kullanmadan sıkıca oturacak şekilde çakılarak tespit ediliyor. Çoğu zaman kemiğe tutunacak metal yüzeylerde, tutunmayı kolaylaştıracak pürüzlü yüzeyler bulunuyor veya metalin üzeri özel bir maddeyle kaplı oluyor. Total protezlerde metal yüzeyler arasındaki uyum ve hareket kolaylığını sağlamak üzere, arada, ‘polietilen’ adı verilen aşınmaya dirençli bir madde veya seramik yer alıyor
Referans.7gunsaglik.com.tr

Depresyon Tedavisi Nasıl Olur?

Depresyonda iseniz günlük ya da haftalık olarak ilaç kullanırsınız. 12 hafta içinde etkisini alır ya da alamazsınız.

Doktorunuzun gözlemleri ve deneyimleri sonucunda size uygun tedavi uygulanır. Doğru ilacı bulmak için beklemek ilaçları denemek ve görmek gerekir. Pes etmeyin. Birçok yetişkinde depresyonu yenmeye yardımcı ilaçlar mevcuttur. Antidepresan kullanımı sürecinde asla birden ilacınızı bırakmayın.

Aniden bırakmak ters etki yaratacaktır. Baş ağrısı, kas ağrıları, midede ya da başka yerlerde sorunlar ortaya çıkacaktır. Sinirlilik ve baş dönmesi önemli belirtilerdir. Bırakmak için doktorunuza başvurun. İlaç kullanmanın da kuralları vardır.

Doğru zamanda, yiyeceklerle ya da aç karnına, suyla ya da sadece ilaç kullanımı doktorunuz belirler. Vitamin, besin takviyesi, öksürük şurubu ve bazı reçetesiz ilaçlar antidepresan etkisini önleyebilir. Bu durumlarda en kısa sürede doktorunuza başvurun.

Birkaç hafta içinde ilaç kullanımına bağlı yan etkileri dikkatle inceleyin ve doktorunuza bildirin. Uykusuzluk, bulantı, kilo kaybı veya artışı, baş dönmesi ve cinsel sorunlar yaşayabilirsiniz. İntihar düşüncesi oluşursa yakınlarınızla ve doktorunuzla konuşun.

Sağlıklı beslenme psikolojide çok önemlidir. Vücut ve ruh sağlığını destekler. Mineral ve vitamin eksikliğinde sağlık sorunları ve depresyon gelişebilir. Doymuş yağlar kalp ve diğer hastalıkların yanında depresyona da sebep olur. Alkolden de kaçının. Yeteri kadar uyuyun.

Stresle baş etmek ve ruh halini dengelemek için yeterince uykunuzu alın. Egzersiz yapın, yatmadan birkaç saat öncesine kadar kafein ve alkol almayın.

Geleneksel tedavilerin yanında alternatif tıp gereği, akupunktur, yoga, masaj, meditasyon ve refleksoloji tedavileri de depresyona bire birdir. D vitaminini mutlaka alın. Folat da önemlidir. Depresyon tedavisinde geç kalmayın.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Anne Sütü Bebeği Nasıl Korur?

Bakterilere ve tüm kötü dış etkenlere karşı bebeğin direncini koruyor anne sütü..


ABD’deki Buffalo Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırma,  anne sütündeki bir proteinin, ağır zatürre ve tedavisi zor bazı enfeksiyonlara  yol açan bakteri ve mikropların antibiyotiklere direncinin azaltılmasına katkıda  bulunduğunu gösterdi.
Laboratuvar ortamında hayvanlar üzerinde yapılan araştırma, "Human  Alpha-lactalbumine made lethal to tumor cell" (Hamlet) proteininin penisilin ve  eritromisin gibi birçok antibiyotiğin bakterilere karşı etkisini artırdığını  ortaya koydu.

Amerikan Plos One dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atanlardan  Anders Hakansson, Hamlet sayesinde bakterilerin çoğunun öldüğünü vurguladı.

Hamlet’in anne sütünde doğal halde bulunduğunu belirten Hakansson, bu  proteinin çok güçlü antibiyotiklerin aksine yan etkisinin bulunmadığına dikkati  çekti.

Araştırmanın, hastanelerin karşı karşıya olduğu antibiyotiklere dirençli  "süper mikroplar" sorunuyla mücadeleye ışık tutabileceği ifade ediliyor. Hamlet’in kansere etkisi de birçok araştırmaya konu oldu.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Yaz İçin Güzellik ve Makyaj Tüyoları

Hanımlar bakımlı olmayı çok sever. Yaz ayları da geldi çattı. Daha bakımlı ve güzel görünmek için herkes elinden geleni yapıyor.

Peki uzman tavsiyeleri almak ister misiniz? İşte en güzel ve bakımlı görünmek için tüyolar. Makyaj neye göre nasıl hangi yöntemlerle yapılmalı öğrenelim..

Yaz makyajı kaşmir ve pamuklu yüzeyler gibi hafif ve fresh olmalı. Abartıdan uzak sade, yalın ve etkileyici olmak mümkün. Şeffaf doku ve parlak tonlar ile bu olasıdır. Şarap ve bordo tonlarındaki allık, ruj ve farları mümkün olduğunca az kullanın hatta kullanmayın. Şeker pembesi, şeftali ve şeffaf tonları, bej, pudra ve ten rengi gibi cıvıl cıvıl renkleri seçin. Göz farı ve allıkta toz olanları değil krem olanları seçin ve kullanın.

Mandalina, kavun, şeftali, turuncu tonları enerji verir. Bu yazın makyaj tonlarında meyve bahçesi etkileri var. Bu parlak tonları kullanın. En sevdiğiniz turuncu meyvelerin renklerini gölgelendirmede de kullanabilirsiniz. Göz makyajında bu turuncular moda. Dudak parlatıcınızı şeftali tonlarında yanınızda mutlaka taşıyın. Allıkta da yine krem formüllü bronz ya da kayısı tonlarını tercih edin. Elmacık kemiklerine uygulayın nemli bir parlaklık verecektir. Hafif bir ışıltı için şeftali ile gözlere gölge yapılabilir. Oldukça etkileyici olmayı sağlar.

Güneşe çıkılan günlerde 30 koruma faktörlü bir güneş kremi ve mutlaka dudak koruyucu kremi sürün. Dudakların bakımı önemlidir. Bakımsız ve çatlaklı dudaklarda ruj da iyi durmaz. Gliserin içeren balsam özellikli nemlendiricilerden edinin. Renkli türleri de mevcuttur. Melisa üzerine vazelin sürerek ince bir kat halinde dudaklara çatlak ve kuruma bakımı yapın.

Düz saça zarif ve sade bir at kuyruğu yapın veya zarif bir örgü modelini uygulayın. Ense etrafında saç modeli de uygundur. Saçlar bu aylarda hafif nemli olmalı, ıslatarak dışarı çıkın. Saç bantlarını da kullanabilirsiniz.
Fön makinesi, maşa ve tost makinelerinden uzak durun. Saça zarar verir, saç nemini kaybeder ve kırıklar dökülmeler oluşur. Bırakın kendi kurusun. Nemli bir krem kullanın. Islatıp hafif kurutun ve kendi dalgalarını salsın. Aksesuarlarla sıkı toplamadan da bir hava verilebilir.

Saçı güneşten ve tuzlu sudan koruyun. Denize bone ile girin. Saç tellerine zarar UV ışınları kafa derisini de yakabilir. Rengini de bozar. Şapka kullanın. Koruyucu saç ürünleri ve spreyleri kullanın. Güneşe karşı saç rengini koruyan ürünleri edinin. Klorlu musluk suyundan da saçlarınızı koruyun.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Uzak Mesafede Yaşanan İlişkilerin Mutluluk Sırları

Araya mesafeler de girse, kötü çabalar ve ayrılmaya yönelten etkenler de girse ömür boyu süren mutlu ilişkiler görürürüz.

Uzun soluklu ilişkilerin gerçek sırrı nedir? Boşanma noktasına kadar gelebilen ama birbirinden kopamayan ilişkisi her zamankinden daha güçlü olan yıllandıkça kuvvetlenen ilişkiler görüyoruz. Ayrı ülkelerde bambaşka hayatlarda yaşasalar da bazı çiftlerin ilişkisi yakın olanlara göre çok daha güçlü. İletişimleri daha kuvvetli birbirlerine daha bağlı hissediyorlar.

Birçok kişiye göre mesafeler bir dezavantaj. Fakat aslında kolay bıkılmıyor ve özlem dürtüsü ile ilişkiler daha çok arzu edilen bir özlem bir enerji ve mutluluk kaynağı olarak görülüyor. Daha samimi dürüst ve aşk dolu birliktelikler uzak mesafe ilişkileridir. Duygularından daha eminler iletişim kurmak için daha sınırlı zamanları var. Ayrılığı dengelemek için internetten yazışabilir görüntülü sesli konuşabilirler de.

Empati ve anlayış yükseliyor duygu ve düşünceler daha açık ve rahat dile getiriliyor. Sohbet daha tatlı daha sıcak oluyor. Derin mevzulara girip tartışma olasılığı azalıyor. Birbirinize övgü ve iltifatlar yağdırıp mutlu olabilirsiniz. Kart ve notlar, anılar hediyeler gönderebilirsiniz. Önemli günlerinizde birbirinizi ziyaret edebilir harika sürprizlerle aklına kazınabilirsiniz. Uzak mesafeler kısacası ilişkileri daha sağlam ve mutlu kılar.
Kaynak.7gunsaglik

Spina Bifida Hastalığı Nedir, Tedavisi Mümkün mü?

Prof. Dr. Tufan Tarcan çocukların bazılarında sırt kesesiyle doğumun olduğunu bildirdi. Spina bifidayı anlattı.

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, spina bifida hastalığı ile doğan çocuklarda ciddi mesane problemleri olduğunu, tedavi edilmeme durumunda çocuğun böbrek fonksiyonlarını kaybedeceğini söyledi.

İdrar torbasını kontrol eden sinir sisteminde doğuştan veya sonradan oluşan bir hasar bedeniyle normal mesane fonksiyonunun kaybına nörojenik mesane adı veriliyor. Ağır nörolojik tablosu olan ve mesanenin (idrar torbası) düzgün çalışmaması nedeniyle böbreklerini kaybetme riski altında olan hastaların çok iyi takip ve tedavi edilmesi gerektiğini açıklayan Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Nörojenik mesane, çocuklarda en sık spina bifida rahatsızlığı ile yetişkinlerde ise en sık omurilik travmaları, multiple skleroz, şeker hastalığı ya da Parkinson gibi hastalıklar sonucunda görülüyor. Tedavi edilmediğinde de böbrek yetmezliğine kadar giden problemlerle karşılaşılıyor” dedi.

OMURGADA KESE İLE DOĞUYORLAR
Spina bifida hastalığının doğuştan anne karnında omurganın hatalı gelişimi nedeniyle olduğunu ve çocuğun sırt bölgesinde bir kese ile doğduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarcan, “Bu çocukların bir bölümünde hastalık nedeni ile belden aşağısı tutmuyor ve yürüyemiyorlar. Aileler daha çok yürüme sorunları üzerine odaklanırken hayati bir sorun olan mesane tedavileri göz ardı ediliyor. Çünkü spina bifidalı çocukların mesaneleri idrarı düzgün depolama ve boşaltma yeteneklerini kaybediyor, bu durum tedavi edilmez ise böbrek yetmezliğine kadar giden ve hayatı tehdit eden sorunlar ortaya çıkıyor. Nörojenik mesane ve buna bağlı böbrek problemleri yanında ek olarak barsak sorunları, hidrosefali ve kalp hastalıklarının da görüldüğü bu çocuklarda tıbbi bakım aileleri maddi, manevi gerçekten çok zorluyor “ şeklinde konuştu.

GEBELİKTE FOLİK ASİT KULLANIMI ÇOK ÖNEMLİ
Prof. Dr. Tarcan, “Hamilelikte folik asit kullanmayan ve akraba evliliği yapan kişilerin doğacak bebekleri spina pifida hastalığında büyük risk altındalar. Yaptığımız bir araştırmaya göre ülkemizde spina bifidalı çocuğu olan annelerden hamilelik sürecinde yalnızca 3’te 1’inin folik asit kullandığını tespit ettik. Folik asit kullanımının artmasıyla hastalığın görülme olasılığı azalıyor” dedi.

Prof. Dr. Tarcan sözlerine şöyle devam etti: “Bu hastalığın iyi bir ultrason takibi ile anne karnında teşhisi mümkün. Hastalıkla doğan çocuklarda doğar doğmaz ilk 48 saat içinde beyin cerrahisi tarafından omurga defektinin kapatılması ileride mesane ve böbrek etkilenmesinin derecesini azaltıyor. İlk cerrahi sonrası hemen mesane ve böbreklerin ürolojik değerlendirmesi yapılmalı. Ne yazık ki spina bifidalı çocuklarımızın küçük bir bölümü erken, doğru tedaviyi alabiliyor.”
Kaynak.7gunsaglik

Erkeklere Özel Karın Hareketleri-2

Dumbel-fly denilen kelebek hareketini yine bir çift dambıl kullanarak yapın.

Sırtüstü yere uzanın iki elinizde de dambıllar olsun. Kollarınızı bunlarla iki yana açın. Dirsekler yerde olacak ve kol ile karın kasları sıkılarak ve bu kaslardan güç alarak halterler yukarıda birleşecek ve yanlara gelecek. Yavaşça hareketi kelebek kanat çırpışı gibi 8-12 tekrarlı 3 set halinde yapın.

Karın ve bacakları kullanacağız. Emekleyerek pilates topuna çıkın. Sadece ayaklar topta kalacak ve eller yerde olacak. Dizden aşağısı topa değecek. Dengeyi kurduktan sonra, ileri yürüyün belinizi ortada dengede tutun. Yavaşça göğsünüzü dizlere doğru çekin. Bir süre bekleyip yavaşça ilk pozisyona dönün. Bunu da tekrarlı olarak yapın.

Kalça ve bacaktan destekli karın hareketimiz Frankeştayn hareketi. Ayakları kalça genişliğinde açın. Karnınızı sıkın sağ dizi çapraz olarak göğsünüze kadar kaldırın. Diğer bacağı da çaprazına yukarı doğru kaldırın. Başlangıç konumuna geri dönerek her bacağa bunu uygulayın. 5-10 tekrar yapın.

Yan karın kaslarını çalıştıralım. Yan yatın ve bir kolu dirsekten bükerek yere yaslayın. Sadece kola ve ayak ucuna tutunarak yükselin. Karnınızı sıkın. Kalçanızı döndürmeden bacaklarınızı yukarı kaldırıp indirin. Her iki tarafa da bu hareketi 10 kez yapın. Her bir turda 20 saniye bekletin ve 30 saniye ara verin.

Klasik hareket, bir bacak ileri atılır ve doksan dereceyle dizden bükülür. Diğer bacak arkada yere doğru bükülür. Tüm kaslar sıkılır ve bir yöne dönülmeden yavaşça inip kalkılır. Diğer bacağa da aynı tur uygulanır ve 12 setli tekrar yapılır..Kaynak. .,

Pankreas Kanserini Tanıyın: Çarelerini Öğrenin

Pankreas, midenin arkasında karnın arkasında bulunan 6 inç uzunluğunda süngerimsi tüp şeklinde bir organdır.

Bağırsaktaki gıdaları eritmeye ve hormonları üretmek için sindirim sularını yani enzimleri yapmaya yarar. Şeker ve nişasta kullanımını düzenler. Pankreas kanseri malign hücreleri zamanla büyür bölünür ve dokulara yayılır.

Belirtileri
Üst karında ağrı, yatarken ağrı, iştah kaybı, sarılık, bulantı, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik ve depresyondur.

Nedenleri
Kesin olarak bilinmese de, sigara içmek 3 kat daha fazla risk taşır. 45 yaş üzeri kişileri hedef alır. Diyabet, kronik pankreatit, karaciğer sirozu diğer nedenleridir. Yağlı beslenme, obezite, egzersiz eksikliği ve aile öyküsü yani genetik nedenleri de vardır.

Tedavisi
Cerrahi ameliyat ile kanserli hücreler alınabilir. Pankreas mümkün olduğunca temiz bir hale getirilir. Ameliyat sonrası tekrar oluşma riski vardır.
Radyasyon tedavisinde kanser hücreleri yüksek güçlü radyo dalgaları ile öldürülür. Birkaç ay boyunca haftanın belli günlerinde verilir.
Kemoterapi de aynı şekilde kullanılan ilaç bazlı tedavi şeklidir.
Hedef terapisinde kötü hücrelerin saldırma ve yayılma ihtimali azaltılır. İmmünoterapi ve palyatif terapi ise son teknoloji tedavilerindendir.
Kaynak.7gunsaglik

Kaza Sonrası Beyin Travması Ve Alzaymer

Penn State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar beyin hasarı sonrası fonksiyonel nöronların yenilenmesine ve değişimine bakarak bir araştırma yapmıştır.

Alzheimer hastalığını inceleyen modeller kullanılmıştır. Bilim adamlarıbeynin sinyalleri iletmek için kritik olan , sağlıklı , fonksiyonel nöronları yeniden oluşturan merkezi sinir sistemi ve destekleyici hücreleri incelemiştir. Travmatik beyin kazası, yaralanma ve hasarı sonucu yeniden tamir edilmenin bir yolu incelenmiştir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı , ve diğer nörolojik bozukluklar için yeni bir terapötik tedavi olarak geliştirilmiş yöntemler analiz edilmiştir.

Töropatik tedavi beyin sinirlerini hedef alan bir tür sinir tedavisidir. Zarar gören beyin zarında bakteri enfeksiyon toksin gibi zararlılar yerleşerek travmadan yararlanacak ve Alzheimer başta olmak üzere çeşitli zihinsel gerilemelere neden olacak. Reaktif glial hücrelerle yapılan destekte bu nöronların büyümesi önlenerek beyinde rahatsızlık gelişimi önlenmeye çalışılıyor. Bu teknik NeuroD1 proteini olarak ifade eden yeni nöronlar oluşturmak için yardımcı olabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Stres Hormonu Kortizonun Saklanması

Kortizol hormonu sinirli stresli olduğumuzda salgılanır bir tür iç yapıyı kontrol eden stres hormonudur.

Adrenal bezler tarafından üretilir ve salgılanır. Stresin saklandığı ve kontrol edilemediği ortaya çıkarken gizlenmesi durumunda bunun nedeni kortizol üretimini etkileyen genetik mutasyonlardır. Fazla miktarda kortizol üreten adrenal bezler incelenmiş iyi huylu tümörlerin genetik özellikleri burada ortaya çıkmıştır. Bu tür tümörler hastada kilo alımı, kas erimesi, osteoporoz, diyabet ve hipertansiyona yol açabilir. Bu bezin cerrahi yöntemle çıkarılması ise sorunu çözecektir. Adrenal bezinin ve kortizolün yanlış çalışması aslında bu sorunlara yol açıyor.

Adrenal tümörler genetik mutasyon yoluyla hastanın endokrinal sistemindeki enzimleri kontrolden çıkarıyor. Kontrolsüz enzim sentezlenmesi stres hormonunun saklanmasına gerektiği gibi işleyememesine neden oluyor. Kortizol üretiminin serbest bırakılması gerekiyor. Fosfokinaz A geni adrenal bezi fonskiyonun düzenlenmesinde rol oynar. Yeni tanımlanan bu gen dönüşü olmayan aktifleşmeye neden olacaktır. Kortizol görevine başlayacak stres hormonu eskiye dönecektir. Cushing sendromu gibi sinirsel ve endokrinal sorunlar böylece çözülebilecektir.
Kaynak.7gunsaglik

Erkeklerin Baş Belası Kellik

Kelliğe sebep olan nedenler genetik mi yoksa başka nedenler var mı? Kelliği geçiren bir tedavi var mı? Erkekleri kellik nasıl etkiliyor öğrenelim..

Genellikle azalan testesteron hormonuna bağlanan kelliğin bir sebebi daha ortaya çıkarıldı. Yeni bir araştırma kelliğin temel nedeninin, yeni saçların çıkmasını sağlayan kök hücrelerin fonksiyonunu yitirmesi olduğunu öne sürüyor.

Amerikalı araştırmacıların yaptığı incelemelere göre yeni çıkan saçlar gözle görülemeyecek kadar ufak oluyor. Bu nedenle kellik sorunu ortaya çıkıyor.

Kel bölgedeki kök hücre sayısı normal bölgelerdekiyle aynı. Ancak daha az olgun hücre olduğundan buradaki saç kökleri saklanabiliyor. Yeni büyüyen saçlar ise ancak mikroskop yardımıyla görülebiliyor.

Uzmanlar, bu kök hücrelerin tekrar aktive edilmesiyle kellik sorununun çözülebileceğine değiniyor.
Kaynak.7gunsaglik

Prostat Her Zaman Bir Hastalık Değil

Üroloji uzmanları erkeklerin prostattan her zaman korkmamaları gerektiğini vurguluyor. Prostat aynı zamanda bir organın da adı..

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammet Kuvel, yalnızca erkeklerde bulunan, mesane (idrar kesesi) tabanında yer alan ve dış idrar yolunun ilk kısmını çepeçevre saran organ olan 'Prostat'ın bir hastalık olmadığını söyledi.

Uzm. Dr. Kuvel, "Prostat çocuk sahibi olunması açısından oldukça önemlidir. Prostat bir hastalık değildir ve bütün erkeklerde bulunur. Kişinin bende prostat var demesi o kişide prostat hastalığı var anlamına gelmez." dedi.

Bursa Özel Bahar Hastanesi'nden Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, tüm erkeklerde bulunan bir organ olmasına karşın doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede prostatın belirgin olmadığını kaydetti. Ergenlikle birlikte büyümeye başlayan prostatın 20 yaş civarında ortalama 15-20 gram boyutuna ulaştığını belirten Dr. Kuvel, prostat büyümesinin 40'lı yaşlardan sonra her erkekte meydana gelebileceğini ancak bu büyümenin herkeste aynı hız ve ölçüde olmadığına dikkat çekti.

Prostat hastalıklarının 'İltihaplar, iyi huylu büyümeler ve kanserler' olarak 3 gruba ayrıldığını anlatan Dr. Kuvel şunları kaydetti:

"Prostat iltihabı daha çok genç erkeklerde görülürken, iyi huylu büyümeler ve kanserler orta yaş üzeri ve ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Prostat kabaca tarif edilecek olursa portakalda olduğu gibi meyve bölümü ve kabuk bölümü (kapsül) olarak 2 bölümden oluşur. Prostatın iyi huylu büyümesi daima iç taraftaki meyve bölümünden kaynaklanır. Prostat kanseri ise çok sıklıkla dış bölüm yani prostatın kapsülünden kaynaklanır. İyi huylu prostat büyümesi yaşın ilerlemesiyle artış gösterir. 80 yaşına gelmiş hastalarda iyi huylu prostat büyümesinin görülme sıklığı yüzde 80'lere varmaktadır."

Hastalığın ortaya çıkmasının büyümüş prostatın idrar kanalını sıkıştırmasıyla görüldüğüne işaret eden Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, bu durumun kişiden kişiye göre farklılık gösterdiğini açıkladı. Prostat dokusu 70 gram olan bir kişinin idrar yolunda herhangi bir sıkıntı yaşamayabileceğini anlatan Dr. Kuvel, "Buna karşın 40 gram prostatı olan birisi idrar kanalını daraltması ölçüsünde idrar yapmada sıkıntılar yaşayabilir. Aslında aynı durum prostat kanserleri için de söz konusudur. İyi huylu büyümeler kansere dönüşmez fakat aynı hastada hem iyi huylu büyüme hem de kanser bir arada bulunabilir. Prostatın içinde gelişen kanser hücreleri büyümesine karşın idrar yolu üzerinde etkisi olmayabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus prostat kanserinin hiç bir bulgu vermeden de görülebileceğidir. Bundan dolayı kişi bende hiç bir rahatsızlık yok, prostat kanseri neden olsun ki diye düşünmemelidir. Özellikle ailesinde prostat kanseri olan kişiler bu açıdan mutlaka erken dönemde bazı testleri yaptırmalıdır." diye konuştu.

PROSTAT KANSERİ ERKEN TEŞHİS EDİLEBİLİR
Dr. Kuvel, prostatın belirtilerini 'sık sık idrara gitme, gece idrara kalkma, kesik kesik ve damla damla idrar yapma, idrar kesesini tam boşaltamama hissi, idrar tutmada güçlük, idrar akış gücünde azalma, idrar yapmaya başlarken zorlanma' olarak özetledi. İdrar, kan analizleri, ultrasonografi, akım hızının ölçülmesi gibi tetkiklerle ayrıntılı incelemeler yapılabildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, özellikle prostat kanserinin erken yakalanmasını sağlayan 'PSA' denilen kan tetkikinin önemli olduğunun altını çizdi. İyi huylu prostat büyümelerinin ilaçla veya cerrahi müdahale ile tedavi edilebildiğini söyleyen Kuvel şöyle devam etti: "Her bir hasta için tedavinin zamanlaması ve seçilecek tedavi yöntemi farklı farklıdır. Bilinmesi gereken husus ilaçların hiçbirisinin prostatı çok fazla küçültmediğidir. İlaçlar kullanıldığı sürece etkili olurlar, bırakıldıktan bir süre sonra şikayetler tekrarlar. Böbrek yetmezliği, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, idrar kesesi taşı, böbreklerde genişleme, kanlı idrar yapma, hiç idrar yapamama gibi komplikasyonları olan veya şiddetli yakınmaları olan hastalar cerrahi yöntemlerle tedavi edilmelidir. Hastanın zamanında ameliyattan kaçınması ile zamanla mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşabilir ve yaş ilerledikçe ameliyatı kaldıramayacak duruma gelebilir."

Prostatta cerrahi tedavi seçeneklerini 'açık prostat ameliyatı, kapalı prostat ameliyatı ve çeşitli tipleri olan lazer ameliyatları' olarak sıralayan Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, en yaygın tedavinin kapalı prostat ameliyatı olduğunu dile getirdi. Prostat kanserinin cerrahi tedavisinin tamamen farklı olduğuna dikkat çeken Kuvel, "O yüzden iyi huylu prostat büyümesi için bahsedilen cerrahi yöntemlerle karıştırılmamalıdır. Ayrıca unutulmaması gereken bir durum ise prostat büyümesi nedeniyle ameliyat olduktan sonra prostat kanseri olma ihtimalinin ortadan kalkmadığıdır." ifadelerini kullandı.
Kaynak.7gunsaglik

Karındaki Şikayetler Mide Hastalığı Habercisi Olabilir

Karnınızı sık sık kontrol edin ve onun sesine kulak verin. Size bir hastalığı bildiriyor olabilir. Karındaki ağrılar hangi mide hastalığının habercisi?

Karnın üst orta kesiminde ağrı, halsizlik, iştahsızlık ve özellikle geceleri gelen mide şikayetleri mide hastalığının habercisi olabilir.
Erken dönemde teşhis ve tedavisi büyük önem taşıyan mide hastalıkları, dikkat edilmediği takdirde kansere ve daha pek çok ciddi hastalığa yol açabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Necip Aytuğ, mide hastalıklarına yol açan nedenler ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

SİGARA ÜLSERE YOL AÇIYOR
Mide, vücut dokusu için zararlı olan asit maddesinden mide bezlerince salgılanan ve mide dokusunun iç yüzünü film tabakası gibi kaplayan müküs tabakası ile korunmaktadır. Müküs tabakası, asitle mide dokusu arasındaki teması keserek mideyi korur ve asitin zararlı etkilerini engeller. Bu tabakanın sağlıklı üretimi ve devamlılığı için mide dokusunun yeterince kan akımı ile beslenmesi gerekmektedir. Bu nedenle mide kanlanmasını bozan; ağır kalp yetmezliği, solunum yetmezliği, şok,  sistemik enfeksiyon, ağır yanık gibi durumlarda müküs yapımı kolaylıkla bozulacağı için asit tahrişine bağlı büyük yaralar (ülser) ve buna bağlı kanama, mide delinmesi gibi durumlar görülebilmektedir. Sigara içmek müküs yapımını azalttığı için özellikle mevcut ülserin tedaviye olan cevabını geciktirmekte iyileşme sürecini uzatmaktadır.

MİDE KANSERİNE DİKKAT
Mide ülserleri en sık “Helicobacter pylori” adı verilen ve toplum da çok sık görülen bir bakteri ile oluşmaktadır. Çevre hijyeni iyi olan, temiz su kaynağı, yaygın kanalizasyon ve arıtma sitemi olan ülkelerde düşük oranda görülürken; diğer bölgelerde daha yoğun saptanmaktadır.  Bu mikroorganizma özel savunma sistemi ile mide asidinden korunurken, özel ayaksı tutmaçları ile mide hücrelerinin üzerine yapışmaktadır. Salgıladığı bir takım maddeler yolu ile mide duvar bütünlüğünü bozup, müküs tabakasını tahrip ederek, asitle mide duvarının temasını sağlamakta ve ülsere yol açmaktadır. Yaptığı tahrişin ve mide duvarında meydana gelen tahribatın arttığı bazı ileri durumlarda mide kanserine yol açabilmektedir. Ancak sık görülen bir mikroorganizmanın ülser yapma yeteneği fazla olmasına rağmen bu mikrobu taşıyan her bireyde ülser ve kanser görülmemektedir.

AŞIRI TUZ VE KONSERVE YİYECEKLER MİDEYE ZARAR VERİYOR
Kişilerin beslenme şekli ile mide hastalığı arasında kesin bir bağlantı yoktur. Ancak mide dokusunun konserve ve aşırı tuzlu yiyeceklerden olumsuz etkilendiği düşünülmektedir. Aşırı tuz içeren gıdaların, mide dokusunda mide bezlerini tahrip eden gastrit riskini artırdığı bilinmektedir. “Helicobacter pylori” bakterisi olan kişilerin mide dokusunda C vitamini düzeylerinin sağlıklı bireylerden düşük olması nedeniyle, C vitamininden zengin taze sebze ve meyveden oluşan dengeli bir beslenme şekli mide hastalıklarından korumaktadır.

YAĞLI YİYECEKLERDEN UZAK DURMAK GEREKİYOR
Ülser hastalığının tedavisinde; sigara, alkol, aspirin ve günlük kullanılan kuvvetli ağrı kesicilerin kullanımı iyileşme sürecini olumsuz etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. Çünkü aspirin ve günlük hayatta herkesin kullandığı kuvvetli ağrı kesiciler, müküs salgısını baskılayacağından aynı zamanda ülser oluşumuna neden olmaktadır.

Sağlıklı bir mide, içerisindeki gıda maddelerini ortalama üç saatte on iki parmak bağırsağına tamamen boşaltmaktadır. Aşırı yağlı yemek yenmesi durumunda bu süre 5-6 saate kadar uzayabilmektedir. Bu nedenle reflü hastalığı olan kişilerde mide boşalımını uzatan yağlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi, reflü ataklarının başlamasına yol açabileceğinden bu tür yiyeceklerden kaçınılmalıdır.

VAKİT KAYBETMEDEN DOKTORA BAŞVURUN
Mide hastalıkları kişilerde bazen sessiz seyrederken bazı durumlarda değişik veya belirtilerle de kendisini göstermektedir. Hastalarda altta yatan mide hastalığına bağlı olarak değişebilen; yanma, ekşime, karnın üst orta kesiminde ağrı, bulantı, kusma, siyah veya kırmızı renkli kusma, siyah dışkılama, gece mide ağrısı ile uyanma, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik gibi durumlarda hemen bir sağlık kurumuna başvurulması, erken dönemde teşhis ve tedavisi açısından önemlidir..Kaynak.7gunsaglik.com .,

Dış Kalp Masajı Kalp Krizi

√ Dış kalp masajı nasıl yapılır?

• Temel yaşam desteğine başlarken eğer çevrede biri varsa hemen 112 aratılmalıdır. Boğulma ve Bilinçsiz olan bebek ve çocuklarda ilkyardımcı yalnız ise 30:2 kalp basısı uygulamasını 5 tur tekrarından sonra kendisi yardım (112) çağırmalıdır.

• Hasta / Yaralı sert bir zemine yatırılır.

• Yetişkin ve Çocuklarda göğüsün merkezi (göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun ortası) belirlenir.

• Bir elin topuğu göğüs merkezine yerleştirilir. Bu elin üzerine diğer el yerleştirilir.

• Her iki el parmakları birbirine geçirilir ve hastaya temas etmemesine dikkat edilir. Eller sabit tutulmalıdır. Dirsekler ve omuz düz ve hasta / yaralının vücuduna dik tutulacak şekilde tutulmalıdır.

• Vücut ağırlığı ile kaburga kemikleri 4-5 cm içe çökecek şekilde (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3ü kadar) ritmik olarak sıkıştırma-gevşetme şeklinde bası uygulanır. Dakikada 100 bası uygulanmalıdır.

• Dış kalp masajı 1 yaşın altındaki bebeklerde göğüs kemiği alt ucuna iki parmakla, göğüs kemiği 1-1,5 cm içe çökecek şekilde dakikada 100 bası olarak yapılır. 1-8 yaşına kadar çocuklarda tek elle 2.5-5 cm çökecek şekilde yapılmalıdır (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3ü kadar).

• Yapay solunum ve dış kalp masajı birlikte uygulandığında , yetişkinlerde tek yada iki ilkyardımcı ile 30:2 olarak uygulanır.

• Temel yaşam desteğine sağlık personeli gelinceye kadar devam edilmelidir.
Kaynak.7gunsaglik

Evlilik Kalbe İyi Geliyor Fikri Nerden Çıktı?

Bekarlık sultanlık değilmiş.. Evli insanlar daha mutlu ve sağlıklı iddiaları nereden kaynaklanıyor? Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu anlatıyor..

Söylendiği gibi bekarlık aslında sultanlık değilmiş. Yapılan araştırmalar evliliğin kalbe iyi geldiğini ortaya koyuyor. Liv Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu 14 Şubat Sevgililer Günü öncesi evliliğin yararlarını anlattı.

Evlilik hem kadında hem de erkeklerde kalp krizi riskini azaltıyor. Daha önce yayınlanmış bazı çalışmalarda, evliliğin kalp hastalıkları yönünden riski azaltıcı etkisi gösterilmişti ama bunlar daha çok erkek hastalar üzerine yoğunlaşmıştı. ‘Europan Journal of Preventive Cardiology’ de yayınlanan yeni araştırmaya göre hem kadın hem de erkeğin akut koroner olaya bağlı bir kalp krizi ve ölüm olasılığının belirli oranda azaldığı ortaya çıktı.

BEKARLIK SULTANLIK DEĞİLMİŞ
Finlandiya’da yapılan bu araştırmaya göre her iki cinsiyette ve tüm yaş gruplarında, evli olanlarda akut koroner olaya bağlı bir kalp krizi ve ölüm olasılığının belirgin olarak azaldığı vurgulanıyor. Özellikle orta yaşlı evli ve birlikte yaşayan çiftlerde akut olaydan sonraki süreç çok daha olumlu seyrediyor. Araştırmada 1993 ile 2002 arasında kalp krizi geçirmiş 15.300 hasta incelendi. Bu hastalardan 7.700’ü ilk 28 gün içinde hayatını kaybetti. Bekar olan erkeklerde kalp krizi gelişme ihtimali evli olanlara göre yüzde 58-66 daha yüksek bulundu. Kadınlarda da bu oran yüzde 60-65 daha yüksek saptandı. Kalp krizine bağlı ölüm oranlarının ise bekar olanlarda çok daha yüksek olduğu gözlendi. Bekar erkeklerde kalbe bağlı ölüm oranı evli erkeklere göre yüzde 60-68 daha yüksek saptanırken bekar kadınlarda bu oran yüzde 71 daha fazlaydı. Bekarlığın sultanlık olmadığını bu çalışmayı referans göstererek vurgulamak yanlış olmaz. Sağlıklı bir kalp için önce kalbi sevgi ve aşkla dolduracak bir eş bulmak önemli.

İŞTE NEDENLER
– Yalnız yaşayan insanın yemek alışkanlıkları ve hayat düzeni sağlıklı olmaz. Ayrıca günün getirdiği zorlukları da paylaşacağı bir eşi olmaması nedeniyle hayatın yükünü tek başına omuzlar.

– Birlikte yaşayan çiftler birbirlerine özen gösteriyorlarsa, hem yemek alışkanlıkları daha sağlıklı olur, hem de bir hastalık ile karşı karşıya kaldıklarında daha titiz bir bakım sağlanır.

– Çiftler el ele yürüyüşlere de çıkıyor, günlük egzersizlerini yapabiliyorlarsa sonuçlar kalp sağlığı yönünden daha da başarılı olur. Sağlıklı bir kalp için mutlu ve sevgi dolu bir evlilik artık reçetelerimize yazılabilir.

– Bekar insanların sosyo-ekonomik düzeyi daha düşük olabilir.

– Evli insanların ekonomik düzeyi daha iyi, daha sağlıklı yaşıyorlar, sosyal çevreleri var ve destek alma ihtimalleri daha yüksek.

– Evli çiftlerin ambulans çağırmaları daha kolay oluyor. Evli insanların hem hastane hem de eve çıktıktan sonraki süreçlerinde bakım ve tedavileri daha başarılı oluyor. Bekar veya yalnız yaşayanların sağlıkları ile takipleri yetersiz kalabiliyor. Günlük ilaç takibi, kolesterol düşürücü veya tansiyon ilaçların düzenli alımı aksayabiliyor.
Kaynak.7gunsaglik
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...