Social Icons

.

Pages

Bitki çayı ilaçlar ile tehlikeli

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazilet Aksu, “Bitki çayları bazı ilaçlarla ters etkileşim yapabilir. Bu nedenle özellikle kronik rahatsızlığı olanlar mutlaka doktora danışmalı” uyarısında bulundu.

Vücut direncinin düştüğü kış aylarında kullanımı artan bitki çaylarının, bayat olması ya da bilinçli tüketilmemesi halinde sağlığa zarar verebileceği vurgulandı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazilet Aksu, bitkisel ilaçlar ve çayların, alternatif yöntem olarak görülmesinin yaygınlaştığını, ancak tedavide bilimsel ilaçların etkinliğinin tartışma götürmez olduğunu belirtti.

Aksu, özellikle kış aylarında tüketimi artan bitkisel çayların vücudu dinlendirici ve rahatlatıcı etkisinin olabileceğini, ancak bunların bazı tıbbi ilaçlarla ters etkileşim yaptığının da unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Tıbbi ilacın bir başkasıyla veya bitkisel çaylarla aynı anda kullanılmasının ters etkileşim yaratabileceğine dikkati çeken Aksu, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan, sürekli ilaç kullanan kişilerin, bitkisel çayları tüketirken mutlaka doktora danışmaları gerektiğini ifade etti.

Bitkinin içindeki etken maddeler ile kullanılan ilacın etkileşiminin mutlaka sorgulanması gerektiğine işaret eden Aksu, şunları söyledi:

“Aksi takdirde, bazı bitkisel çaylar kandaki pıhtılaşma mekanizmasını bozabilir, kanama riskini artırabilir. Bunun yanı sıra bitkinin toplandığı yer ve tazeliği de çok önemli. Bu nedenle bu çaylar, Sağlık Bakanlığı kontrolünde satılmalı ve poşette son kullanım tarihi mutlaka bulunmalı.”

Aksu, bitkisel çay içmeleri risk taşıyanlara, kış aylarında vücutlarının savunma mekanizmasını yükseltmek için C vitamini deposu olan narenciye, lifli besinler ve demir içeriği yüksek kuru meyveler tüketmeleri ve bol su tüketmeleri önerisinde bulundu.

AKTARLARIN GÖZDESİ

Bu arada, kış mevsimi nedeniyle grip ve soğuk algınlığı başta olmak üzere kış hastalıklarına karşı önlem almak isteyenler ıhlamur yaprağı başta olmak üzere kuşburnu, ada çayı ve zencefili adeta can simidi olarak görüyor. Aktarların gözdesi olan bu ürünlerin büyük bir bölümü çuvallara doldurulup açıkta satılıyor.

Aktarlara göre, en fazla tercih edilen ise ıhlamur yaprağı ve kuşburnu karışımına, demleme yöntemiyle ada çayı ve zencefil eklenmesiyle oluşturulan bitkisel çay.
Kaynak.7gunsaglik

Doğru bilinen yanlış birtakım ilkyardım uygulamaları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Can Kurtarma Birimi Müdürü Dr. Tuncay Bulut, bilinçsizce yapılan ilkyardımların kazalarda sakat kalma ve ölümleri artırdığını söyledi. Birçok konunun da yanlış bilindiğini ifade eden Bulut, doğru bilinen yanlışları anlattı.

Doğru bilinen yanlış birtakım ilkyardım uygulamaları, kazazedeye yarardan çok zarar verebiliyor. Zehirlenen bir kişiyi kusturma, kanayan yaraya kül dökme, bayılana soğan koklatma, boğulan kişinin sırtına vurma gibi müdahaleler kazazedenin sakat kalmasına, hatta hayatını kaybetmesine sebep oluyor. İlkyardım, yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamadır.Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Can Kurtarma Birimi Müdürü Dr. Tuncay Bulut, basit ve etkili bir yardım ile kazazedenin hayatının kurtulabileceğini söylüyor. Bulut, "Toplum olarak yardım etmeyi severiz; ancak kazalardaki sakat kalmalar ve ölümlerin büyük bir bölümü, bilinçsizce yapılan ilkyardım müdahalelerinden kaynaklanıyor. İlkyardımda en önemli kural zarar vermemektir. Kaza durumunda her şeyden önce ambulansa verilmeli." diyor.

Dr. Bulut'un verdiği bilgilere göre, en çok yapılan yanlış ilkyardım uygulaması, solunumu olan kişiye kalp masajı yapılması. Kazazedenin kalbinin atıp atmadığı kontrol edilmeden hemen kalp masajına başlanıyor. Normal solunumu olan kişiye kalp masajı yapılması durumunda çalışan kalp durur. Çamaşır suyu, tuz ruhu gibi yakıcı temizlik maddelerinin içilmesi durumunda zehirlenen kişiyi kusturmak da vücuda iki kat zarar vermek anlamına geliyor. Kusturulma anında yakıcı madde soluk borusuna zarar verir ve hastanın durumu daha da kötüleşir. Bu tür zehirlenmelerde kişi hemen doktora götürülmelidir.

İlkyardımda yanlış müdahale yaralıya daha çok zarar veriyor

Boğaza takılan herhangi bir cisim nedeniyle tıkanma meydana gelmiş ve kişi öksürebiliyorsa sırtına vurmayın. Sırta vurma ve karından itme gibi müdahaleler, tıkanmayı daha da artırır. Eğer öksürük yoksa kazazedeyi bir elle göğsünden destekleyin, öne eğin. Diğer elinizle kürek kemiklerinin arasından 5 kez sert şekilde vurun.

Suda boğulmalarda, kişinin vücudundaki suyu boşaltmaya çalışmayın. Boğulmanın nedeni su değil, suyun akciğerlere girmesini engellemek için soluk yolunda ortaya çıkan refleks daralmadır. Boğulma tehlikesi geçiren kişiye suni solunum yapın.

Göze herhangi bir cisim batmışsa çıkarmayın. Cismin gözün içine daha çok girmesine sebep olursunuz. Bunun yerine cismi sabitleyin, gözler birlikte hareket ettiğinden sağlam gözü de kapatın ve doktora başvurun.

Böcek veya yılan sokmalarında yaralı bölgeyi kesmeyin, emmeyin. Zehir, müdahale eden kişiye geçebilir. Yaralı bölgeyi bol su ve sabunla yıkayın. Bölgeyi kalp seviyesinin altında tutun, bölgeye soğuk uygulama yapın.

Burun kanamalarında hastanın başını arkaya doğru yatırmayın. Hastayı başı hafifçe öne eğik olacak şekilde oturtun. Burun kanatlarını sıkarak 5-10 dakika baskı uygulayın.

Bayılana soğan, sarımsak asla koklatmayın. Hayati organlara kan gitmesi için ayakları 20-30 cm yukarı kaldırın, elbisesini gevşetin.

Donmuş bölgeye masaj yapmayın ve ovmayın. Hastayı ılık bir ortama alın.
Kaynak.7gunsaglik

Böbrek Taşı Neden Oluşur, Tedavisi Nasıldır?

Böbreklerden süzülen idrar ve kan karışımı oluşumundan meydana gelebilir.

İdrarda tuz ve diğer mineraller bir şekilde böbrek taşı üretebilir. Şeker kristali büyüklüğündedir ve burada tıkanmaya sebep olur. Nadiren fark edilir ve pin pon topu büyüklüğünde de gelişebilir. Mesane ve dar kanallara itilerek tıkanma yapar. İdrar yolu boyunca hareket eden bu taşlar şiddetli ağrıya neden olur.

Diğer belirtileri, karın arkası ve kasıkta şiddetli ağrı, sık ve ağrılı idrara çıkma, idrarda kanama, bulantı ve kusmadır. Küçük taşlar belirti vermeden gelişir. Doktorunuz size ağrı kesici verecektir. İdrar boşaltımı için bol sıvı tüketmeniz gerekir. Günde en az 10 bardak su içilmelidir. Böbrek taşı düşüren reçeteli ilaçlar da mevcuttur.

Alfa bloker ilaçları üreter duvarlarını rahatlatır. Yan etkileri hafiftir genelde baş dönmesi ve baş ağrısı yapar. Böbrek taşı kırmak için yüksek enerjili şok dalgaları da kullanılır. Ufalanan parçalar idrar yoluyla atılır. Yan etkileri kanama, morarma ve işlem sonrası hafif ağrıdır.

Üreteroskopi mesaneye yakın böbrek taşında kullanılır. İnce bir tüp idrar yolu boyunca geçirilir ve taş kırılarak parçalara ayrılır. Büyük taşlar için cerrahi gerekir. İdrarda bulunan su, tuz ve mineral dengesi değiştiğinde böbrek taşı oluşur.

Kronik durumları yeme içme, hareket gibi birçok faktör tetikler. Az su içmek en büyük sebebidir. Protein, sodyum, çikolata, koyu yeşil yapraklılar ve oksalatlı gıdalar taşı oluşturabilir. Kilo alımı da risk faktörüdür. Kalsiyum içeren gıdalar sanılanın aksine bu durumda iyi gelebilir.

Referans.7gunsaglik.com.tr

İleri Meme Kanserinde Tedavi Seçenekleri

İleri derecede meme kanseri yaşayanlar metastatik dördünce evre ve sonrasında hangi koşullardadır ve hangi tedavi seçenekleri vardır?

Tedavinin amacı, iyi bir yaşam kalitesini korurken aynı zamanda ömrü uzatmak içindir.
Hastaların birkaç yıl öncesine göre daha fazla tedavi seçeneği var. Cerrahi bunların başında geliyor. İleri meme kanserinde ameliyat olunuyor. Tümörü almak ve aynı zamanda kemoterapiyle desteklemek yararlı sonuçlar veriyor. Nadiren, doktorunuz başka bir organa yayılmış olan bir tümörü de alabilir. İnatçı ağrılar ve kemik zayıflığı durumlarında da ameliyat yapılıyor. Radyasyon tedavisi de diğer alternatif. Memede bu uygulanamaz fakat diğer organ ve dokularda geçerlidir. Büyüyen kanseri durdurur ve kontrol altında tutar. Omurga üzerinde baskı varsa tümöre radyasyon uygulanabilir. Kemik, karaciğer, tümörlerinde kanama ve ağrıyı azaltır. Karaciğer ve akciğer odaklı tümörlere radyasyon etkilidir. Kemoterapi, mümkün olduğunca uzun süreli koruma sağlayan ve yan etkileri azaltan bir tedavidir çok sık uygulanır. Kemoterapi ilaçları da hastanın durumuna göre verilir. Hormon tedavisinde ise kemik metastazı ve ilaçlar vardır. Protein ve hücre odaklı tedaviler de mevcuttur. Ayrıca, Aredia (pamidronat disodyum) veya Zometa (zoledronik asit) gibi kemik güçlendirme ilaçları da mevcuttur. Doktorunuz size en uygun tedaviye karar verecektir.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Elma Suyundaki Arsenik Oranında Düzenleme Gerekli mi?

Amerika’da gıda ve ilaç idaresi elma suyundaki arsenik oranıyla ilgili yeni bir düzenleme yapıyor.

Çocuklar üzerinde sağlık riski taşıyan arsenik miktarının sınırlanması doğru bulundu.

Hazır elma ve üzüm sularında bulunan bu madde bazı sağlık risklerini taşıyor.

Konsantre meyve sularında 10 şişe ve kutudan 8inde bu tehlike mevcut.

Ebeveynler endişeli. Mesane, akciğer ve cilt kanserine de neden olabilen bu maddenin varlığını duyan aileler ev yapımı meyve sularına yöneliyor.

İnorganik bu maddeler kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı çocuklarda beyin gelişimini durdurmaya kadar gidebiliyor.

En fazla tüketicilerinin çocuklar olduğu da ortada.

Arsenik topraktan suya ve besinlerimize kadar karışan kanserojen saçan bir madde.

Tüketici güvenliği adına bu sonuçlara dayanılarak bu maddeyi içeren hazır meyve sularına karşı bilinç uyandırılmaya başlanmış ve insanlar tehlikeden uzaklaştırılmaktadır.

Kimyasal içeren hazır gıdalar sağlığı ciddi anlamda tehdit etmektedir.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Bebeklerde Ek Sıvı ve Besin

Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besinin anne sütü olduğuna dikkat çeken uzmanlar, her annenin sütünün kendi bebeği için en uygun bileşim olduğunu söylüyor.

Aile hekimi Dr. Levent Balcı, emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması gerektiğini ve sık emzirme ile süt yapımının kolaylaştığını kaydetti. Erken emzirme ile annede doğum sonu kanamaların çabuk kesildiğini anlatan Dr. Balcı, sağlıklı her annenin bebeği için yeterli süt üretebileceğini vurguladı. Dr. Balcı şöyle devam etti: "Memelerde şişme ve iltihaplanma olmaz, lohusalık kolaylaşır.

Anne sütü ile beslenen bebeğin D vitamin ve flor dışında hiçbir ek sıvıya, ek besine, vitamine gereksinimi yoktur. Bebeği ek sıvı ya da besinlerin verilmesi, annenin süt yapımını azaltır. İlk 6 ayda yalnız anne sütü ile beslenen bebekler sağlıklı büyür ve gelişir. Başta ishal olmak üzere mikroplu hastalıklara yakalanmazlar, bebeklik döneminden sonra da daha az hastalanırlar."

Annenin bebeğini emzirmesiyle anne-bebek ilişkisinin güçlendiğini dile getiren Dr. Levent Balcı, emzirmenin annenin bebeğini benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanmasını kolaylaştıracağını kaydetti.

Cihan.Kaynak.7gunsaglik.com .,

VECTOMEGA®nın diğer omega 3′lerden farkı nedir?

Vectomega, omega-3 ailesinden uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerini dokulara taşıyan ilk besinsel destektir.
Patentli üretim tekniği (Laboratoires Le Stum tarafından),işlem sırasında ısı ve kimyasalların kullanılmaması Vectomega‘yı diğer preparatlardan üstün kılan özellikleridir.
Bazı diğer preparatlar balığın fileto çıkarıldıktan sonra kalan “atık” kısımlarından yapılırken, Vectomega, sadece kafa kısmından üretilir.Kullanılan Atlantik somonları taze olarak -dondurulmadan- işleme tabii tutulur; bu ürünlerin izlenebilirliği ve besin derecesi HACCP prosedürleri ile garanti altına alınmıştır.

Tablet formundaki tek üründür.
Vectomega, tablet formuyla omega-3 yağ asitleri, fosfolipid ve peptid hidrolizat içerir ve omega-3’ü dokulara taşıyarak vücudun omega-6 / omega-3 dengesini düzenler.

Vectomega, vücuda alındıktan sonra omega-3’ü dokulara vektörizasyon yöntemiyle taşır: Vectomega, yağ asidi taşıyıcısı olarak fosfolipidleri kullanır, bu sayede biyoyararlanımı diğer omega-3 ürünlerine göre daha yüksektir. Ayrıca fosfolipidler omega-3’ün havayla temas edip okside olmasını da engeller.
.Kaynak.7gunsaglik.com .,

Reflü Nedir Nelere Yol Açar?

Hıçkırıkla reflü ilişkisini duymuş muydunuz? Midemize gereksiz ve fazla yiyecekler doldurduğumuzda reflü yaşarız hıçkırı habercisi olabilir..

Pek çoğumuz gün içinde aniden hıçkırmaya başlayabiliriz. Bazen nefesimizi tutar bazen de su içerek bu istemsiz durumdan kurtulmaya çalışırız. Ancak sebepsiz sanılan ve uzun sürebilen hıçkırıklar beyin ve kalp gibi hayati organlardaki bir hastalığın habercisi olabilir. Prof. Dr. Birsel Kavaklı, hıçkırık hakkında bilgi verdi.

Çok hızlı yemek yemek, aşırı alkol ve sigara kullanmak hıçkırığa neden olabilir
Hıçkırık, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran ve diyafram adı verilen kasın istem dışı kasılmasını takiben ses tellerinin bulunduğu gırtlak bölgesinin aniden kapanmasıyla oluşur ve bu sırada bir `hık` sesi duyulur. Dakikada 10-30 kez tekrarlayabilen bu kasılmalar diyaframdan başka kaburgalar arasındaki kaslarda da saptanabilir.
Hıçkırık çoğu zaman kısa süreli ve zararsızdır ve sağlıklı kişilerde geçici bir rahatsızlık olarak ortaya çıkabilir. Küçük bebeklerde ve çok hızlı yemek yiyen, bu sırada hava yutan kişilerde görülen hıçkırık buna iyi bir örnektir. Aşırı gülme, gıdıklanma, fazla sigara ve alkol kullanılması, histeri, hava yutulması gibi organik bir hastalığa bağlı olmayan durumlarda da geçici hıçkırık ortaya çıkabilir.

Sinir sistemi ve mide rahatsızlıkları ihtimalini göz ardı etmeyin
Hıçkırık bazen günlerce-haftalarca kesilmeyip, hastayı ciddi şekilde rahatsız edebilir ve önemli bir hastalığın belirtisi de olabilir. Uzun süreli hıçkırıklar hastanın yemek yemesini, uykusunu, konuşmasını etkiler. Cerrahi girişim sırasında ve sonrasında ortaya çıkan hıçkırıklar da çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Hıçkırığın merkez sinir sistemi hastalıklarından mide hastalıklarına kadar çok farklı nedenleri olabilir.

Reflü ve hıçkırık ilişkisine dikkat!
Hıçkırık; menenjit, beyin içi kanama, beyin tümörleri ve beyindeki yaşlılıkla ilgili değişiklikler gibi merkezi sinir sistemini ilgilendiren hastalıkların bir bulgusu olabilir. Reflü hastalarında hıçkırık da olabilir. Sadece hıçkırık şikayetiyle doktora başvuran hastalar da olmaktadır. Bu kişiler uzun süre hıçkırık nöbetine tutulur ve başka reflü hastalığı belirtisi de göstermez. Bu hastaların reflüsü tedavi edildiği zaman hıçkırık da geçer. Herkesi zaman zaman hıçkırık tutabilir ama reflüsü olan hastalarda daha sık ve uzun süreli görülür. Tabii ki her hıçkırık tutan kişinin reflüsü vardır denemez.

Hıçkırık kalbinizi de işaret ediyor olabilir
Bunun yanında hıçkırığın farklı nedenleri de bulunmaktadır. Her iki akciğer arasında kalan ve içinde kalbin de bulunduğu “mediyasten” ismi verilen bölgenin hastalıklarında hıçkırık gelişebilir. Buradaki lenf bezlerinin tüberküloz, kanser veya başka nedenlerle büyümeleri, frenik sinirin travması, aşırı kalp büyümesi, kalp krizi ve yemek borusu tıkanıkları bu hastalıkların başlıcalarıdır. Zatürre ve akciğer zarları arasında sıvı toplanması da hıçkırığa neden olabilir. Diyafrağma kasının fıtıkları, karaciğer tümör ve apseleri, mide kanseri, dalak enfarktüsü, bağırsak tıkanıklığı, akut pankreatit gibi hastalıklarda hıçkırık saptanabilir. Ayrıca, üst batın operasyonları sonrasında da hıçkırık ortaya çıkabilir.

Hıçkırığı geçirmek için pratik öneriler
Soluk elden geldiğince tutularak, diyafram yanıltılır ve yeniden normal soluklanma ritmine dönmesi sağlanır.
Buzlu su, limon suyu veya sirke içmekle, gırtlaktaki glottis spazmı çözülebilir.
Buruna bir tutam enfiye veya karabiber çekildiğinde oluşan hapşırık ardından gelen şok soluklanma, diyafram kaslarını etkileyerek yeniden normal soluklanma ritmine dönülmesini sağlar.
2-3 adet kesme şeker veya 1 kahve kaşığı tuz yemek de olumlu sonuç verebilir.
Aç karnına birkaç karanfil çiğnemek, özellikle yaşlılarda iyi sonuç verir.
Yemek yerken acele edilmemeli ve konuşulmamalıdır. Genelde yavaş konuşmaya özen gösterilmelidir.
Meşrubatlar kesinlikle şişeden içilmemelidir.
Aç karnına sigara kullanılmamalıdır.
Aşırı gülmekten kaçınılmalıdır.

Uzmana başvurmanız gerekebilir
Bu yöntemlerle giderilemeyen hıçkırık için sakinleştiriciler, kas gevşeticiler gibi çeşitli ilaçlar etkili olabilir. Boyundaki karotis damarına hekim tarafından masaj yapılması da denebilir. Geçmediği takdirde hekime başvurulmalıdır. Durdurulamayan hıçkırık için son çare frenik sinirin bir anestezik ilaçla veya cerrahi olarak blokajıdır..Kaynak.7gunsaglik.com .,

Gebelikte Yapılan Taramaların Farklı Bir Boyutu

Akraba evliliklerinin sonucunda doğacak olan bebeklerin sağlığını önceden taramak ve test etmek önem taşıyor.

Türkiye'de her evli 4 çiftten birinin akraba olması, genetik hastalıklar için ciddi tehlike yaratıyor.

Bu çiftler için gebe kalınmadan önce genetik taramayla hastalıklı bebek riskinin önüne geçmek artık mümkün. Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi Genetik Merkezi’nden Prof. Dr. Volkan Baltacı “Taşıyıcı bireylerde bulunan gizli hastalıklara ait genlerin analiz edildiği tarama testi, artık Türkiye'de de uygulanıyor. Bu tarama paneli ile 70 adet genetik hastalık ve bunlara ait 303 adet mutasyon taranmaktadır” diye konuştu.

HASTALIKLARIN ÖNÜNE GEÇİLİYOR

Bu test sonucunda genetik risk taşıyan çiftler tüp bebek programına yönlendiriliyor. Elde edilen embriyolar işlemden geçirilerek hastalık taşımayanlar seçilip anneye transfer ediliyor. Böylece anne olası hasta bebek doğurmaktan korunmuş olur.
Kaynak.7gunsaglik

Bebeğinizin Geleceği İçin Nelerle Besleniyorsunuz?

Bebeğiniz ve sizin için yani iki kişilik beslenme diye bir doğru yok. Yani sağlıklı besleneceksiniz fakat iki kişilik yemeyeceksiniz.

Bu aksine sağlıksız bir gebeliğe sebep olur ve bebeği kötü etkiler. Kolay ve sağlıklı beslenme ipuçları..

Folik asit tüketin. B vitamini ve folik asit 400 mg civarında yeterlidir. Omurga ve beyin gelişimi açısından bebeğinizi ilk 3 ayda folik asitle besleyip gelişmesini sağlayın. İlerleyen dönemlerde mg miktarını artırın.

%50 oranında gebe aşırı kilo alıyor. Bunun nedeni de iki kişilik yemeleri ki bu tamamen hatalıdır. Sonuçta diyabet, erken doğum, düşük ve doğum kusurları gelişiyor.

Balık yiyin. Deniz ürünleri ve keten tohumu tüketin. Bebeğin sağlıklı gelişimi için omega 3 ve bu vitaminler gereklidir. Daha iyi görme, hafıza, beyin motor becerileri, beyin gelişimi anlatım becerileri gelişir. Haftada en az 1 kez cıva içeren balığı tüketin.

Alkolden kaçının. Çünkü davranış sorunları, öğrenme güçlüğü , dikkat eksikliği bozukluğu , hiperaktivite ve saldırgan davranışlara neden olabilir.

Yeteri kadar demir tüketin. C vitamini de içerir bebeğe oksijen de taşır.

Kemikler için kalsiyum. Diş ve kemik gelişimi için günlük 1000 mg hedef koyun.
Kaynak.7gunsaglik

Bebeklerde 1 Yaşından İtibaren Beslenme

Yumurta 1 yaşından itibaren bebeklere mutlaka yedirilmeli. Bu besin kaynağı gelişimleri için şart.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı, bir yaşını dolduran çocukların günde bir yumurta tüketmesi gerektiğini söyledi.

Yağcı, çocuklardaki demir eksikliğinin kırmızı et ve yumurtayla karşılanabileceğini belirtti. Kırmızı et alamayan ailelere yumurtayı öneren Yağcı, "Yumurta, anne sütünden sonra en değerli proteindir. Yumurta ayrıca proteinleri açısından vücutta kalıcılığı yüzde 100 en değerli bir besin kaynağıdır" dedi.

1 YAŞINI GEÇTİYSE HER GÜN 1 YUMURTA

Belirli bir ısıda saklanan yumurtadan bir canlı çıktığını, başka bir besinde böyle bir özelliğin olmadığını belirten Yağcı, şöyle konuştu:

"Bir yaşını dolduran çocuğa anne sütü yüksek olmayan proteinlerinden dolayı yetersiz kalacağı için hayvansal proteinleri öneriyoruz. Burada da yumurta ilk tercihimizdir. Dolayısıyla bir yaşını dolduran çocukların günde bir yumurta tüketmesi gerekir. Protein, kalsiyum ve demir kaynaklarını düşünmemiz lazım. Her ailenin kendi kültürü ve ekonomik yapısına göre bir uygunluğu vardır. Kırmızı et bugün 25-35 lira bandında seyrediyor. Dolayısıyla kırmızı et alamıyorsak onun yerine yumurta tercih edilmelidir."

YAZIN YENMEZ DENİR ANCAK ALERJİ YUMURTAYLA ALAKALI OLMAYABİLİR

Halk arasında "yazın yumurta yenmez, sıcakta dokunur" anlayışı olduğunu anımsatan Yağcı, alerjik durumların yumurtaya bağlanmasını doğru olmadığını savundu.

Hamilelere de yumurta tüketmelerini tavsiye eden Yağcı, "Bunun yanında 'sarılık geçiren çocuğa yumurta yedirilmez' anlayışı da yanlış. Benim bildiğim 'karaciğer nakli gerekiyor' denilene kadar yumurta tüketilebilir. Hamile bir anneye günde iki yumurta demek ona ve çocuğuna yapılmış en büyük iyiliktir" ifadelerini kullandı.

Yağcı, yumurtaya karşı alerjisi ve ailede kolesterole bağlı genlerle geçen yağ bozukluğu olmayan çocukların yumurta yemesinin alacağı protein değeri bakamından önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak.7gunsaglik

Bebek Beslenmesi Çok Önceden Başlıyor

Gebelikte yediklerinizin önemini bebek açısından az çok bilirsiniz. Peki gebe kalmadan önceki beslenmenin etkilerini biliyor musunuz?

Araştırmacılar hamile kalmadan önce yenilen yiyeceklerin bebeğin genlerini etkileyebileceğini ve DNA'da kimyasal değişikliklere neden olabileceğini ortaya çıkardı.

London School of Hygine &Tropical Medicine'den araştırmacı Andrew Prentice, " Annenin hamile kalmadan önce yediği şeyler inanılmaz öneme sahip. Döllenme öncesinde vücutta pek çok etkileşim yaşanıyor. " dedi.

Profesör Prentice'in yaptığı araştırmalar sonucu hamilelik öncesi beslenme ile obezite, kanser ve bağışıklık sistemini etkileyen genler arasındaki bağ ortaya çıkarılmış oldu.

Genleri etkileyen kimyasal değişikliklere neden olan besin değerleri B2, B6 ve B12 vitaminleri, folik asit,  metiyonin ve kolin olarak belirtildi.
Kaynak.7gunsaglik

Soğuk Algınlığında Antibiyotiğe Sığınmayın

Nezle, grip, burun akıntısı gibi soğuk algınlığı hastalıklarından korunmak için antibiyotik her zaman tavsiye edilmiyor..


Kış ayına girerken en çok vatandaşların şikâyetçi olduğu gripte ve soğuk algınlığında doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken uzmanlar özellikle antibiyotik kullanımı konusunda uyarılarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Murat Nabi Bulut, en başta hastaların grip yada soğuk algınlığını ayırt etmesi gerektiğini söyledi. Soğuk algınlığı hakkında bilgi veren Dr. Bulut, "Hızlı bir başlangıç evresi vardır. Belirtiler çabuk ortaya çıkar. Genelde boğaz, burun, sinüsler ve gırtlakta enfeksiyona neden olur. Enfeksiyon sırasında ateş yükselmesi nadirdir ve yükselse de hafif bir artış vardır. Bu özellik soğuk algınlığının gripten ayrılması açısından önemlidir çünkü gripte ateş çok yükselebilir." dedi.

Kış aylarında özellikle soğuk algınlığının daha sık görüldüğünü hatırlatan Dr. Murat Nabi Bulut, en çok doğru bilenen yanlışlardan birinin soğuk algınlığı ve gripte antibiyotik kullanımının olduğunu belirtti.

Hastayken antibiyotik ve vitaminlere yüklenilmemesi gerektiğini kaydeden Bulut, "Bünyenizi güçlendirici doğal gıdalar alın. Yatağa çakılıp kalmayın. Sağlıklı olduğunuz kadar olmasa da sizi terletecek derecede egzersiz yapabilirsiniz. Akıntıyı kurutmak için burnunuzu tıkamayın. Size güzel ve lezzetli gelmese de yeme ve içmeden geri kalmamalısınız. İştahınızı açık tutun. Sigaradan uzak durun. Hatta bunu sigarayı bırakmak için bir fırsat olarak kullanın. Bu durumda burun açıcı ilaçlar, bol sıvı tüketimi, C vitamini tüketimi faydalı olur. Eğer uzarsa sinüzit, bronşit, zatürreye çevirebilir. İşte bu durumda antibiyotik kullanılır. Bir de çocuklar, yaşlılar; şekeri, kalbi olan hastalar soğuk algınlığına yakalanırsa antibiyotik kullanabilir. Eğer tüm bunların yanında ateş varsa, bu griptir." diye konuştu..Kaynak.http://7gunsaglik.com .,

Bu Kış Ağır Gripten Korunun

Nezle ve grip havalar soğuyunca baş gösterir. Fakat grip nezle kadar masum bir hastalık değil. Dikkatli olmalı ve kendimizi korumalıyız..

Kış aylarına bir adım daha yaklaştığımız şu günlerde gribe karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, nezle ile gribin karıştırılmaması gerektiğini belirterek, uyarılarda bulunuyorlar.

Toplumda nezlenin daha çok griple karıştırıldığını vurgulayan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Vasıf Soysal, nezleden korunmanın zor, ancak, kurtulmanın kolay olduğunu belirtirken, gribe yakalananları ise dikkat etmeleri konusunda uyardı.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Vasıf Soysal, nezlenin genellikle istirahat, sulu yiyecekler ve bol sebze meyve yenilerek 3-5 günde atlatılabileceğini ve gribe nazaran çok hafif seyrettiğini ifade etti. Soysal, "Daha çok hava yolu temasıyla bulaşan ve hemen hemen herkesin yakalandığı viral (virüs sebebiyle) bir üst solunum yolu hastalığı olan nezle, özellikle sonbahar ve kış aylarında salgın haline gelebilir. Bu dönemdeki ısı değişiklikleri, vücut ısısını düşürerek virüs ve bakterilerin hastalık yapmasına zemin hazırlar" dedi.

"ANTİBİYOTİK KULLANMAYIN"
Hasta kişilerle direk temas, tokalaşma, öpüşme, enfekte kişilerin salgıları veya solunumu ile kontamine olan yiyecek, içecek, giyecek ve hava yolu damlacık enfeksiyonu ile hastalığın bulaştığını kaydeden Dr. Soysal, kuluçka döneminin 2 ile 5 gün olduğunu bu süreçte subfebril ateş, halsizlik, kırgınlık ve iştahsızlık gibi belirtilerin görülebileceğine dikkat çekti.

Burun tıkanıklığı, sulu burun akıntısı, hapşırma, boğazda gıcıklanma, yanma, öksürük, baş ağrısı, ses değişiklikleri ve tüm vücutta ağrı görülebileceği üzerinde duran Op. Dr. Soysal, istirahat ve bol sebze ile meyve yenilerek, bakteriyel bir enfeksiyona maruz kalınmadığı sürece bir hafta içinde klinik tablonun düzeleceğine işaret etti. Bu dönemde antibiyotik kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Soysal, şikayetlerin azaltılmasına yönelik ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, antihistaminik ilaçlar ve burun açıcı ilaçlar verilebileceğinin altını çizdi.

GRİBE KARŞI SAĞLIKLI BESLENİN
Gribi, solunum yollarına yerleşen influenza A,B,C, virüslerinin neden olduğu yüksek ateş, yaygın kas ağrıları ve kırgınlık ile seyreden bir hastalık olarak tanımlayan Op Dr. Vasıf Soysal, toplumda aynı anda birçok kişiyi olumsuz etkileyen gribin çok sayıda ölümlere yol açabildiğini vurguladı.

Gribe karşı önlem alınabileceğine dikkat çeken Dr. Soysal, "Sağlıklı, yeterli, dengeli beslenerek grip ve nezleye karşı önlem alınmalıdır. C vitaminleri içeren besinler günde 3 ana öğün ve 3 ara öğün olmak üzere, yeterli miktarda alınmalıdır" dedi.

Üç Aşamada Pürüzsüz Cildiniz

Pürüzsüz bir cilde sahip olmak tüm kadınların ortak isteği. Cilt sağlıksız beslenmeden strese ve uyku bozukluklarına kadar pek çok faktörden olumsuz etkilenebiliyor. Aşırı kuruluk veya yağlanma da ciltte gerginliklere veya pürüzlenmeye neden olabiliyor.

Düzenli bir vücut bakımıyla cildinizi pürüzsüz, esnek ve yumuşak tutabilirsiniz. Bu bakımda duş jelleri, peeling ürünleri ve nemlendiriciler en büyük yardımcınız olacak.
Temizleyici bakım ürünleri düzenli kullanım sonrası daha pürüzsüz ve esnek bir cilt vaat ediyor. Bu bakım ürünlerinin pek çok destekleyici ürünü de var. Uzmanlar standart bir cilt bakımını üç aşamada topluyor: Temizleme, arındırma ve nemlendirme.

Hemen her kozmetik markası bir duş jeline sahip. Jeller vücudun genel temizliğini gerçekleştiriyor. Temizleme özelliği açısından markalar arasında genelde bir fark yok. En büyük fark kokuları. Kendinize uygun duş jeli seçerken kokusuna bakarak alabilirsiniz.

Tanecik yapılı peeling ürünleri vücudun ölü derisini arındırmaya yarıyor. Gözenekleri açarak hem derinin nefes almasına hem de ardından kullanılacak vücut ürünlerinin daha kolay emilmesine yardımcı oluyor. Vücudun pürüzsüzleşmesinde en büyük pay peeling’in. Peeling’i haftada bir veya iki defa duş sırasında nemli vücuda masaj yaparak uygulayabilirsiniz. Nemlendiriciler gerginliği azaltıp vücudun esnekliğini artırıyor. Genelde bitkilerin çekirdek yağlarından hazırlanıyorlar. Erken yaştan itibaren düzenli olarak nemlendirici kullanmak olgun ciltlerde görülen kırışıklık problemini önemli ölçüde azaltıyor. Kullandığınız parfümün nemlendiricisi varsa onu seçin. Parfümünüzün etkisini artırmada yardımcı olduğu söyleniyor.

Yaşlılık belirtilerini azaltıcı nemlendiriciler
Estee Lauder’ın vücut nemlendiricisi Re-nutriv Smooting Body Creme bitkisel yağlarla yüksek teknolojinin birleşiminden oluşuyor. Ürün içerdiği yağlar sayesinde nem tutma ve sıkılaştırma özelliğine sahip. Düzenli kullanıldığı takdirde yaşlılık belirtilerini azalttığı iddia ediliyor.

Birbirini tamamlayan üç ürün
La Mer’in bu üç ürünü belli başlı cilt problemlerine çözüm vaat ediyor. Vücut serumu ciltteki renk değişimini düzenliyor. Losyon cildin uzun süre nemli kalmasını sağlıyor. Ve mavi su yosunlu krem ise vücudu sıkılaştırıyor.

Nemlendirici süt
Biotherm’in kurumaya karşı vücut sütü Lait Corporel yıpranmış ciltlere karşı üç açıdan onarma sağlamayı vaat ediyor: Cildin koruyucu katmanını güçlendirmek, esnekliğini artırmak ve pürüzsüz bir dokunuş kazandırmak. Akışkan kıvamından dolayı ürün cilt tarafından hızla emilebiliyor.

Vücut peeling’i: elmas, inci ve quartz tozu
La Prairie’nin Cellular Micro Dermabresion Creme’i düzenli kullanıldığı takdirde cildi yenilemeyi vaat ediyor. İçeriğindeki doğal elmas, tatlı su incileri ve quartz kristalleri tozu sayesinde ölü deriyi soyuyor. İlk beş gün art arda kullanılan ürün daha sonra haftada bir kullanılıyor.

Volkanik kum tanecikleri
Thalgo’nun Deep Sea Peeling’inin içeriğindeki yosun sayesinde yoğun bir nemlendirme özelliğine sahip olduğu söyleniyor. Volkanik kum tanecikleri gözenekleri temizlerken, turunçgil çiçekleri cildinize koku yayıyor.

Bitkisel yağlar
Dermalogica diğer duş jelleri gibi derin bir temizlik vaat ediyor. İçeriğinde çok sayıda bitkisel yağ var. Çay ağacı, limon ve okaliptus yağları cildi arındırmaya yarıyor. Sandal ağacı, lavanta ve portakal ise cildinizi nemlendirmeyi ve yoğun kokularıyla zevk vermeyi amaçlıyor.

Feminen kadınlar için
Tommy Hilfiger’in duş jeli Dreaming aynı adlı parfümün yan ürünü. Tasarımcısı bu ürünün feminen yanlarını keşfetmiş kadınlar için olduğunu söylüyor. Jelin hakim kokusu şeftali. Ayrıca amber çiçeği, frezya ve sümbülteber de kullanılmış.

Nemlendiricili duş jeli
Philip B.’nin duş jeli Chai Latte tüm cilt tipleri için uygun. Bu ürün zencefil, tarçın, kakule gibi baharatlarla kokulandırılmış..Kaynak.http://7gunsaglik.com .,

Beyin Bağlantılarının Yavaşlaması Okuma Güçlüğüne Neden Olabilir

Beyin alanlarındaki belirli bağlantıların yavaşlaması sonucunda yaşanan okuma ve görme güçlüğü araştırıldı.

Disleksi denilen bu durumun kökenine inilip araştırmalar yapıldı. Okuma yeteneğini gerileten hatta bir noktada görme kaybını artıran dislekside beynin ilgili bölümleri yavaş işlemeye başlıyor. Beynin konuşma, algılama, görme kanallarında bu durum incelenmiştir. Hassas beyin görüntüleme teknikleri kullanılmıştır. Beynin fonetik işlevi sağlayan kısımlarında bu farklılıklar meydana geliyor.

Yani dil işleme alanında bozukluk oluşuyor. Bilgisayar ağlarıyla karşılaştırmalı yapılan bu incelemede bu bağlantıların oldukça yavaşladığı görülmektedir. Çocuklarda da gelişen okuma zorluğu kelimeleri tam söyleyememe doğru okuyamama durumlarında acilen bir nörolog ziyareti gerekmektedir. Bozulmuş beyin bağlantıları güçlendirilir ve invaziv manyetik stimülasyon tekniğiyle bu yetenek geri kazandırılır..Kaynak.7gunsaglik.com .,

Beyin Taramaları, Venüs Mars İddiasını Doğruluyor

Kadınlar sezgisel erkekler mantıksal düşünür, kadınlar venüs, erkekler marstan diye boşuna denmiyormuş.

Araştırmalara göre beyin taramalarında bu iki farklı cinsiyetin beyin yapıları farklı çıkmıştır. Tarama bulgularına göre, hayatlarında kadın ve erkek çok farklı davranış ve düşüncelere sahip.

Kadınlar düşünmeden hisleriyle hareket ediyorlar ve bu süreç çok hızlı gelişiyor. Düşünce yapıları genel anlamda farklı olan kadın ve erkek, ayrı dünyalardan gelmiş gibi oluyor.

Erkekler karşı tarafı algılamaya ve tepki vermeye daha yatkın. Kadınlar gibi hisleriyle düşünüp davranmıyorlar. Kadınlar analizleriniz kendilerine göre yapıyor ve bu noktada kadın erkek arasında çatışma başlıyor.

Kadın, beyinle duyguyu entegre etmeye eğilimli ve daha önyargılı. Ergenlik döneminde beyin yapıları bu şekilde konumlanan insanlar hayatları boyunca Venüs, Mars ikilemini yaşıyor. Dostluklarda da ilişkilerde de bu durum çıkmaz olarak sürüyor..Kaynak.7gunsaglik.com .,

Antibakteriyel El Sabunundan Bakteri Çıktı


İnsanlar hangi temizlik ürününü kullanacağını şaşırdı, şimdi de kanserojen içeren bakteriler antibakteriyel el sabunundan çıktı. Kanada’da yaşanan olayın ayrıntıları.

Günlük hayatta el temizliği için tercih edilen ürünlerin başında gelen antibakteriyel sabundan bakteri çıktı. Antibakteriyel sabunlar üzerindeki kuşkuları güçlendiren bulgu Kanada Federal Sağlık Bakanlığı’nın incelemesi sonucu belirlendi.

Kanada Federal Sağlık Bakanlığı, ”Avmor Ltd” isimli firma tarafından üretilen antibakteriyel sıvı el sabunlarını, içinde ”pseudomonas aeruginosa” bakterisi saptanması üzerine piyasadan toplattı.

Bakanlığın sitesinden yapılan açıklamada, bulunan bakterinin insan sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturduğu, immün sistemi sorunu olanlarda ise bu riskin daha da yüksek olduğu kaydedildi.

Saptanan bakterinin, sistik fibroz, HIV/AIDS, kanser, yanık, şeker hastası, karaciğer ve akciğer hastası olanları olumsuz etkileyeceği belirtilen açıklamada, immün sistemi zayıf ya da sorunlu olanlarda da zatürre, kemik, idrar yolu, mide-bağırsak ve kan enfeksiyonları ile menenjite neden olabileceğine dikkat çekildi.

Penisilin ve beta laktam grubu antibiyotiklere karşı dirençli olan ”pseudomonas aeruginosa” bakterisi, özel antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor..Kaynak.http://7gunsaglik.com .,

Bebeklerin Hayata Merhabalarında Yanında Olmak

Yeni doğanlarla ilgili en güncel ve faydalı bilgiler ve yeni doğan bebek bakımı hakkında incelikler..

Prof. Dr. Hilal Mocan ailelerin en çok merak ettiği o soruları yanıtladı...

Yeni doğmuş bir bebeğiniz var ve aklınızda onun bakımıyla ilgili sorular uçuşuyor. Aile büyüklerinin kiminden “Sıkı giydir”, kiminde “40’ı çıkmadan dışarı çıkarma” uyarıları geliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hilal Mocan, hayata yeni merhaba demiş bir bebekle ilgili merak edilen soruları şöyle yanıtlıyor.

1. Yeni doğmuş bebek çok üşür mü? Nasıl giydirilmelidir?

Bebeklerin ısı dengesi yaklaşık altı aylıkken düzene girer. Altı aydan küçük bebeklerde vücut yüzeyinin vücut ağırlığına oranı yüksek olduğundan ve vücutlarının titreme yeteneği olmadığından, soğuk havalarda biraz daha korunmaya ihtiyaçları vardır. Genellikle değişken hava koşulları göz önüne alınarak yapılacak en iyi şey, bebeği kat kat giydirmektir. İnce katlar tercih edilmeli, hava ani ısınırsa bu katlardan biri kolayca çıkarılabilmelidir. Soğuk havalarda yedek bir yelek, hırka ve battaniye taşınmalıdır. Hava sıcaklığı 16-22 derece gibi çok soğuk veya sıcak değilken, rüzgâr ve güneş yokken, bebek dışarı şapkasız çıkabilir. Soğuk havalarda ve yaz mevsiminde şapka önerilir. Bebek altı aylık olduktan sonra kendinizi yoklayın; siz üşüyorsanız o da üşüyordur, siz sıcaktan bunalıyorsanız o da bunalıyordur.

Araba içinde bebeğin aşırı ısınmasını önlemek için bebeğin şapkasını ve elbisesinin bir katını çıkarın. Mümkünse bebek arabaya binmeden önce, arabanın içini biraz serinletin. Bebek arabada iken direkt klimaya maruz kalmasın. Ya hiç klima çalıştırmadan, önceden serinletilmiş arabaya bindirin ya da çok düşük derecede ve alttan havalandırma yapacak şekilde klima çalıştırın.

Kıyafetlerini koton (pamuk) kumaşlardan seçin. Soğuk havalarda hırka veya yelek giyebilir. Bebeği dışarı çıkmadan önce besleyin. Özellikle soğuk havada vücudun ısı üretimi için daha çok enerji harcanır.

Kolay giydirilip çıkarılabilen giysiler seçin. Yaka geniş olmalı ve boyundan geçerken zorlanmamalı, kollar rahat olmalı, sırtta en az miktarda kapama yeri olmalı, tercihen kapama yeri omuz bölgesinde olmalıdır.

2. Yeni doğan bebek ne zaman dışarı çıkabilir, süresi ne olmalıdır?

Eskiden 2 hafta kuralı vardı. Bizim toplumumuzda da geleneksel olarak 40’ı çıkınca sokağa çıkabilir görüşü hâkimdi. Şimdi böyle bir kural yok. Bebek ve anne doğumdan sonra kendilerini toplayıp, doğum şoku periyodunu atlatınca, anne kendini yeteri kadar iyi ve güçlü hissedince bebeğini dışarı çıkarabilir görüşü var. Sonuçta bebek hastaneden eve gelirken de dışarı çıkmış oluyor. Bebek hava koşulları göz önüne alınıp doğru giydirilerek açık havaya, bahçeye çıkabilir. Rüzgârda kalmamalı, aşırı sıcak havada dışarıda kalma süresi kısaltılmalıdır. Güneş ışığına, kademeli olarak artırılarak, çok kısa süre (5-10 dakika kadar) maruz kalabilir. Hava çok sıcak olsa bile uyurken ısı kaybedeceği göz önüne alınarak üzerine ince bir pike örtülmelidir. Bebek güneş ışığına hapşırarak tepki verebilir, hemen üşüdüğünü düşünmeyin. Burnunu temizlemeye çalışıyor da olabilir.

Bebeği ilk ayda kalabalık, havasız yerlere, örneğin alışveriş merkezlerine götürmemeye çalışın. İlk ayda bebeğin bağışıklık sistemi düşüktür, daha kolay enfeksiyon gelişebilir. Dış dünyaya adapte olmaya çalıştığını akılda tutmak gerekir.

Yenidoğan bir bebek dışarıda önceleri 15 dakika kadar kalabilir. Bu süre giderek artırılarak 1 saate kadar çıkarılabilir.

3. Bir yaz bebeği ne zaman denize girebilir?

Bir bebek kafasını tam olarak kontrol edemezken havuza sokulmamalıdır. Başını rahatça 90 derece kaldırabilmelidir. Bu beceri genellikle 4-5. ayda kazanılır. Bebeğin gireceği suyun sıcaklığı 29-30 dereceden az olmamalıdır. Altı aydan küçük bir bebek bu ısı altında suya sokulmamalıdır. Hava ısısı da bu suyun ısısından en az 3 derece yüksek olmalıdır.

Bebek için genel yüzme havuzları uygun değildir. İshal, orta kulak iltihabı, mantar ve diğer cilt sorunları, kaşıntı, bulaşıcı hepatit, idrar yolu enfeksiyonu riski vardır. Evde özel aile havuzu varsa, iyi dezenfekte edilip, iyi ısıtılmak koşuluyla 5. aydan sonra havuza girebilir. Deniz için benim önerim, 6. aydan sonradır. Ancak hava 33 derece ve üstü, deniz suyu sıcaklığı 30 derece civarında olmalıdır.

4. Yeni doğan bebekler neden çok hıçkırır?

Hıçkırık, diyafram denilen, göğüs kafesiyle karnı ayıran yapının irritasyonuyla oluşur. Yeni doğan bebeğin mide kapasitesi küçüktür. Emme sırasında mide dolup gerilmeye başlayınca diyafram denilen yapı irrite olur ve hıçkırık başlayabilir. Zararlı değildir. Özellikle yenidoğanda normal bir durumdur. Hıçkırığa anne sütü ve az miktarda su iyi gelir. Bizim geleneklerimizde limon da vardır.

Mekanizması bilimsel olarak açıklanmasa da benim klinik deneyimlerime göre de bir damla limon hıçkırığı keser. Ancak iki damla da bebeği kusturabilir.

5. Yenidoğanın günde kaç kez kaka yapması normaldir?

Anne sütü ile beslenen bebek günde genelde 5 ile 8 kez kaka yapar. Rengi altın sarısı, kıvamı yumuşaktır. Bazı bebeklerde bu sayı daha azdır. Biz günde en az bir kez kaka yapmasını isteriz. Mamayla beslenen bebeklerde günlük kaka sayısı daha az, kıvam biraz daha şekillidir. Ancak mama bebeklerinde de günde en az bir kez kaka beklenmelidir.

Bebek kaka yapmakta zorlanıyorsa önce karın masajı yaparak bebek rahatlatılmaya çalışılır. Cevap alınmazsa çocuk doktoru ile görüşülür. Bebeğin anal bölgesi dikkatle muayene edilip, çıkışta darlık olup olmadığı değerlendirilmeli, ailede kabızlık araştırılmalıdır. Bebeğe banyo yaptırmak da bebeği rahatlatıp, kaka yapmayı kolaylaştırır. İnatçı kabızlık varsa doktorun önerilerine uymalıdır. Popo deliğine masaj ve hafif uyarı da kaka çıkışını kolaylaştırabilir.
Kaynak.7gunsaglik

Bebeklerde Görülen Göz Problemleri ve Belirtileri

İlk doğduğu günden ilk aylarından gelişene kadar bile göz sorunları yaşayabilir, işte bebek göz sağlığı ipuçları.

Çocuğun gelişiminde büyük rol oynayan sağlıklı ve iyi gören gözler, çocukların yaşam kalitesini de olumlu etkilemektedir.   Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden Prof. Dr. Dilek Erkan, çocuklarda göz muayenesinin önemi hakkında bilgi verdi.

Çocuklarda göz hastalıkları yenidoğan döneminden itibaren görülebiliyor

Erken doğan bebeklerde prematüre retinopatisi, bebeklik ve erken çocukluk çağında doğumsal katarakt ve glokom, kornea denilen gözün saydam tabakasının bulanıklığı, çeşitli genetik ve metabolik hastalıklara bağlı olarak gelişebilen göz problemleri, yaşamı tehdit eden göz içi tümörler ve şaşılık çocuklarda en sık görülen göz hastalıkları olarak sıralanmaktadır. Okul öncesi dönemde en sık rastlanan göz hastalıkları; göz tembelliği,  hipermetropi ve astigmatima başta olmak üzere kırma kusurları, iki göz arasında fark olması ve şaşılıktır. Okul çağında ise göz bozuklukların başında miyopi olmak üzere kırma kusurları gelmektedir.

Bu belirtileri önemseyin

Bebeklik ve erken çocukluk döneminde gözlerin sürekli kaşınması, şiddetli ışık hassasiyeti, bir objeye odaklanma ya da bir objeyi takip etme güçlüğü, gözlerin paralelliğinin bozuk ya da kısıtlı olması, gözlerde sürekli kızarıklık ya da tek veya çift taraflı sulanma varlığı ve normalde siyah görünen gözbebeğinde beyaz bir yansıma saptanması bebeklerde göz bozukluğunun belirtisi olarak gösterilmektedir. Okul öncesi çağdaki çocuklarda bir nesneye bakarken başın belirli bir yöne doğru çevrilmesi ya da eğilmesi, gözlerin kısılması veya denge sorunu yaşanması da göz bozukluğundan şüphelenilmesini gerektiren durumlardır.

Çocuğunuzun göz sağlığını korumak için dikkat etmeniz gerekenler
Görme bozukluğu çocukta vücut ve denge gelişiminin yanı sıra; algılama, iletişim becerileri ve sosyal gelişimi de olumsuz yönde etkileyebilecek çok ciddi bir durumdur. Görme kusurlarının küçük yaşlarda fark edilerek tedavi edilmesi, ileriki yaşlarda sağlıklı bir görme için büyük önem taşımaktadır. Bu da ancak çocuğa yapılacak periyodik göz muayeneleriyle mümkündür. Periyodik göz muayenelerinin yanı sıra; sebze ve meyveden zengin dengeli bir beslenme, kişisel hijyen eğitiminin verilmesi, erken yaşlardan itibaren kaliteli güneş gözlükleriyle çocuğun gözlerinin güneşin zararlı ışınlarından korunması, uygun aydınlatma koşulları, bilgisayar başındayken gözlerle bilgisayarın aynı hizada olması gibi bazı önlemlerin alınmasına da özen gösterilmelidir.

İlk göz muayenesi çok önemli

Çocuklarda erken göz muayenesi göz problemlerinin erken tanısının yanı sıra; bazı sistemik hastalıklara ait ipuçlarının yakalanabilmesi açısından da önem taşımaktadır. Prematüre bebekler tek veya iki taraflı körlükle sonuçlanabilen ve çok ciddi ve acil müdahale gerektiren “prematüre retinopatisi” açısından mutlaka göz doktoru tarafından değerlendirilmelidir. Yeni doğan bebeklerde gözlerin  saydam ve paralel olması  kontrol edilmeli; çocuk doktoru,  aile hekimi ya da aile tarafından aksi bir durum fark edilirse göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Tüm bebekler hayatlarının ilk yılında bir göz hekimi tarafından muayene edilmiş olmalıdır. Küçük bebeklerde görme nitelik olarak  yalnızca göz hekimi tarafından değerlendirilebilir. Bu ilk muayeneyi takiben tüm çocuklara sırasıyla 3-3.5 yaş civarında, 5 yaşında ve sonrasında da 1-2 yıllık aralıklarla göz muayenesi yapılmalıdır.

Çocukluk çağında tedavi edilmeyen göz hastalıkları ileride daha ciddi sorunlara dönüşür

Göz tembelliği, şaşılık ve kırma kusurları başta olmak üzere çocukluk çağında tanı konularak tedavi edilmemiş çeşitli göz bozuklukları, ileriki yaşlarda telafisi mümkün olmayan kalıcı görme kayıplarına yol açmaktadır. Göz tembelliği ancak erken yaşlarda tanı konulduğunda önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durumdur. Göz tembelliğine yol açan başlıca durumlar düzeltilmemiş yüksek kırma kusurları, iki göz arasındaki kırma kusurlarının derecesinin farklı olması ve şaşılıktır. Bu durumların saptanması da ancak çocukluk çağında yapılacak göz muayeneleri ile mümkündür. .Kaynak.7gunsaglik

Dil Eğitimi Çok Küçük Yaşta Başlamalı

Her şey küçükken, çocukken daha kolay öğreniliyor. Bebekken bile dil öğretilebilir.

Liv Hospital Konuşma ve Yutma Bozuklukları Uzmanı Eyüp Sezer “Doğası gereği çocuğun iki yaş sonrası konuşmasında maruz kaldığı dillerin özelliklerinin bir karışımı karşımıza çıkar ve her bil dile ilişkin “ustaca kullanım” zamanla kazanılır. Dolayısıyla teorikte çift dilli, hatta üç dilli çocuk yetiştirmek mümkündür” diyor.

Bebekler konuşmaya başlamadan iletişime geçer

Doğum sonrasında bebekler, uyanık oldukları zamanlarının büyük bir kısmını annelerinin ya da bakıcılarının jest/mimik/seslerini dinleyerek ve izleyerek geçirir. Böylece konuşmalarını sağlayacak organları henüz zihinsel ya da fiziksel olarak denetleyemeseler de, dile ilişkin bilgiyi depolar ve yaşantılarıyla ilişkilendirebilir. Ayrıca, iletişim kurma dürtüsü öyle güçlüdür ki, bebekler, ilk sözcüklerini söylemeden çok önce bizimle “konuşmak” için pek çok farklı yöntem geliştirir. Örneğin, birçok farklı ağlama çeşidi vardır ve ana babalar bir ağlamanın “açım”, bir diğerinin “canım acıyor”, ya da “rahatsızım”, bir başkasının “sıkıldım, derhal benimle ilgilen” anlamına geldiğini kısa sürede öğrenir.

Bir yaşına doğru bebeksi konuşmalar başlar

Bebekler dil yetisi kazanırken sözcükleri anlamayı ve üretmeyi eşzamanlı olarak öğrenme eğilimindedir. Bir yaşına doğru bebekler “dil” benzeri sesler çıkarmaya başlarlar,  “bebeksi konuşma” olarak adlandırabileceğimiz genizsi agulamalar ve gığıldamaların yerini babıldamalar alır. İlk anlamlı sözcükler on ikinci ila yirminci ay arasında söylenir. Bazı bebekler anlamlı sesler çıkarmak için çabalayıp durur, bazıları ise hazır olana kadar bekler. On sekiz ila otuzuncu aylarda bebeğin yeni sözcükleri öğrenme hızı aniden artar. Buna “adlandırma patlaması” denir. İki üç yaş arasında çocuk konuşmasını basitleştirerek “bebeksi konuşma” ile yetişkin konuşmasına benzer yapıları kullanmaya başlar. Çocuk 3 ya da 4 yaşına geldiğinde, konuşmasındaki “bebeksi konuşma” özellikleri azalır, yetişkininkine benzer biçimde anlaşılır ve akıcı olarak konuşmaya başlar.

2 yaşa kadar kritik dönem!

Çocuk, genel olarak doğumla iki yaş arası “dil edinimi için kritik dönem” diye adlandırabileceğimiz dönemde duyabildiği ve maruz kaldığı iki ya da üç dili öğrenebilir. Fakat edinimin doğası gereği çocuğun iki yaş sonrası konuşmasında maruz kaldığı bu dillerin özelliklerinin bir karışımı karşımıza çıkar ve her bil dile ilişkin “izole, ustaca kullanım” zamanla kazanılır. Dolayısıyla teorikte çift dilli, hatta üç dilli çocuk yetiştirmek mümkündür denilebilir.

Nelere dikkat edilmeli?

Burada vurgulanması gereken, doğum ile iki yaş aralığının “dil edinimi açısından kritik periyot” olduğu, dolayısıyla çocuğun tepkileri çok iyi gözlenmeli, olası “işitme kaybı” olasılığı en başta “yeni doğan işitme taraması” ile egale edilmeli, sonrasında periyodik değerlendirmelerle çocuktaki dil iletişim gelişimi ilgili uzmanlarca takip edilmelidir. .Kaynak.7gunsaglik

Doğumda Anne Ölüm Oranları

Kisa Bilgi : Sağlık Bakanı Recep Akdağ, anne ölümlerinin yüz binde 70′lerden, yüz binde 15′lere kadar gerilediğini söyledi.

Ardahan’daki değerlendirme toplantıları ve incelemelerinin ardından Kars’a dönen Akdağ, Sim-Er Otel’de Sağlıkta Dönüşüm Projesi Kars İl Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.
Kars Valisi Ahmet Kara, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, Sağlık İl Müdürü Dr. Fahri Sevinç ve sağlık çalışanlarının katıldığı toplantıda konuşan Bakan Akdağ, “Bildiğiniz gibi Türkiye’de 8 yıldır bir dönüşüm programı uyguluyoruz. Bununla da ciddi bir mesafe katettik. Dolayısıyla bu çerçeve üzerinde teşhisler yaparak, politikalar geliştirip, değerlendirmeler yaparak sistemimizi geliştiriyoruz. Bu, canlı bir organizma gibidir. Sürekli gelişme gösteriyor. Finansmandan tutun, ödeme biçimlerine, organizasyon şekillenmelerine, ortaya koyduğumuz yeni düzenlemelere, hem çalışanların hem de vatandaşların davranışını değiştirme noktasındaki çalışmalara varıncaya kadar bir dizi kontrol düğmelerimiz var. Kontrol düğmeleriyle adeta oynayarak, bunlarla değişiklikler yaparak iyi ve kaliteli sistem kurduk.” diye konuştu.
Sağlık göstergelerinden de söz eden Bakan Akdağ, şunları söyledi:
“Bu anlamda Türkiye’de son 7 yıl içinde hatırı sayılır biçimde ortalama yaşam süresi artmıştır. Bunu sadece sağlıkla da ilişkilendirmemek lazım, refah seviyesi de arttı. Anne ölümleri; 1998 yılında yapılmış bir son araştırma vardı. Bu araştırma da yüz binde 70 idi. Bugün ise anne ölümleri yüz binde 15′lere, on altılara kadar geriledi. Bebek ölümleri yine 1998′lerde binde 43 idi. Bu sene bebek ölümlerini binde 10′un altında bekliyoruz. Bu de en gelişmiş ülkeleri yakalama noktasına geldiğimizi gösteriyor.”
Bakan Eroğlu: Referanduma ‘evet’ demek için 40 sebep var
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, referanduma ‘evet’ demek için 40 ayrı sebep olduğunu, ‘hayır’ demek için ise hiçbir sebebin bulunmadığını söyledi.
Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Gümüşhane’ye gelen Bakan Eroğlu, beraberindeki heyetle birlikte Vali Enver Salihoğlu’nu makamında ziyaret etti. Valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığına geçen Eroğlu, burada partililere referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu. 12 Eylül tarihinde yapılacak olan referandumun çok önemli olduğunu, parti tarafından çıkarılan kitapçıkta vatandaşların “Evet” demesi için 40 tane sebep sıralandığını aktaran Bakan Eroğlu, vatandaşların “Hayır” demesi için hiçbir gerekçenin bulunmadığını ifade etti. Eroğlu, “Hayır demek için bir tane sebep göstersinler. Muhalefet bunun kıyısından köşesinden bakıyor. İçeriğine giremiyorlar. Çünkü bu maddeleri teker teker okuduğu zaman vatandaşlarımız görecek ki, fişleme bitecek, yırtdışına çıkışlar, memurlara sendikal haklar, kadınlara, gençlere, engellilere, gazilere ve şehit yakınlarına pozitif ayrımcılık yapılacak. Bu maddeler teker teker incelediği zaman, bunların 73 milyon vatandaşımızın lehine olan maddeler olduğu anlaşılacaktır. Hepsine vatandaşlarımız vicdanları ile baş başa kaldıkları zaman evet diyeceklerdir.” diye konuştu.
“Evet” oyu verilmesi ile herhangi bir partiye oy verilmiş olmayacağının altını çizen Bakan Eroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Diğer partiler bunu maalesef ‘evet’ diyince sanki AK Parti’ye oy veriyormuş gibi telakki ederek siyasi polemik konusu yapıyorlar. Bu doğru değildir. Başbakanımızın ifade ettiği gibi üstünlerin hukuku için değil, hukukun üstünlüğü için ‘evet’ dememiz lazım. Daha fazla demokratik hayat, vatandaşın önünün açılması, Avrupai standartlara yakın anayasa için ‘evet’ demesi lazım. Binlerce ‘evet’ denmesi gereken sebep var. Bu konuda da sizlere çok büyük vazife düşüyor.”
Referans.7gunsaglik.com.tr

Prostat Kanseri Taramasının Erkeklerin Hayatındaki Önemi


Yeni bir araştırmaya göre prostat kanseri için yapılan taramalar artık çok az faydalı oluyor.

Yaşlı erkekler için pek bir anlamı kalmadı. 3 yıl boyunca 75 yaş ve üzerindeki erkeklerde yapılan araştırmalara göre, erkeklerin üçte birinde prostata rastlandı. Yale Üniversitesi kanser araştırma merkezi çalışmayı yürüttü. Yaşlı erkekler için çoğu prostat kanseri yavaş büyümekte ve bir tehdit olarak görülmemektedir. Aynı zamanda bu test ve taramaların yararsız hatta rahatsız edici ve zararlı olabileceği vurgulandı.

Gereksiz biyopsi ile sağlık riski bulundu. Yüksek harcamalar ve sağlık riski içeren gereksiz ve çok fazla hastalık tespitinde yararı olmayan prostat taramaları hakkında çalışmalar sürmekte. Lokalize tümörler tespit edilse de mutlak metastatik kanser oranı ve riskini azaltmaz. Metastatik olarak yayılan kanser şeklini bu taramalar tespit etmekte yetersiz kalmakta..Kaynak. .,

Erkeklerde Karın Düzleştiren En İyi Hareketler

Yerde sırt üstü düz yatın, bacaklar havada bisiklet çevirir gibi bacaklarınızı çevirin. Beliniz yerden kıpırdamasın karnınızı içeri çekin.

Dizleri omuzlara değdirmek istercesine bedeninize yakınlaştırın. Dirsek, sırt ve bel yerde olsun. 12 tekrardan 2 set çalışın.
Klasik yerde yatarak mekik çekin. İlk sette üst bedeninizi karna doğru kaldırıp indirin. İkinci sette bacaklarınızı da karnınıza doğru çekip bırakmaya çalışın. 12 tekrarlı 3 set yapın.
Ellerinize ağırlıklar alarak tek bacak önde olacak şekilde yere çömelin. Yerdeyken ağırlığı indirin, kalkınca göğüs hizasına çekin. Kaslarınızı sıkarak bu seti de aynı tekrardan yapın.

Düz bir karın için bel hareketleri de önemlidir. Yine yerdeyken yan karın kasları için mekik hareketini üst bedeni daha fazla kaldırarak yanlara doğru yapın.
Ağırlıkları sırt üstü yatarken iki elinize alın. Kollarınızı yanlara açın ve kelebek kanat çırpışı gibi ağırlıkları kaldırın ve yanlara indirin. Karın kaslarınızdan güç alın.
Bu egzersizler ve kardiyo egzersizleri ile düzenli egzersiz yapıldığı takdirde birkaç ay sonra sonuçları görebilirsiniz. Haftanın 3 ya da 4 günü bu programa uyun..Kaynak. .,

Sırt Ağrıları

Özellikle uzun süre bilgisayar başında olduğu gibi oturarak çalışanlarda sık görülen bir rahatsızlıktır. Temel sebep oturma ergonomisindeki bozukluk ve kas gücü yetersizliğidir.

Günlük hayatta az kullandığımız ve dolayısıyla çok kuvvetli olmayan sırt kasları, uygun pozisyonla olmayan uzun süreli oturmalarda gerilir, zorlanır. Zamanla bu kaslarda miyozitis, fibromiyalji denen rahatsızlıklar oluşur. Bu durumu önlemek için otururken olabildiğince dik oturmak, bilgisayar kullanılıyorsa gözleri ekran hizasında tutmak, ekranı tam karşıda tutmak, sırtı sağa veya sola dönük tutmamak, 15-20 dakikada bir sırt ve boyun kaslarını çalıştırıcı basit egzersizler yapmak, arka kısmı uygun desteklenmiş sandalye kullanmak gibi oturma ergonomisi ile ilgili tedbirleri almak gereklidir.

Ayrıca bazen boyunla ilgili problemlerin de sırt ağrısı olarak yansıyabileceği unutulmamalıdır.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Raşitizm Nedir Çocuklarda Raşitizm

Raşitizm, vitamin yetersizliği olup, D vitamini alımı eksikliğine bağlı olarak gelişir. Anneden alınan D vitamini çocuk vücudunda 2 ay kadar depolandığından ilk aylarda raşitizim nadiren görülür. D vitamini eksikliğine bağlı raşitizm 3 ay – 2 yaş arasında sık görülür.


Çocukta terleme artmıştır. Uyku düzensizlikleri, huzursuzluk ve anemi görülür. Bir ay – 2 yaş arasında bebeklere düzenli olarak ağız yoluyla günde 400 ünite D vitamini verilmesi ile raşitizm önlenebilir.

Kemik oluşumunun tam olmaması nedeniyle tedavisi geciktirilmiş, ihmal edilmiş vakalarda uzun kemiklerde şekil bozukluğu meydana getirir. Omurga, kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına yol açar. Başlıca nedeni güneş yetersizliğine bağlı D vitamini eksikliğidir.

Çok ender rastlanan bir nedeni de, bazı böbrek borucukları hastalıklarıdır. D vitamini eksikliğinden kaynaklanan raşitizm, biçim bozuklukları bırakarak kendiliğinden iyileşme gösterir. D vitamini iyileşmeyi sağlarsa da, doğuştan başlanarak 18. aya ya da 2 yaşına kadar D vitamini vermek yoluyla ortaya çıkmasını önlemek daha doğru bir yöntem olur.
Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır.

Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir.

Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yararlıdır.
Referans.7gunsaglik.com.tr

Adet Sancılarından Kurtulun

Kadınların en büyük sorunlarından biri olan regl sancılarını yenmek için ne yapmalı?

Kadınların her ay düzenli olarak adet (regl) sancılarıyla baş etmek zorunda kalmaları sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak da sorunları beraberinde getiriyor. Çoğu zaman ağrılarla baş etmek zorunda kalmak sosyal hayatı da olumsuz yönde etkiliyor. Peki, adet sancıları ile yaşamaya mahkum musunuz? Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz International Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği ve Tüp Bebek Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Çepni konuyla ilgili bilgi verdi.


Adet sancısı bir sağlık sorunu mudur?
Adet döneminin ağrılı geçmesi ‘dismenore’ olarak adlandırılır. Yumurtlamanın oluştuğu adet düzeninin başlaması ile yaklaşık 17-18′inci yaşlarda dismenore de başlar. Ortalama olarak üreme çağındaki, yani kendiliğinden adet görebilen kadınların yüzde 40-60′ı regli ağrılı yaşar. Bu, genç yaşlarda daha fazladır. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda 19 yaş civarındakilerin yüzde 75′inin ağrılı adet gördüğü belirlenmiştir. Bunların yüzde 17′si okula gidemeyecek kadar ızdırap çeker. Yarısı çok ciddi ağrılar hisseder. Yaş ile birlikte sıklık azalır ve 40 yaşından sonra ciddi oranda düşer. Bütün bu veriler dismenorenin çok ciddi sağlık sorunu olduğuna kanıttır.
Adet sancılarını yenmek için ne yapmalı?
Ağrılı adet görmede ağrı şiddeti ile ilgili pek çok etken mevcut. Kişinin psikolojik durumu, beslenme alışkanlıkları, aşırı yorgunluk, aşırı stres gibi altta yatan diğer hastalıklar da etkili olur.
Doğum yapan kadınlarda adet ağrısı daha az olur deniliyor. Bu bilimsel olarak doğru mu?
Doğum ile birlikte organik nedeni olmayan ağrı oranı azalır. Gebelik süresinde adet görmediği için ağrı yoktur. Ancak altta yatan organik bir neden varsa, tedavi edilmeden ağrı geçmez.
FINDIK, FISTIK, ET, BALIK TÜKETİN KAS GÜÇLENDİRİCİ EGZERSİZ YAPIN

Şiddetli ağrıları gidermek için, aşağıda yer alan önerileri uygulayabilirsiniz…
- Ağrılı adet görmenin oluşmasını önlemek mümkün değildir. Ağrı ancak doktorun size tavsiye edeceği ilaçlar kullanılarak hafifletilebilir.
- Sıcak banyo iyi gelir
- Orta dereceli bölgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun için sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama önerilir.

- Dikkat edilmesi gereken nokta, sıcak uygulamanın direkt karına yapılmamasıdır. Çünkü karın içerisinde bir iltihabi problem varsa, bu yayılabilir ve oldukça tehlikelidir.

- Nefes ve kasları güçlendirici egzersizler ağrıları kontrol eder. Ev ortamında yapılabilecek hafif egzersizler önerilir.
- Masaj ağrıyı azaltmada etkili bir yöntemdir. Ağrıyan bölgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa, ağrının algılanması azaltılabilir.
- Düzenli uyku, gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede işe yarar.
 Neler yemeli?
İyi beslenme ve bunun adet döneminde de sürdürülmesi ağrıyı azaltmada etkilidir. B vitamini ve magnezyumdan zengin besinler bu dönemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.
- Adet döneminde; et, balık, karaciğer, kuru baklagiller, fındık, fıstık, susam gibi yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve öğütülmemiş tahıllar tüketilmelidir.
- Eğer kişide adet kanamasından önce baş ağrısı, karında şişlik gibi problemler oluyorsa reglden bir hafta önce tuz kısıtlanmasına gidilebilir.
-Doğal idrar sökücü olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinler bu dönemde alınan ödemi giderir.
- Kafeinli ve gazlı içeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız.
Adet döneminde cinsel ilişki ağrıyı artırıyor
Her defasında ağrı kesici almak doğru mu?
Adet döneminde ağrı duyulmasını ikiye ayırıyoruz. ‘Primer dismenore’ dediğimiz durumda, altta yatan organik bir neden belirlenemez. Bu durumda ağrı kesiciler, destek tedavileri, spor gibi daha çok ağrıyı azaltıcı önlemler ile yetinmek zorundayız. Bu kadınlar 25 yaşından sonra daha az oranda ağrılı regl görürler. Bu, 40′lı yaşlara kadar azalarak devam eder. İkinci grup ise ‘Sekonder dismenore’dir. Yani ağrıların altında organik bir neden yatar. O nedenin tedavisi ile sorun çözülür. Bu nedenler arasında; regl ile dökülen rahim içi dokunun rahim kasları arasına ya da dışına yerleşmesi, miyom, rahim ağzı darlığı ve o bölgede tekrarlayan iltihap sayılabilir. Bu Grupta ise ağrı kesici yerine nedenin ortadan kaldırılması planlanmalıdır.
Cinsel ilişkiden sonra adet sancılarının geçtiği inanışı ne kadar doğru?
Adet döneminde cinsel ilişki infeksiyon riskini artırır . Ayrıca erkek cinsel organ salgısında ( menide ) ağrıyı oluşturan maddeler ( prostaglandinler ) mevcuttur. Bu inanış doğru değildir.
Adet düzensizliklerinin sebebi nedir?
Adet düzensizliklerinde esasında yumurtlama mekanizmasının etkilendiği durumlar nedenler arasında en önemli sıralarda yer alır. Bu problemin hormonal nedeni çözülerek adet düzeni sağlanabilir. Bu grupta stres, kilo değişiklikleri, sosyal konum değişiklikleri ve kadının yaşı yer alır. Bir başka grup ise adet düzeninin bozulmasına yol açan ve altta organik nedenlerin yer aldığı kanamalardır. Rahim içi dokunun  kontrolsüz büyümesi, polip, miyomlar, ve rahim ağzı ve içi kanserleri nedenler arasında sayılabilir. Bu yüzden adet düzeni bozulan hanımlar vakit geçirmeden jinekoloğa başvurmalıdır..Kaynak.http://7gunsaglik.com .,

Kilo Kaybetmenin YollarI

1.Kilo almanın bir sebeb ise ara öyündlerde atıştırmadır bunun yerine su icin.
2.Eviniz de iştah acıcı ve hızkı bir şekilde hazırlyacağınız yemekleri kullanmayınız.
3.Düzenli bir uyku uyunuz, hayata enerji ile başyasınız.
4.Karbon hidarat iceren alkol ekmek vb yiyeceklerden uzak durunuz.
5.Bol güneş ışığı alnız ve geceleri loş ışığın altında kalınız.
6.Zenginler gibi kahvaltı yapınız.
7.İllada bir şey atıştıracaksınız ayakta atıştırmayınız.
8.Bol bol yeşil cay tüketiniz
9.Bol Bol yürünüz ve ya en azından akşam yemiğinden sonra 30 dk .
10. GÜNDE 200 ML DEN FAZLA OLMAMAK KOŞULU İLE ŞEKERSİZ SİYAH CAY TÜKETİNİZ
Referans.7gunsaglik.com.tr

Erkek Menopozunda Bütün Mesele Testosteron Değil

Menopozun erkek versiyonu andropozdur. Belirtiler testosteron hormonu düşmesiyle ortaya çıkar.

Kadınlarda da östrojen düşmesiyle yaşanmaktadır. Erkekler yaşlandıkça meydana gelen hormonal değişimler düşük testosteron seviyesiyle paraleldir. Bu hormonun işlevleri ileri yaşlarda azalmayla birlikte düşüşe geçer. Cinsellikte azalma, kemik kaybı, yağlanma gibi sorunları beraberinde getirir.

Erkeklerde bir miktar bulunan östrojen hormonu da testosteronla birlikte düşüşe geçince tam anlamıyla sıkıntılı dönemler başlar. Bazı erkekler kadınlardan çok östrojen salgıladığından vücutları daha yağlıdır ve bu hormon kaybında sıkıntıları daha fazla yaşanır.

Her beden ve bünye farklı testosteron ve östrojen üretir. Düşük veya yüksek olmaması gereklidir. Testosteron eksikliği yaşayan erkeklerde cinselliğe olan istek ve libido azalmakta. Kas kaybı ve ereksiyon sorunu görülmekte.

50 yaş üstü erkeklerde hormon replasman tedavisi yapılabiliyor. Topikal jeller ve enjeksiyon ile hormon tedavisi yürütülebilir. Testosteron takviyesinin akne ve prostat büyümesi de dahil olmak üzere potansiyel yan etkileri vardır. Östrojen denilen kadın hormonları takviyesi ise kan pıhtılaşması, kalp krizi, inme ve meme kanseri riski taşımaktadır..Kaynak. .,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...